Sekiz Haziran

Paylaş

Burak Çevik imzalı Sekiz Haziran, izleyeni Gezi Direnişi’nin barikatlarına başka bir gözle bakmaya davet eden bir çeşit mekân araştırması.

Serdar Kökçeoğlu

Gezi Direnişi 21. yüzyılın en büyük kitlesel direnişlerinden biri olduğu gibi aynı zamanda kitlelerin ortaklaşa yarattığı büyük bir sanat eseriydi. ‘-Di’li geçmiş zaman sizi yanıltmasın; ne direniş ne de sanat eseri henüz tarih olmuş değil. Gezi başlı başına bir sanat eseri olduğu gibi, onun yaratıcı ve ilham verici yönü hemen her köşesinde kendini belli ediyordu. Gezi fotoğraflarla, video ve ses kayıtlarıyla, web sitelerinde biriken metinlerle sadece kendini göstermedi. Yeri geldi bir otobüs durağını veya reklam panosunu başka türlü gösterdi bize. Şüphesiz Gezi sanatının en büyük araçlarından biri de duvarlardı: Mizah ve lekeler bambaşka bir şiir yarattı.

Gezi Direnişi’nde kitle, özel hayata ve ifade özgürlüğüne dönük distopik müdahalelere dur demiş ve Ortadoğu’nun en büyük turistik projelerinden biriyle alışveriş mabedine dönüştürülmeye çalışılan meydanda bir komün yaratmıştı. Sınırlarında barikatları ve gözcüleri olan otoritesiz bir ‘Şirinler Köyü’, bir ütopya. Ve her şey gibi o barikatlar da birer sanat eseriydi. Yukarıdan bakıldığında betonlardan oluşan bir cehennemi andıran, ‘Yeni Türkiye’ için dönüştürülen bir kentin tuğlasıyla, taşıyla, demiriyle başka türlü bir anlam ve muhalefet yaratma denemesiydi.

Üretken bir genç sanatçı olan ve sadece filmleriyle değil, yayınlara ve organizasyonlara yaptığı katkılarla da memleketin deneysel sinema kültürüne omuz veren Burak Çevik’in Sekiz Haziran isimli çalışması, film festivalleri dışında sergilerde de gösterilebilecek bir barikat filmi. Kasvetli bir müzik eşliğinde hasar tespiti yapan haber filmlerini de, kıyamet sonrası hissi veren bilimkurguları da hatırlatan bir estetiği var filmin. Ama özenli kurgusuyla Sekiz Haziran, daha çok barikatlara başka gözlerle bakmaya davet ediyor bizi.

Burak Çevik, artan yemekleri yedikleri için dövülen sokak çocukları rahatça karnını doyursun, insanlar birlikteliğin ve paylaşmanın anlamını hatırlasın diye kurulmuş Taksim köyünü polisten koruyan barikatların temel parçalarına yakından bakıyor. Barikat detaylarına eşlik eden ve ilk anda çağdaş müzik hissi veren ses çalışması ise Gezi’nin başlangıcındaki ‘Kırmızılı Kadın’a biber gazlı müdahalenin ses kayıtlarından oluşuyor. Böylelikle, ses ve görüntü arasında bir sebep sonuç ilişkisi şekilleniyor. Burak Çevik’in ismini Sekiz Haziran koyarak tarihe bir not düştüğü bu anlamlı ‘mekân araştırması’, Gezi hakkında yenilikçi işler de göreceğimizin, Gezi’deki zihin açıklığının farklı platformlarda devam etmekte olduğunun göstergesi.

Burak Çevik Kimdir?
1993 yılında İstanbul’da doğdu. 2010’da gerçekleştirdiği kısa filmi Beklerken, yurtiçi ve yurtdışında festivallerde gösterildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sinema lisans eğitimine devam eden Çevik, aynı zamanda Fol Sinema Topluluğu’nda film gösterimlerinin programcılığını üstleniyor.

Paylaş