Bir Avlu Bir Kent

Paylaş

ALTYAZI.NET periyodik olarak seçtiği bir kısa metraj filmi ‘Ayın Kısası’ bölümünde yayınlıyor. Eğer kısa filminiz dijital ortamda izlenebiliyorsa, altyazi@altyazi.net‘e ‘Ayın Kısası’ başlıklı bir e-posta yollayıp filminizin izlenebileceği linki bize iletebilirsiniz.

Senem Aytaç

Canan Altınbulak’ın belgeselinin konusu olan İzmir’in Mezarlıkbaşı semtindeki Akhisar Oteli ve otel sakinlerinin hayatı, izleyicisine ‘alışılmışın dışında’ bir portre sunuyor. Bu portrenin neden ‘alışılmışın dışında’ olduğu ise üzerine kafa yorulması gereken önemli bir soru.

Belgeselin katılımcılarından ve neredeyse 30 yıla yakın bir zamandır bu otelin sakinlerinden olan Deniz Ali Öztürk’ün mükemmelen ifade ettiği üzere “virane ile malikânenin bir yerde” olduğu bu mekân, yine kendi ifadeleriyle ‘kader kurbanları’nın, yalnızların, dışlanmışların, unutulmuşların, toplumsal hayattan o ya da bu şekilde elini ayağını çekmiş olanların sığınağı. Tamamı bekâr erkeklerden oluşan otel sakinleri, Sarı İbo, Mersedes Ali, Zappa Gürsel, Artist Ali ve diğerleri, birbirinden nevi şahsına münhasır insanlar. Kimi kendi talihsiz hayatlarının kimi ise adeta tüm dünyanın yükünü sırtında taşıyan bu karakterlerin sığındığı Akhisar Oteli’nin avlusunda, onlara dert ortaklığı eden kedileri, içki şişeleri ve bir limon ağaçları var. Büyük bir şehrin ortasında gizlenmiş bu otelin her kapısı bambaşka bir dünyaya açılan odalarında; hayata küskünlükleri ile tamahkârlıklarına, yaşattıkları hayalleri ile yaşadıkları hayal kırıklıklarına, hayata sıkı sıkı tutunmakla bir anda kopup gitmek arasındaki gelgitli ruh hallerine tanıklık ettiğimiz insanlar, birbirine tezat bir sürü duyguyu aynı anda çağırıyorlar.

Bu insanlar tek tek ilk bakışta tuhaflıklarıyla ön plana çıkıyor gibi görünseler de, gündelik hayatına yavaş yavaş dahil olduğumuz otel sakinlerinin sayısı çoğaldıkça, çok daha bütünlüklü bir resim gözlerimizin önünde beliriveriyor. Sadece toplumsal hayatın değil, görsel hafızamızın da bir kenara ittiği, bir yerlere kapattığı bu insanların bizde uyandırdığı ‘uzak bir yerden tanıdıklık’ hissi, gündelik hayatımızın düzenlenişinin birbirimize değmemize olanak vermediği bir toplumsal yapının bizde yarattığı o büyük boşluk hissini ön plana çıkarıyor en çok.

Canan Altınbulak’ın belgeseli, tıpkı Akhisar Oteli’nin kendisi gibi, bu insanların hayatlarını temsil alanında var ederek, onların sığınağına bir süreliğine de olsa, bizi de davet ediyor. Belgeselin belki en zayıf yönü ise, henüz yeni yeni tanımaya başladığımız ve merak içerisinde daha fazla vakit geçirmek istediğimiz bu insanların, misafir olduğumuz bu otelin bir fragmanı olarak kalıyor olmasında. 23 dakika bittiğinde, daha henüz kapıları aralanmış olan bu dünyadan alelacele çıkmamız gerekmesinin iç burukluğunu yaşıyoruz. Diğer yandan belki de şöyle düşünmeliyiz; içinde illa ki bir nebze kibir barındıran bu görsel iştahımızın kursağımızda kalmasına yarıyor bu tatminsizlik. Böylelikle, birer seyirlik malzeme olarak değil, sahici insanlar olarak Akhisar Oteli’nin sakinlerinin gerçeklikleri suratımıza daha sert, daha güçlü çarpıyor. (Senem Aytaç)

Canan Altınbulak kimdir?
1988 İzmir doğumlu yönetmen, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldu. 23. Uluslararası İstanbul Kısa Film Festivali ve 18. Adana Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Belgesel’ ödülü alan Bir Avlu Bir Kent, Altınbulak’ın ilk filmi.

Paylaş