Asker

Paylaş

Murat Çetinkaya’nın filmi, tek mekân ve tek karakterle militarizmin yalnızlaştırıcı yanını betimlemeyi başarıyor.

DİLEK AYDIN

Tek mekânda geçen ve tek karaktere odaklanan filmler “kolay iş” gibi görünse de, bu tür yapımlarda tutarlı bir sinema dili tutturamama, mekânın sınırlılığı yüzünden belirli teknik klişelere hapsolma gibi riskler çok yüksektir. Murat Çetinkaya’nın kısa filmi Asker, oluşturduğu stil ve sembolik düzlem sayesinde tek mekân-tek karakter yapısının olası dezavantajlarından kaçınarak ortaya başarılı bir örnek çıkarıyor. Filmde, asker (Kaya Akkaya) küçük bir odada kapana kısılmış, bir sonraki saldırıyı beklemektedir. Tetiktedir. Murat Çetinkaya filmin bu ilk bölümünde yavaş bir ritimle ve yakın planlarla karakterinin psikolojisine bizi ortak ediyor. Zaman zaman askerin göz kapağına kadar yakınlaşması, onun zihinsel durumuyla daha da özdeşleşmemizi sağlıyor. Uykuyla uyanıklık arasında, hayalle gerçek arasında gözünü her kapatıp açtığında yakalanan anlık görüntülerle, askerin içinde bulunduğu paranoya haline, yalnızlığa neredeyse ortak oluyoruz. Kısa zamanda anlıyoruz ki aslında askerin küçük savaş alanı, sakin bir deniz kıyısıdır. Gelip geçici gündüz düşlerinde aslında onun dışarıya ne kadar hasret olduğunu anlıyoruz. Onu bu küçük kutuda tetikte tutan, yalnızlığa hapseden, başkalarından/dış dünyadan korunma takıntısıdır. Asker dışarıdan korkar. Tıpkı Platon’un mağara alegorisindeki zincirlenmiş insanlar gibi gerçek dünyadan kopmuş, manipüle edilmiş bir mikro dünyaya hapsolmuştur. Hücresinin dışındaki dünyaya bakmaya çalıştığında güneş gözlerini yakar. Asker kendi küçük hücresinden çıkamaz.

Çetinkaya’nın filminin öne çıkan tarafı, askerin zihinsel mahpusluğunu “aslında her şey onun zihnindeydi” minvalinde sürpriz bir finalle açık etmektense, onu çevreleyen dünyayı yavaş yavaş betimlemeyi, kademe kademe açmayı denemesi. Asker, böylelikle seyircide tek bir askerin içler acısı hali üzerinden hayret ve acıma uyandırmanın ötesine geçerek, yarattığı paranoya hissi ve komplo teorileriyle insanları kendi sınırlarına hapseden militarist rejimlere dair de sözü olan bir hal alıyor.

Murat Çetinkaya Kimdir?
1986’da doğdu. 2010’da İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’nü bitirdi. Yüksek lisans eğitimini İngiltere’de, The London Film School’da senaryo yazımı alanında yaptı. Erdem Tepegöz’ün ödüllü filmi Zerre’de (2012) reji asistanı olarak çalıştı. Asker ikinci kısa filmidir.

Paylaş