Altın Vuruş

Paylaş

Birçok kültürde karşımıza çıkan ‘güneşe ulaşma’ mitini ‘steampunk’ estetiğiyle yorumlayan bir animasyon.

Dilek Aydın

Son iki senenin en çok festival dolaşan kısa filmlerinden Altın Vuruş, bizi zamanın ve mekânın belirsiz olduğu bir evrene çağırıyor ve ışıktan güç alarak yaşayan bir robot topluluğunun güneşe ulaşma arzusunu anlatıyor. Detaylı biçimde tasarlanmış oldukları her hâllerinden belli olan bu robotlar daha büyük bir ışık kaynağına ulaşma mitiyle yaşıyorlar. Resimleri hareket ettiren bir mekanizma sayesinde haberdar oldukları bu mite göre, normalde kanatları olmayan robotlar, ışık kaynağı olan Güneş en güçlü hâline ulaştığında kanatlanıp yükselmeye başlıyorlar.

Böyle bir hikâyeyi birçok farklı açıdan okumak mümkün elbette. Güneş gibi Paganizmin en önemli sembollerinden birine gönderme yapmasından başlayarak, Altın Vuruş’un kültürler ötesi kolektif bir hafızaya dair evrensel bir anlatı kurduğu açık. Robotlar karanlık ve tozlu dünyalarında, daha çok ışığa erişebilmeyi hep bir umut olarak taşıyorlar zihinlerinde. Robotların, ulaşmaya çalıştıkları bu hayali kapalı bir yerde, resimlerin hareketlendirildiği bir sistemle izlemesi ise, hem sinemanın kendisine bir gönderme yapıyor hem de ister istemez Platon’un mağara alegorisini çağrıştırıyor. Bütün ampuller toplanıyor, devreler bağlanıyor, sonunda ışık yükseliyor, robotların güç seviyeleri artıyor, kanatları çıkıyor ve mutlu sona yaklaşıyoruz. Ancak bütün robotlar birer İkarus’a dönüşmüş oluyor; tam Güneş’e ulaşacakları sırada gücün kesilmesiyle hepsi yere çakılıyor.

İşin ilginç yanı, Gökalp Gönen’in evrensel kavramlara dayanan ve kolektif olarak tecrübe edilen bu filmi tek başına yapmış olması. Steampunk estetiği üzerine kurulu, tüm görsel ve işitsel öğelerin detaylı bir şekilde tasarlandığı, göz kırpışlarına kadar her türden küçük jest ve mimiğin anlamlı kılındığı bu dünyada, robotlarla özdeşleşmekten kendimizi alamıyoruz. Evrensel temalarını dünyaya dair herhangi bir kültürden, zamandan ve mekândan bağımsız olarak ele alması da, filmin anlatısını daha güçlü kılıyor. İkarus’un balmumu kanatlarının Güneş’e yaklaştıkça eriyişi gibi, Altın Vuruş’un robotları da kendi sonlarını hazırlıyorlar. İsmiyle de bir çeşit intiharı imleyen Altın Vuruş bizi, tasvir ettiği paslı, metalik dünyanın içinde inancı ve umudu sorgulamaya davet ediyor.

Gökalp Gönen kimdir?
1989’da Hatay’da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin İletişim Tasarımı bölümünü bitirdi. Okul yıllarında animasyon üretimine odaklandı, ilk filmi Güveç’i 2010 yılında tamamladı. Çeşitli sanat projelerinde yer alan Gönen’in son filmi Altın Vuruş (2015) bugüne kadar çok sayıda festivalde gösterildi ve çeşitli ödüller aldı.

Paylaş