"SİNELOJİ"



Kostüm-Drama:

Dönem filmleridirler. Son yıllarda sıkça izlediğimiz, Thomas Hardy, Jane Austen ya da Edith Warton gibi yazarların kitaplarından yapılan uyarlamalar bu türün içine girer. İyi bir "kostüm-drama" filminin en büyük özelliği konu aldığı dönemin zaman ve mekân duygusunu en iyi şekilde izleyiciye aktarmasıdır. Ayrıntılı dekor ve kostüm çalışmasıyla hikâyenin geçtiği dönemi perdede adeta yeniden yaratırlar. Anlatılan hikâyeler ise o dönemin insanlarının yaşayışlarının, değer yargılarının, düşünce tarzlarının izleyiciye iletilmesine aracılık eder. Konu edilen belli bir sınıfa ait küçük bir grup da olsa; onların yaşayışlarını ve ilişkilerini seyrederek, o sınıfın o dönemdeki yaşam tarzını, ahlâk anlayışını, düşünce yapısını öğreniriz.

Kostüm-drama türünün düşük bütçeli, daha çok kapalı mekânlarda geçen, az sayıdaki insanın ilişkilerine odaklanan filmleri olduğu gibi; daha yüksek bütçeli, büyük bir prodüksiyon gerektiren, dönemin tarihsel gerçeklerini arka fonuna almış, epik örnekleri de vardır. James Ivory bu türün en güzel örneklerini vermiştir. Manzaralı Oda (A Room with a View, 1986), Howardların Sonu (Howards End, 1992), Günden Kalanlar (Remains of the Day, 1993) gibi filmler kostüm-drama türünün başarılı örnekleri arasındadır. Ang Lee'nin Aşk ve Yaşam'ı (Sense and Sensibility, 1995), Martin Scorsese'nin Masumiyet Çağı (Age of Innocence, 1993) ve Terence Davies'in Keyif Evi (House of Mirth, 2000) ise son yılların akılda kalan kostüm-drama filmlerindendir.

Film Noir (Kara film):

Fransız eleştirmenlerin, gotik İngiliz romanlarını tanımlamak için kullandıkları 'roman noir' teriminden yola çıkarak, Amerikan gerilim filmlerinin özel bir türüne verdikleri addır. Bu filmler üç temel kaynaktan beslenir: 1930'lu yıllarda yaşanan "Büyük Bunalım" sonucu ortaya çıkan ve mantar gibi çoğalan dedektif-polisiye romanları, II. Dünya Savaşı sonrası oluşan Soğuk Savaş koşullarının beraberinde getirdiği paranoya ortamı ve savaş sonrasında Amerika'ya göçen Alman kökenli dışavurumcu yönetmenlerin karamsar sinema dillerinin Holywood'a olan etkisi. Tüm bu etkileri bünyesinde barındıran tür filmleri karşımıza entrika, cinayet, onların içinde debelenen anti-kahraman ve onu bu ilişkiler ağına çeken 'femme fatale' güzellerden oluşan; kuşku ve ihanet dolu, sürekli arkanızı kollamanızı gerektiren bir atmosfer çıkarır.

Genelde film, çevresinden soyutlanmış bir biçimde yaşayan anti-kahramanımızın başından geçen olayları kendi dış sesiyle aktarmasıyla başlar. "Femme fatale", yani emellerine ulaşmak için çekiciliğini kullanan kadınımız, onu gizli gizli kendi planına oyuncak etmektedir. Bol entrikaya dayalı olan filmin olay öyküsü türlü aldatmalar sonucunda, mutlu son geleneğinin hakim olduğu Hollywood yapımlarının aksine, karamsarlıkla noktalanacak bir ilişkiler yumağına döner.

Karakterlerin içinde bulundukları karamsarlığı, kısır döngüyü betimlemek için kara filmlerde dışavurumcu bir görsellik göze çarpar. Filmlerin atmosferi genellikle basık ve karanlıktır. Jaluziler, alışılmadık kamera açıları, yüksek kontrastlı aydınlatma ve bunun beraberinde getirdiği keskin gölgeli görüntüler bizi ilginç bir bulmacanın içine çeker. Aslında bulmacanın çözümü çok basittir: Para ve aşk.

Türün başyapıtları arasında Çifte Tazminat (Double Indemnity), Büyük Uyku (Big Sleep), Sunset Bulvarı (Sunset Boulevard), Laura ilk akla gelen filmlerdir. Ancak film noir, dönemin koşullarıyla beraber ortaya çıktığı 40'lı ve 50'li yıllara sıkışıp kalmamış, her dönem tartışılan bir kavram olmuştur. Günümüzde halen bir çok yönetmen film-noir'ın alt yapısından yararlanmakta ve türün göstergelerini yeniden anlamlandırmaktadır. Doğal olarak ortaya çıkan ürünler çoğu yönden evrim geçirmiş örneklerdir. Eleştirmenler arasında hâlâ tartışılmakla birlikte, Bıçak Sırtı (Blade Runner), U Dönüşü (U-Turn), Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs), Ucuz Roman (Pulp Fiction) ve Gizemli Şehir (Dark City) film noir atmosferini alıp yeniden yorumlayan filmler arasında ilk akla gelenlerdir. Bu sene İstanbul Film Festivali'nin en çok ilgi gören filmlerinden biri olan Akıl Defteri de (Memento) sıradışı anlatımının yanında kara filmin kodlarından yararlanmayı ihmal etmiyor ve yeni kara film (neo film noir) örneklerinin en başarılıları arasında yerini alıyor.



"Giallo" nun açıklamasını Altyazı'nın Ekim sayısında bulabilirsiniz.