Pudrasız

Paylaş

Birbirinden bağımsız dört öykücükten oluşan, sinemasal gerçeklik üzerine kafa yoran bir meta-anlatı.

Hamit Özonur

Sinema, Georges Méliès’den günümüze, ilişkilendirildiği diğer bütün öncül sanatlardan çok ilüzyonla alakalı oldu aslında. Gerçek olanla kurmacayı birbirinden ayıran duvarları yıkmak, aralarındaki çizgiyi müphemleştirmek… Tıpkı bir ilüzyonist gibi seyirciyi izlediklerinin gerçek olduğuna inandırmak…

Umut Subaşı’nın 47. siyad Ödülleri’nde finalist olan filmi Pudrasız da sinema tarihindeki birçok film gibi, zaten formun özünde bulunan bu olguyu filmin odağına yerleştirip bir meta-anlatı kurma yoluna giriyor. İzleyiciye (sinemasal) gerçekliğin ne demek olduğunu ve kendi edilgen pozisyonunu sorgulatıyor. Filmin daha en başında hikâyelerini anlatacak dört insandan yalnızca birinin hikâyesinin gerçek, diğerlerinin ise kurmaca olduğu bilgisi, seyirci olmanın alışılmış pasif pozisyonuna ters düşen bir güçle beraber veriliyor: gerçek hikâyeyi anlatanı bulmak. Bu beklenmedik sorumluluk dört anlatıcıya olduğu gibi yönetmene duyduğumuz güveni de boşa çıkarıyor; film izlerken alışık olduğumuz güven ve konfor duygusunun altımızdan çekilmesiyle beraber, karakterlere yabancılaşmak yerine farklı bir düzlemde kendimizi onlara daha yakın ve filme daha dahil hissediyoruz. Tüm karakterlerin hikâyeleri öyle iyi kurgulanmış ki, dört öykü de birbirinden bağımsız olmasına karşın birbirini çok doğal bir şekilde tamamlıyor. Yönetmen böylelikle dört “oyuncu”ya da aynı anda inanmamızı ve tam da bu yüzden hepsinden şüphe etmemizi sağlıyor ve bu şüpheyle beraber “gerçek” denilen şeyin ikircikliği ve kaypaklığına dair sorulara ulaşmamıza olanak tanıyor. Sinemaya giden, film izleyen insanların yönetmenin insafında, çerçevenin içinde verilenlerin doğruluğuna inanmaya hazır olmaları üzerine; sinemada gerçeklik denilen şeyin elle tutulur bir olgudan çok anlatının organik bir parçası olması üzerine kafa yoruyoruz.

Bu düşük bütçeli, küçük prodüksiyonlu filmin festivallerce atlanmaması sevindirici çünkü ‘gerçekçi’ sinemanın bu kadar sektörün iliklerine işlediği bir dönemde sinemasal gerçeklik üzerine film yapmak kıymetli.

Umut Subaşı Kimdir?
1990 yılında Ankara’da doğ du. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü’nde lisans eğ itimini tamamladı. Daydream adlı deneysel filmi 2012’de Lars von Trier’in projesi Gesamt’a seçildi. 2013’te, Eksik ile Altın Koza Film Festivali Kısa Film Yarışması’nda En İ yi Kurmaca ödülünü, Ü.N.K. ile Malatya Film Festivali Kısa Film Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Son filmi Pudrasız 47. SİYAD Ödülleri’nde En İyi Kısa Film Ödülü’ne aday gösterildi.

Paylaş