Baydara

Paylaş

Zamanı ve mekânı belirsiz bir dünyada hastalıklı bir anne-oğul ilişkisine odaklanan Baydara: Edra’nın Kaderi, kara mizahı ve başarılı tasarımıyla öne çıkıyor.

DİLEK AYDIN

Edra, sürekli gülümseyen bir asansör görevlisidir ve otuzlu yaşlarında olmasına rağmen hâlâ annesiyle yaşamaktadır. Her sabah aynı saatte kalkar, aynı kahvaltıyı yapar ve çalıştığı asansörü kullananlara sürekli gülümser. Baydara: Edra’nın Kaderi annelerin erkek evlatlarına karşı hastalıklı düşkünlüğüne ve tam zamanlı işlerin yarattığı monotonluğa biraz mizahi, biraz da dramatik açıdan yaklaşıyor. Birçok ihtiyacı annesi tarafından karşılanan, güvenli bölgesinde, hayatını sorgulamadan uzak geçiren yetişkin erkek tipini temsil eden Edra’nın rutin hayatındaki ufak bir kırılma, filmde onun kaderini tamamen değiştirecek zincirleme bir reaksiyon başlatıyor. Edra’nın asansörün sıkışması gibi gündelik bir dehşet ânı karşısında hâlâ gülümsemesini asansördeki kokoş hanımefendi anormal, hatta sapıkça bulunca, Edra’nın gülümsemesi suratından siliniyor. Bu noktadan itibaren rutin hayatıyla kurduğu ilişki patolojik bir hal alan Edra gülümsemiyor, hayattan zevk almıyor, kahvaltısını bile vahşice yiyor ve sürekli kaşınıyor. Tehlike çanlarının en belirgin göstergesi olan kaşıntısına tek çare olarak böcek ilaçlama şirketini çağıran Edra’nın kaderinin ikinci dönüm noktası, böcek ilaçlama ekibinin ayrılışından sonra, annesinden kurtulmasıyla oluyor. Güvenli bölgesine yönelik bir tehditle sarsılan Edra sonunda ana rahminden kopmayı başarıyor ve böylece gülümsemesine de yeniden kavuşuyor.

Özünde, bize ana rahminden ve güvenli alanlarımızdan kopmayı öğütleyen Baydara, yarattığı çağrışımsal dünyayla Çıplak Şölen’i (Naked Lunch, 1991) hatırlatıyor biraz ama Can Eren’in en azından bu filminin daha çok Jean-Pierre Jeunet’nin sinema dilinden izler taşıdığı söylenebilir. Sık sık kullanılan yakın planlar, tekrarlar ve grotesk kamera açıları filmin mizahi diline katkıda bulunuyor. Bu anlamda, kamera ve kurgunun yanı sıra, doğru bir sanat yönetimi sayesinde rejisiyle uyum içinde bir estetiğe sahip olduğu söylenebilir. Tüm bu özellikleriyle filmin geçtiğimiz sene önemli festivallerden ödüllerle dönmesi de şaşırtıcı değil.

Can Eren Kimdir?
1986 yılında Ankara’da doğdu. 2005’te Konya ve Mevlana adlı ilk belgeselini yaptı. Lisans eğitimini 2011’de İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema-TV ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinde tamamladı. Bitirme projesi olarak çektiği Baydara: Edra’nın Kaderi’yle, 18. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’ndeki En İyi Kısa Film ödülü başta olmak üzere ulusal ve uluslararası yarışmalarda birçok ödülün sahibi oldu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans programına devam eden Eren, halen Baydara’nın devamı niteliğindeki uzun metraj film projesi üzerinde çalışıyor.

Paylaş