Ziyaret

Paylaş

Ayın Kısası’nda bu kez, köşemizin editörü Dilek Aydın’ın Yeşilçam filmlerinden parçalarla kurguladığı Ziyaret’e bakıyoruz.

ZEYNEP DADAK

Dilek Aydın’ın Yeşilçam projesi kolajlarından ilki olan Ziyaret, Yeşilçam’da kadın temsilinin yerleşik, kabul görmüş kodlarını açık eden bir deneme film. Ziyaret’in incelikli anlatımı, bu görsel-işitsel denemeye Lukács’ın edebî türe atfettiği tanımla bakıldığında iyice belirginleşiyor. Şöyle diyor Lukács: “Deneme bir yargıda bulunur ancak, denemenin özünde olan ve değerini belirleyen şey, verdiği hüküm değil, yargılama sürecinin kendisidir.”1 Filmin mantığı, kolaj yönteminin sınıflandırma işlevine uygun olarak, peş peşe gelen imgelerde barınan saklı/örtük anlamların üstünü açmaya dayalı. Ancak Ziyaret’in en önemli gücü bir araya getirme eyleminin ötesine geçebilmesinde saklı.

Aralarında Fosforlu Cevriye (1959), Ah Güzel İstanbul (1981) ve Vesikalı Yarim’in (1968) de bulunduğu yaklaşık yirmi filmden çıkagelen Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Belgin Doruk, Neriman Köksal, Müjde Ar… Filmde başta ve aralarda duyduğumuz birkaç diyalog ve aralara giren belli belirsiz ses efektleri dışında neredeyse hiç ses yok. Sesin yokluğuyla birlikte adı geçen filmlerin bağlamları da sökülüp atılmış. Tedirgin kadın yüzleri, parça parça gördüğümüz bedenleri birleştirdiğimizde tek bir kadın ediyorlar sanki: Kendi kendini ziyarete gelmiş bir kadın. Filmlerden seçilmiş karelerdeki kadınlar birbirlerine bakacak şekilde kurgulanmışlar. Birbirlerine ve kendilerine bakıyorlar. Maya Deren’in filmlerindeki gibi sürreal bir sarmal: Kendini izleyen kadın, aynalar, rüyalar, evin giderek tekinsizleşmesi… Ziyaret’te ev içleri giderek perili bir evi andırmaya başlıyor. Sıkışmış kadın bedeni, gölgeler, mobilyalarla çevrelenmiş kapalı kadrajlar. Kadın evden çıkmak istiyor ama çıkamıyor. Yıldız kadın oyuncuların, perde kimlikleri birleşiyor: Neriman Köksal’ın şuhluğu, Hülya Koçyiğit’in masumiyetine karışıyor. Yeşilçam’ın bekâret, namus, güzellik kıskacında tekrar tekrar üretilen kadın imgesinin açıkça gotikleştiği an bu.

Ancak filmin bastırılmış kadın imgesine yaptığı bu ziyaret, karamsar bir tespit olarak kalmıyor. Lukács’ın tanımına dönersek, film Yeşilçam hakkında kesin bir hüküm vermek yerine bakış, jest ve mimikler aracılığıyla açık bir metne dönüşüyor; bir tespitle yetinmiyor, somut bir şey öneriyor, analiz ettiği dünyaya dahil oluyor. Bu kendini anlama hali filmdeki ziyaretin sona erdiği an: ayna kırılıyor, kadın kendinin farkına varıyor ve dışarı çıkıyor. Bu ille de mutlu bir kurtulma ânı değil elbette. Vesikalı Yarim’in Sabiha’sı, Ah Güzel İstanbul’un Cevahir’i tek başlarına sokaklarda yürüyor (hangi filmden olduklarının bir önemi yok aslında çünkü bu filmdeki Kadın olarak sokağa çıkıyorlar); şimdilik gözleri yaşlı ama her iki filmde de ortak şekilde kamera onları kalabalıkların içine yerleştirdiğinde biliyoruz ki İstanbul’a karışacaklar ve sonunda rahat bir nefes alacaklar. Bu anlamda Müjde Ar’ın özellikle 1980’lerde sahiplendiği perde kimliği de zaten Yeşilçam’ın kadın algısında bir kırılma demek. Kadınlar sokakta ‘sürttükçe’ özgürleşiyor.2

NOTLAR
1 Georg Lukács, Soul and Form, çev. Anna Bostock (Cambridge, MA: MIT, 1974), 18. (Türkçe çeviri bana ait.)

2 Walter Benjamin’in, Baudelaire’den hareketle, 19. yüzyılın modernleşen şehirlerinde sokakta amaçsızca yürüyen, gözleyen, izleyen yeni insanı anlatmak için kullandığı ‘flâneur’ kavramını, sinemadaki kadın temsilleri üzerinden tartışan Aslı Özgen Tuncer kavramı ‘sürtük’ olarak Türkçeleştiriyor. Ziyaret’te alıntılanan filmlerin çoğunun isminde de kahpe, sürtük kelimeleri var. Filmin sonunda sokağa çıkan kadını Tuncer’in sözünü ettiği ‘sürtük’ olarak düşünürsek, bu tür bir çeviriyi, negatif yan anlamları dönüştüren bir şey olarak da görebiliriz.

Dilek Aydın Kimdir?
1984 doğumlu Dilek Aydın, Boğaziçi Üniversitesi’nde Yabancı Diller Eğitimi Bölümü’nü ve Film Çalışmaları programını tamamladıktan sonra, Bilgi Üniversitesi Film&TV Bölümü’nde yüksek lisansa devam etti. 2008’de Almanya Karlsruhe Sanat ve Tasarım Yüksek Okulu’nda tez çalışmasına başladı. Sessizlik Yok (2010) ve Verlass die Stadt (Şehri Terk Edin, 2011) filmleri birçok festivalde gösterildi. Ziyaret (2012), üç bölümden oluşacak Yeşilçam projesinin ilk halkası.

Paylaş