Azad

Paylaş

Dört duvar arasında mahkûm edilen bir çocuğun özgürlük arzusuna odaklanan bir film.

Dilek Aydın

Yakup Tekintanğaç’ın yönettiği Azad, bizi küçük bir çocuğun dünyasına çağırıyor ve çirkin binalarla çevrelenmiş bir banliyö evine hapsolan Azad’ın günlerine ortak ediyor. İlkokul çağındaki Azad’ın annesi Sosin her gün çalışmak için evden çıkarken kapıyı kilitler ve Azad’ın evdeki macerası başlar. Özel siparişle annesine getirttiği renkli kalemleriyle resim yapıp dururken, her fırsatta gözlemlediği sokağa merakı açıkça görülür. Filmin başından itibaren, Azad’ın çocuk naifliğinden ve merakından seyirciye geçen bir şeyler hissediliyor. Bunlardan biri, babanın yokluğu… Babanın nerede olduğu sorusunu Azad’ın ağzından asla duymadığımız için, bunun zaten alıştığı ve doğal kabul ettiği bir eksiklik olduğunu anlıyoruz. Elbette babanın yokluğu mevzusu; köyden göç etmiş, şehre ayak uydurmaya çalışan, yarım kalmış bir Kürt ailesi söz konusu olduğunda başka soruları da çağrıştırıyor. Baba nerededir, akıbeti nedir, film bu sorulara cevap vermiyor. Azad’ın, babasının varlığına işaret eden tek şey olan erbaneye yönelik merakı, babasına ait olan bir şeyle bütünleşme isteğine işaret ediyor. Annesinin tavizsiz yasaklarıyla daha da büyük bir arzu nesnesine dönüşüyor erbane. Azad’ın isminin anlamıyla zıtlık teşkil eden evde kapalı kalma hâli, kimlik mevzusunun beraberinde getirdiği çağrışımlar da işin içine girdiğinde daha büyük bir kapalılığa, bir sıkışmışlığa işaret ediyor. Yakup Tekintanğaç’ın bu büyük mevzuyu, küçük bir çocuk ve onun küçük dünyası üzerinden anlatmaya çalışması da filme ayrı bir katman kazandırıyor. Bu katman, Azad’ın evine düşen bir güvercini odaya kapatması ve kendini onunla özdeşleştirmesiyle bir adım daha derinleşiyor. Filmin sonunda, Azad’ın her gün uğraşa didine bir araya getirdiği şeyin tam da çocuk ruhunu hatırlatan bol fosforlu ve renkli bir şehir maketi olduğunu gördüğümüzde, onun özgürlük arzusunun ne kadar kuvvetli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Özgürlük arzusuyla baba özleminin bir araya getirildiği, Azad’ın hayal gücüyle tasarladığı koca şehrin önünde erbaneyi bu kez özgürce çalabildiği bir sahneyle sonlanıyor film. Sonuç olarak karşımızda, iyi düşünülmüş, iyi tasarlanmış, temanın ve temaya karşılık gelen öğelerin tutarlı şekilde kullanıldığı bir kısa film var. Küçük oyuncunun kendini kameraya bırakmış oyunculuğu sayesinde, Azad’ın çabasız bir doğallıkla gündelik hayatta akıp gidişini izliyoruz. Yakup Tekintanğaç’ın aynı zamanda bir öğretmen olmasından kaynaklandığını düşündüğüm harika çocuk oyuncu yönetimi için özellikle izlenmesi gereken bir kısa, Azad.

Yakup Tekintanğaç kimdir?
1980’de Ağrı’da doğdu. Üç yıl Senaryo Yazarları Derneği’nde senaryo eğitimi aldı, dört yıl Mezopotamya Sinema Kolektifi’nde sinema çalışmalarına katıldı. Qapsûl (2013) ve Polistan (2014) adlı kısa filmlerinin ardından 2015 yılında çektiği Azad, ulusal ve uluslararası festivallerde pek çok ödül kazandı.

 

Paylaş