Unus Mundus

Paylaş

Bu yıl SİYAD Ödülleri’nde ilk uzun metrajı Ana Yurdu’yla En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerini alan Senem Tüzen’in 2007 tarihli kısası.

Dilek Aydın

Geçtiğimiz yılın en çok konuşulan filmlerinden biri olan ve 49. SİYAD Ödülleri’nden beş ödülle dönen Ana Yurdu’yla hikâye ve atmosfer yaratma konusundaki başarısını kanıtlayan Senem Tüzen’in filmografisinde biraz eskilere gidiyor ve 2007 yapımı kısa filmi Unus Mundus’a bakıyoruz. Kara filmleri anıştıran, keskin kontrastlı bir sahneyle açılan Unus Mundus, ilk ânından merak uyandıran filmlerden. Bir adamın ağır ağır merdivenleri çıkışını izliyoruz ve filmin tekinsiz atmosferi bizi hemen sarıveriyor. Kapıyı açıp içeri giren adamı korkutan gerçekle karşılaştığımızda, hayal ve gerçek de birbirine karışıyor. Bir yazar, bilgisayarının başında izlemekte olduğumuz şeyi yazıyor.
Senem Tüzen, bizi çağırdığı bu Borgesvari evrende, yazan-çizen hemen herkesin kafasını kurcalayan bir meseleye el atıyor ve gerçek ile kurmaca arasındaki sınırları zorluyor. Filmin başında korkutucu bir şekilde yazarın evini dolduran ölülerin, aslında “bakar ve ölür” cümlesiyle hayatlarına nokta konmuş karakterler olduğunu anlıyoruz. Sinemada da sık sık işlenmiş bu “ya kâğıda döktüklerim gerçek olursa” sorusunun kâbusa dönüşmüş hâli Unus Mundus.
Latince ‘tek dünya’ anlamına gelen unus mundus, “yazdığını çağırma”, yani yazılanın gerçeğe dönüşmesi fikrini temel alan anlatıları akla getirdiğinden, böyle bir hikâyeyi sinemada anlatmanın ortaya çıkardığı başka çağrışımlar da var elbette. Kâğıda dökülenin –ki sanki bir senaryo formatında yazılıyor filmdeki metin– türlü çaba ve zorluklarla dolu bir süreçle “hayata geçirilen” bir işin, o ürünü ortaya çıkarmanın beraberinde getirdiği külfete de işaret ediyor film.
Tüzen Unus Mundus’ta filmin kendisinin de tek bir dünyanın, yazarın dünyasının bir ürünü olduğunu düşündürerek, bu ağır sorumluluğa atıfta da bulunuyor aynı zamanda. İlk saniyelerinde bizi gerçekliğine inandırdığı dünyanın, birkaç dakika içinde sadece birinin hayal gücünün eseri olduğunu gösteriyor. 16mm filmin estetiğinin ayrıca bir güzellik kattığı, ses tasarımının atmosferi güçlendirdiği Unus Mundus, bugünden bakıldığında Senem Tüzen’in hikâye anlatma becerisinin ayak seslerini duyuran bir kısa film. Bu yüzden de filmi bugün dönüp yeniden izlemek ayrı bir zevk.

Senem Tüzen kimdir?
1980’de Ankara’da doğan Senem Tüzen, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Fareler (2005), Unus Mundus (2007) ve Süt ve Çikolata (2008) gibi kısa filmlerinin ardından ilk filmi Ana Yurdu (2015) dünya galasını Venedik Film Festivali’nde yaptı.

Paylaş