Reframe

Paylaş

Sekiz stereoskopik film karesinin montajlanmasından oluşan, bizi kamerasız film yapmanın sonsuz olasılıklar dünyasına davet eden bir çalışma.

Dilek Aydın

On yedi yaşında ABD’ye taşınıp sanat eğitimi alan Nazlı Dinçel, film deyince aklına beyazperdede izlenen bir rüya değil de, o plastik uzun şeridin ta kendisi gelenlerden. Deneysel sinema tartışmalarında sık karşılaştığımız ‘sinema sanatı neden plastik sanatlara değil de edebiyata yöneldi’ sorusuna da yaptığı filmlerle kendince bir cevap veriyor. Film dediğimiz şey, son zamanlarda sıfırlar ve birlerin dijital dünyasına evrilene kadar mikro bir kanvastı sonuçta. Yirmi dört tanesi art arda gelince bir saniyelik akan bir görüntü oluşturan kanvaslar… Nazlı Dinçel de bu kanvası kendi mecrası olarak kullanıyor. Dinçel’in filmografisi film şeridinin plastikliğine, eğilip bükülüp hareket ettirilebilir, hasara uğratılabilir, çizilebilir olmasına gönderme yaparken, kendi varoluş tecrübesine de göndermeler yapan işlerle dolu.

Nazlı Dinçel’in filmografisinde, pelikülle ilk haşır neşir olmaya başladığı işlerden biri olan Reframe (Yeniden Kadrajlama), Milwaukee Wisconsin’de bir eskici dükkânında bulunan dialardan yeniden üretilen bir film. Dinçel bu filmde 1948-50 yılları arasında Küba’da görev alan bir askerin turistik bakışını tekrar masaya yatırıp, anları tekrar tekrar üretiyor. Filmin bu slaytlara konu olan, egzotizmi aramaya odaklı bakışı alıp onu tekrar tekrar kadrajlama çabası, anları tekrar başka bir gözle canlandırmasını da mümkün kılıyor.

Kameralara, ışıklara, aktörlere, ihtiyaca göre büyüyüp küçülen ekibe ve devamlı yaratıcıyı ödün vermeye iten bir çalışma ağına ihtiyaç duymaksızın, daha önce farklı sebeplerle üretilmiş film rulolarından çekildiği döneme ait hâllerin, izleklerin peşine düşen bu ‘buluntu film’, film üretme pratiğini neredeyse arkeolojik, antropolojik bir yere de yaklaştırıyor. Reframe de buluntu film alttürünün en önemli araçlarından biri olan kendine mâl etme (appropriation) için güzel bir örnek. Bu karelere hapsedildikleri tarihten birkaç yıl sonra, 1952 Devrimi’nde belki de yok olmuş bedenleri tekrarlarla, yeniden kadrajlamalarla ve stereoskopik stille canlandırmaya, canlı tutmaya çalışan Dinçel, bir askerin Küba’ya egzotik bakışındaki tekinsizliğin altını çiziyor. Kamerayı kullanan gözün henüz bilmediği bir bilgiyle yaklaşabiliyor malzemesine ve bu malzemeyi alıp bambaşka bir bağlama oturtabiliyor. Sonuç olarak, buluntu film pratiğinden yararlanarak, bambaşka bir film yapma ve film izleme tecrübesi sunan Reframe, hem konvansiyonel film yapma tekniklerine alternatif sunuyor hem de yeniden üretimin, yeniden bağlamlandırmanın sonsuz olasılıklarına bakmaya davet ediyor izleyicisini.

Nazlı Dinçel Kimdir?
1989’da Ankara’da doğan Nazlı Dinçel on yedi yaşında ABD’ye göç etti ve Milwaukee’de sanat eğitimi aldı. Batı toplumunda kendi varoluşundan da yola çıkan, parçalanma tecrübeleri üzerine yoğunlaşan işleri Rotterdam Film Festivali, Ann Arbor Film Festivali ve Dallas Çağdaş Sanat Müzesi gibi birçok farklı festival ve kurumda izleyiciyle buluştu. Her Silent Seaming (2014) filmiyle 2015’te Chicago Underground Film Festivali’nde En İyi Deneysel Film ödülünü aldı.

Paylaş