Kapak 32

Yeşilçam ve Dergim

Babam ve Oğlum, izleyiciyle sıkı bir bağ kuran bir film. Duygusal Hollywood filmlerinden çok iyi biliyoruz ki, bir filmin insanı ağlatma potansiyeline sahip olması o filmi iyi bir film yapmak için yeterli değil. Fakat Babam ve Oğlum’a baktığımızda filmin ‘mendilin arkasını doldurduğunu’, basit bir duygusallığın çok daha ötesine giderek, absürdlük ve dramın iç içe geçtiği anlarla örülü kendine has bir dünya yarattığını görüyoruz. Film eleştirmenlerinin bir özelliği de, çok fazla film izledikleri, her filme eleştirel gözle baktıkları ve filmi izlerken kendi görüşlerini oluşturmaya çalıştıkları için filmlerden ‘film eleştirmeni olmayan bir izleyici’ kadar etkilenmemeleridir. Film eleştirmeni, kendi fikir haritasını oluşturmak için normalden biraz daha mesafeli yaklaşmak durumundadır filmlere. Ancak Babam ve Oğlum’un basın gösteriminde tuhaf –en azından benim için tuhaf- bir şey oldu. Sinepop’un salonunu sabah 10’da dolduran film eleştirmenleri için, filmlerle kendi duygulanımları arasında kurdukları o mesafe, Babam ve Oğlum’u izlerken yavaş yavaş yok olmaya başladı...

 

 

DOSYA / CRONENBERG
Bu ay son filmi Şiddetin Tarihçesi’yle sinemalarımıza konuk olan David Cronenberg, teknoloji-beden ilişkisine yoğunlaşan hazmı zor filmlerin yaratıcısı. Kanada’nın bu en ünlü yönetmeninin sinemasını altyazı yazarlarının kaleminden okuyacağınız dosyamızda, yönetmenle yaptığımız özel söyleşiyi de bulacaksınız.

GÖZE ÇARPANLAR / BROTHERS GRIMM
Terry Gilliam, Melies’nin torunları sayılabilecek, soyu tükenmeye yüz tutmuş, masal anlatıcılarından biri. Kimi zaman modern masallar anlatmayı, kimi zaman ise eski metinlere dönmeyi seçiyor. Binbir talihsizlik/lanet yüzünden bitiremediği ‘Don Kişot’tan tutun da, Yunan Mitolojisi’ni Akıl Çağı’na taşıdığı Baron Munchausen’in Maceraları’na (The Adventures of Baron Munchausen, 1988) binbir zaman ‘masal’ları içerisinde gezmeyi seviyor. Bu sefer de karşınıza Grimm masallarını harç ettiği yeni bir ‘mit’ ile geliyor. .

 


GÖZE ÇARPANLAR / KING KONG
Şayet sinema 20. yüzyıl (ve ötesinde), bu çağın temel efsane üretim zeminiyse, sinemanın ürettiği efsanelerin önde gelenlerinden biri ‘King Kong’dur. Kuşkusuz tüm efsaneler gibi King Kong da ‘özgün’ değildir, kendinden önceki başka efsanelerden izler taşır. King Kong bağlamında, ‘güzel ve çirkin’ tragedyasının bir başka anlatı içinde yeniden üretilmesi söz konusudur ki zaten ilk King Kong filmi (1933) daha açılışındaki bir epigrafta bu bağlantıyı kurar...