Çevirmen

Paylaş

Suriyeli mültecilerin yaşadığı bir sınır kasabasında geçen trajik bir aşk hikâyesi.

Dilek Aydın

Emre Kayiş, Çevirmen’de bizi Suriyeli mültecilerin hayatlarına biraz daha yakınlaştırıp, duymaya alışkın olduklarımızdan farklı bir öykü kuruyor. Bir sınır kasabasında tutunmaya çalışan Suriyeli mültecilerin gündelik hayatlarına İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nden aşina olduğumuz bir yalınlıkla bakarken, dikkatimizi diğerlerinden biraz daha farklı olan Yusuf’a çekiyor. Babası Türkiye’de doğduğu için etrafındaki Suriyelilerin aksine az çok Türkçe konuşan Yusuf’un bu özelliğinin ona masumiyetini nasıl kaybettirdiğine odaklanıyor.

Emre Kayiş’in takipçi, gözlemci kamerasıyla oluşturduğu geniş kadrajlar yalın olmakla birlikte kompozisyonları çok katmanlı; öyle ki filmin dünyasını asıl olarak büyük resmin içindeki detaylarla anlamlandırıyoruz. Yusuf’u çalıştığı kum ocağında takip ederken, onun etrafındaki hayatı
da izliyoruz. Yusuf işi ve evi arasındaki geliş gidişlerinde,
bu sınır kasabasının çadırlarının önünden geçiyor; evlerdeki fakirliğe, yağmurda tavanlarının akmasına tanıklık ediyoruz. Bütün bu kargaşanın içinde dahi, hayatta asla eksik olmayan aşk da kendini gösteriyor elbette. Yusuf’un iş arkadaşı Amina’nın lunaparka gitme teklifi Yusuf’u heyecanlandırıyor. Çevirmen’in çok yakın planlardan kaçınan, bütünün içindeki detaylarda saklı anlatısını örnekleyen yerlerinden biri de burası: Yusuf’un heyecanını, inanılmaz güzellikte bir kadrajda, el arabasıyla neşeli daireler çizen Yusuf’u uzaktan göstererek işaret etmesi bize…

Ancak bizi bir sürpriz bekliyor. Film, Yusuf’un kendini diğerlerinden ayıran Türkçesini kullanarak Amina ile
onun asker sevgilisi arasında tercümanlık yapmak zorunda kalmasıyla trajik bir noktaya evriliyor. Henüz kendisi iki çift laf edememiş Yusuf, Amina’yı belli ki uzaktan görüp beğenmiş İzmirli Türk delikanlı Emre’nin duygularına tercüman olmak zorunda kalıyor. Filmin bu son noktasına kadar Yusuf’un konuştuğunu neredeyse hiç görmememiz de, onun kendinin değil başkasının duygularını dile getirme mecburiyetinin ironisini daha da arttırıyor. Eline böyle bir güç geçmişken, durumu manipüle etmeye karar veren Yusuf’un yaptığı şeyi onunla birlikte sadece biz anlıyoruz ve ister istemez kendimize soruyoruz: Beğendiği kızın başka biriyle muhabbetine tanıklık etmeye ve onların ‘aralarını yapmaya’ mecbur bırakılan Yusuf’unki ahlaklı bir davranış mıdır? Woody Allen’ın son dönem filmlerinde rastladığımız türde bir ahlaki ikilemle baş başa bırakılan seyirci için, cevap vermek çok güç. Belki de filmi başa sarıp bu güzel kadrajları ve detaylarda gizli trajediyi bu gözle tekrar izlemek en iyi çözümdür.

Emre Kayiş kimdir?
Yüksek lisans eğitimini London Film School’da tamamlayan Emre Kayiş, mezuniyet filmi Çevirmen (2015) ile Saraybosna Film Festivali En İyi Kısa Film ödülü dahil birçok ödül aldı. Kayiş hâlen ilk uzun metrajı ‘Anadolu Leoparı’ üzerinde çalışıyor.

Paylaş