Altyazı’dan Filmekimi Önerileri

Paylaş

call-me-by-your-name-armie-hammer-timothee-chalamet
29 Eylül-8 Ekim tarihlerinde İstanbul’da başlayıp daha sonra birçok şehri gezecek olan Filmekimi’nin 51 filmlik seçkisinden 15 öneri.

anne! (mother!)
Yön: Darren Aronofsky
Provokatif filmlerin yönetmeni Aronofsky, kariyerinin en iddialı projesiyle karşımızda. İzleyicileri ikiye bölen anne!, erkek egemen kültürün kadını ve doğayı nasıl tahakküm altına aldığına dair bir alegorik bir gerilim filmi.

Aşkın Gücü (The Shape of Water)
Yön: Guillermo del Toro
Soğuk Savaş döneminde, dilsiz bir kadınla bir deniz yaratığı arasındaki aşkı anlatan Aşkın Gücü, Guillermo del Toro’ya Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazandırdı. Bu yılki Oscar ödüllerinin de favoriler arasında görülen yapım büyükler için etkileyici bir masal.

Beni Adınla Çağır (Call Me By Your Name)
Yön: Luca Guadagnino
James Ivory’nin kaleme aldığı, Luca Guadagnino’nun yönettiği Beni Adınla Çağır, on yedi yaşındaki Elio’nun İtalya’daki yazlık evlerine gelen kendinden büyük Oliver’la yaşadığı yaz aşkını anlatıyor. Sundance Film Festivali’nde gösterildikten sonra yılın en merakla beklenen filmlerinden birine dönüşen yapım, usta işi anlatımı ve izleyicide bıraktığı duyguyla son yılların en iyilerinden.

İçimdeki Güneş (Un Beau Soleil Intérieur)
Yön: Claire Denis
Bu yıl Cannes’da ‘Yönetmenlerin 15 Günü’ bölümünden büyük ödülle dönen yeni Claire Denis filminin başrolünde Juliette Binoche yer alıyor. Boşanmış, tek çocuklu bir kadının “gerçek” aşkı arayışını ironik bir dille anlatan İçimdeki Güneş, yönetmenin en iyi filmlerinden biri olarak anılıyor.

Kalp Atışı Dakikada 120 (120 Battements par Minute)
Yön: Robin Campillo
Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan yapım, 1990’ların başında Fransa’da AIDS’e karşı farkındalık yaratmaya çabalayan aktivist bir örgütün hikâyesini anlatıyor. Kişisel olanın politik olana dönüştüğü bir anlatı düzlemi kuran film, yılın en sarsıcı işlerinden.

Kare (The Square)
Yön: Ruben Östlund
Turist (Force Majeure, 2014) ile dikkatleri üzerine çeken Ruben Östlund, son filmi Kare’yle Cannes’dan Altın Palmiye’yle döndü. Stockholm’deki bir sanat merkezini mesken tutan film, burjuva kültürünü hicveden bir komedi.

Kutsal Geyiğin Ölümü (The Killing of a Sacred Deer)
Yön: Yorgos Lanthimos
Cannes’da En İyi Senaryo ödülünü You Were Never Really Here ile paylaşan Kutsal Geyiğin Ölümü, her Lanthimos filminde olduğu gibi oyunbaz bir öyküye sahip. Başarılı bir cerrah ile babasının boşluğunu onunla doldurmaya çabalayan bir ergen etrafında dönen film, tuhaf bir Alacakaranlık Kuşağı öyküsüne dönüşüyor.

Lucky
Yön: John Carroll Lynch
Geçtimiz günlerde doksan bir yaşında hayata veda eden kült oyuncu Harry Dean Stanton’ın son filmi Lucky, çölde bir kasabada yaşayan bir adamın öyküsünü anlatıyor. Ateist bir adamın aydınlanma yolculuğunu ele alan filmde, David Lynch de küçük bir rolde karşımıza çıkıyor.

Muhteşem Kadın (Una Mujer Fantástica)
Yön: Sebastián Lelio
Gloria (2013) ile iyi bir çıkış yapan Sebastián Lelio’nun Berlinale’den En İyi Senaryo ödülüyle dönen yeni filmi Muhteşem Kadın, kendinden yaşça büyük sevgilisinin ölümünün ardından hayata tutunmaya çalışan trans Marina’nın öyküsünü ele alıyor. Başrol oyuncusunun performansından büyük güç alan yapım dokunaklı bir yas öyküsü.

Mutlu Son (Happy End)
Yön: Michael Haneke
Dünyada olan bitene duyarsız bir ailenin iç dinamiklerini ironik bir şekilde irdeleyen yeni Haneke filmi, yönetmenin filmografisi boyunca tekrar ettiği temaları içinde barındırıyor. Cannes’da çok büyük heyecan yaratmasa da usta yönetmenin filmi kaçırılmamalı.

Soygun (Good Time)
Yön: Benny Safdie & Josh Safdie
Başarısız bir soygun girişimi sonrasında zihinsel engelli kardeşi tutuklanan Connie’nin, onu kurtarabilmek için çıktığı bir gecelik yolculuğa odaklanan film, özellikle dinamik anlatımı ve kuvvetli sinema duygusuyla dikkat çekiyor. Robert Pattinson’ın performansıyla öne çıkan Soygun’un soundtrack’i de ayrı bir övgüyü hak ediyor.

The Beguiled
Yön: Sofia Coppola
Sofia Coppola’ya Cannes’da 1961’den bu yana En İyi Yönetmen ödülünü kazanan ilk kadın unvanını getiren The Beguiled, 1971 tarihli Don Siegel filminin yeniden çevrimi. Amerikan İç Savaşı sırasında, erkeklerini savaşa uğurlamış bir grup kadının ikamet ettiği bir okula sığınan Kuzeyli Onbaşı McBurney’nin kendini arzu nesnesi olarak bulmasını anlatan film, mizahı elden bırakmayan bir erotik gerilim.

Thelma
Yön: Joachim Trier
Âşık olunca doğaüstü güçlere kavuşan bir genç kadının hikâyesini anlatan Thelma’nın yönetmen koltuğunda Norveç’in en önemli sinemacılarından Joachim Trier var. 1980’li yılların fantastik korku sinemasının estetiğini kullanan film, prömiyerini yaptığı Toronto Film Festivali’nde beğeniyle karşılandı.

You Were Never Really Here
Yön: Lynne Ramsay
Cannes’da En İyi Senaryo ödülünü Kutsal Geyiğin Ölümü ile paylaşan yeni Lynne Ramsay filmi, Joaquin Phoenix’e de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırdı. Sosyopat bir savaş gazisinin, kaçırılmış bir kız çocuğunu kurtarmaya çalışmasını anlatan You Were Never Really Here, suç filmi konvansiyonlarını alt üst eden yenilikçi bir dile sahip.

Zama
Yön: Lucrecia Martel
Yapımcılığını Pedro Almodóvar’ın üstlendiği ve uzun süredir merakla beklenen yeni Lucrecia Martel filmi, Venedik Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilse de festivalin en beğenilen yapımlarından biri oldu. Antonio di Benedetto’nun Arjantin edebiyatının en önemli yapıtlarından kabul edilen 1956 tarihli varoluşçu romanından beyazperdeye uyarlanan yapım, bir dönem filmi olmasına rağmen günümüz siyasetine de ayna tutmayı başarıyor.

Paylaş