EDİTÖRDEN

Ankara Film Festivali'yle, Uzak Doğu Film Festivali'yle, geçtiğimiz günlerde vizyona giren Amélie ve Moulin Rouge'uyla, Haneke'siyle ve Yüzüklerin Efendisi ile sinema sanatı açısından dopdolu bir aya giriyoruz ve Altyazı bu çeşitliliği yansıtan geniş bir içerik ile bayilerde yerini alıyor… Kuşkusuz bu ayın en ilgi çekici konusu, Yüzüklerin Efendisi. Ülkemizde tüm dünyayla aynı anda vizyona girecek bu film, sadece fantastik edebiyat hayranları için değil, sinema ile ilgilenen herkes için büyük bir merak konusu. Yüzüklerin Efendisi, sinemanın bir sanat olarak gelecekte nasıl konumlandırılacağı hakkında ipuçları verecek bize. Beklendiği kadar büyük bir ilgiyle karşılanırsa film, fantastik olanın yorumlanış biçiminde ve sinemada gerçekliğin algılanışında önemli dönüşümlere neden olabilir. Bülent Somay, psikanaliz ve fantastik edebiyat arasındaki ilişkiye değindiği "Fantaziyi 'Görmenin' Yolları" adlı yazısında, filmi 21. yüzyılın görsel fantazi dilinin üzerinde gelişeceği temelleri şekillendirecek bir dönüm noktası olarak ele alıyor. Altyazı, on yedi sayfalık Yüzüklerin Efendisi dosyası ile bu önemli sinema olayına şahitlik yapıyor.

Aralık ayında vizyona girecek bir başka önemli film ise Michael Haneke'nin son filmi Piyanist. Haneke'nin adeta bir halüsinasyon gibi, göstermediği şeyleri seyircinin kafasında görünür kılması, sinema sanatının ulaştığı en ürpertici noktalardan biri. Bir tarafta, Yüzüklerin Efendisi'nin yıllardır insanların kafalarında canlandırdıkları imgeleri görüntü diline aktarma çabası diğer tarafta Haneke'nin insanlara akıllarından uzak tutmaya çalıştıkları karanlık yanlarını hatırlatması… Bu iki filmin, birbirinden çok farklı boyutlarda olsa da, beyazperdedeki görüntünün algılanışı konusunda yeni tartışmaların kapılarını aralayacakları şüphesiz.

Aralık ayı, festivaller açısından da zengin bir ay. Ekonomik nedenlerle ertelenen 13. Ankara Film Festivali 26 Kasım - 9 Aralık tarihleri arasında, 4. Uzak Doğu Film Festivali ise 23 Kasım-30 Aralık arasında sırasıyla Ankara, Eskişehir, İstanbul ve İzmir'de düzenlenecek. Altyazı dergisi, bugüne kadar takındığı tavır ile film festivallerini ne kadar önemsediğini gösterdi. Venedik, Karlovy Vary, Saraybosna, New York yazarlarımızın ziyaret etme fırsatını bulduğu ve izlenimlerini Altyazı'ya taşıdığı festivallerden sadece birkaçı. Film festivalleri, hem dünya sinemasının bugünkü durumuna daha geniş bir perspektiften bakabilmeye olanak sağlıyor hem de seyirciyi klasiklerle buluşturup geçmiş ve şimdiki zaman arasında bir köprü kuruyor. Altyazı olarak amacımız, yurtdışında gerçekleştirilen festivallere verdiğimiz önemin çok daha fazlasını Türkiye'de gerçekleştirilen festivallere vermek ve bu festivalleri mümkün olduğunca kapsamlı bir şekilde okurlarımıza aktarmak. Vizyon dışı sinema etkinliklerine yazılı ve görsel medyada yeterince yer verilmediğini düşünüyoruz. Tam da bu yüzden, Selanik ve Londra festivalleri ile ilgili izlenim yazılarımızı gelecek aya bırakarak, Ankara Film Festivali'ne geniş yer ayırdık bu sayımızda. Özellikle festival kapsamında toplu gösterimleri yapılacak Andrzej Wajda ve Robert Bresson'un sinemalarını irdeleyen özgün yazıları yayınlıyor olmak bizim açımızdan heyecan verici. Gelecek sayımızda ise, yine Ankara'da filmleri gösterilecek olan Türk Sineması'nın duayeni Lütfi Ö. Akad hakkındaki kapsamlı bir yazıyı Burçak Evren'in usta kaleminden okuyabilirsiniz.

Tüm bunların dışında, Aralık ayında da, Altyazı'nın yavaş yavaş vazgeçilmez hale gelen köşeleri dopdolu. Cin Aynası köşesinde, Metin Kaçan'ın Altyazı için özel olarak yazdığı, sinema ile olan ilişkisi üzerine kurulu öyküsü Düş Sütleri'ni okuyabilirsiniz. Okurdan büyük ilgi gören İzliyorum'un bu ayki konuğu ise Barış Pirhasan.

Barış ve sinema dolu geçmesini umduğumuz yeni yılda görüşmek üzere…