Tornistan

Paylaş

Kısa metraj animasyonun Türkiye’deki en dikkat çekici isimlerinden Ayçe Kartal’dan, Gezi Direnişi’nin ilk günlerinde sokaklarda çocuklar öldürülürken “her şey yolunda” diyen medyanın ikiyüzlülüğüne dair…

Ayça Çiftçi

Gezi Direnişi’nin en büyük ve umut verici ‘yan etki’lerinden birisi, geniş kitlelerle anaakım medya arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsılmasıydı. Kendisine her daim iktidarın gözünden bakıp çekidüzen veren ana akım medya, Gezi gibi büyük bir toplumsal olayı da yerleşik otosansürcü refleksleriyle karşılamıştı. Özellikle direnişin ilk günleri boyunca, bütün büyük televizyon kanalları sokağın sesinin evlerin içine sızmasını engellemeye programlanmıştı. O günlerde televizyonda yayınlanan bütün programlar anlamsal ve işlevsel açıdan eşitlenmişlerdi bir bakıma; ister güzellik yarışması olsun ister penguen belgeseli, yayınlanan her program direnişi yayınlamamak anlamına geliyordu.

Ayçe Kartal’ın ulusal ve uluslararası festivallerde büyük ilgi gören ve ödüller kazanan kısa animasyonu Tornistan bütün bunları kısa film formatına çok uygun bir dille ve gayet etkili bir şekilde anlatıyor. Kartal’ın el çizimleriyle yaratılmış animasyonlarla Gezi Direnişi’nden gerçek ses kayıtlarının bir arada kullanıldığı filmde, iki mekân ve bu mekânlara ait iki ses evreni var. Ve bu ikisinin buluşması. Bir yanda olağan ve gündelik gürültülerle sıradanlığı yaşayan bir ev var; çamaşır makinesinin gürültüsü, radyodan yükselen nostaljik şarkılar, elektrik süpürgesi… Bir de olağan, sıradan, gündelik oldukları ölçüde ‘huzur veren’ bu evcil gürültülerin “her şey yolunda” diyen sesini bozmamaya programlanmış televizyonun sesi; güzellik yarışmasının, Survivor’ın, penguen belgesellerinin sesi. Diğer yandaysa sokak var. Ve sokağın sıradan olmayan, olağan olmayan, “Her şey yolunda” demeyen, “hükümet istifa!” diye bağıran sesi… Bu iki mekân ve iki ses evreni Tornistan’da paralel kurguyla iç içe geçiyor, birbiriyle çatışıyor, film marifetiyle buluşuyor –gerçekte buluşturulmadıklarını söylemek üzere.

Bir noktada anaakım medyaya açık ve ironik bir gönderme yapan “izlemekte olduğunuz filme şu anda otosansür uygulanmaktadır” yazısını görüyoruz ve ardından film ‘Her Şey Yolunda’ ismiyle yeniden başlıyor; aynı kurgu sırasıyla çalışan çamaşır makinesini, mutfakta çalan radyoyu görüyoruz. Bu sefer Gezi’nin sesleri ve görüntüleri paralel kurguyla evi ‘rahatsız etmiyor’. Ama olmuyor, otosansüre rağmen iki mekânın sesi birbiriyle aniden buluşuveriyor, hatta birbirine dönüşüyor. Yaşlı çift huzurlu bir şekilde yemeğini yerken radyodan yükselen türkü “Entarisi ala benziyor” diye başlayıp sonra yumuşak bir şekilde Boğaziçi Caz Korosu’nun uyarlamasına dönüşüyor ve “Biber gazı bala benziyor” diye devam ediyor. Medyanın otosansür mekanizmasının birbirinden koparmaya çalıştığı iki mekânın sesi bu kadar kolay ve doğal bir şekilde buluşurken sona eriyor Tornistan.

Ayçe Kartal Kimdir?
1977’de Eskişehir’de doğdu. 2000 yılında, mezunu olduğu Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Canlandırma Sanatları (Animasyon) Bölümü’nde akademik kariyerine başladı. Beyinsiz (2006), Malfunction (2009), Magnus Nottingham (2011) gibi kısa animasyonlarıyla yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda ödül aldı. Son olarak Tornistan’la Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Paylaş