INSOMNIA
NORVEÇ'TEN ALASKA'YA...

Takip (Following) ve Akıl Defteri'nden (Memento) sonra yönetmen Christopher Nolan ilk büyük bütçeli Hollywood yapımı Insomnia ile tekrar karşımızda. Insomnia, Erik Skjoldbjærg'in yönettiği 1997 Norveç yapımı aynı adlı filmin yeniden çevrimi. Filmin yapımcıları arasında Steven Soderbergh'in yanısıra bir başka tanıdık isim, George Clooney de bulunuyor. Oyuncu kadrosunda ise Al Pacino, Robin Williams, Hilary Swank ve Martin Donovan gibi çarpıcı isimler var. Nolan Akıl Defteri'nin ekibini aynı kurgucu (Dody Dorn) ve görüntü yönetmeni (Wally Pfister) ile çalışarak büyük ölçüde korumuş. Nikolaj Frobenius ve Erik Skjoldbjærg tarafından yazılan orijinal filmin senaryosu Hillary Seitz tarafından İngilizceye uyarlanmış. Hikâye, orijinal senaryoda kuzey Norveç'te Troms şehrinde geçerken, yeniden çevrimde kuzey Alaska'ya taşınmış. Alaska'nın hikâye açısından kritik olan özelliği, o bölgede yaz boyunca güneşin hiç batmaması.
Akıl Defteri ile bir anda sinemaseverlerin favori yönetmenleri arasına giren Christopher Nolan'ı, birçok kişi orijinal bir projeyi yönetirken görmek isterdi kuşkusuz. Nolan, Insomnia'yı çekerek ister istemez Vanilla Sky ve Çılgın Konuklar gibi yapımların ivme kazandırdığı yeniden çevrim furyasına katılmış oldu. Üstelik Insomnia, klasik bir yapımın değil de, festivallerde beğeni kazanmış yakın tarihli bir Avrupa filminin yeniden çevrimi. Bu, Nolan'ı daha ilk büyük bütçeli Hollywood yapımında bir 'hayalgücü hırsızı' konumuna sokmuş oluyor. Yine de bir yeniden yapıma el atması Christopher Nolan açısından bir avantaja da dönüşebilir. Çünkü Nolan'ın sinemada 'anlatımı' merkeze yerleştiren bir tavrı var. Aynı senaryonun farklı bir gözden anlatılması, Nolan'ın anlatım yetkinliğini daha da ön plana çıkarabilir. Nolan'ın orijinal senaryoya ana hatlarıyla aynı tutup sadece anlatım yapısı üzerine yoğunlaşması, bir senaryonun yaratıcı bir yönetmenin elinde nasıl da bambaşka bir anlatıya dönüşebileceğinin kanıtı olabilir. Nolan da zaten verdiği röportajlarda bu noktayı vurguluyor ve orijinal filmin anlatım biçimini kendi tercihleri doğrultusunda değiştirdiğini söylüyor: "Orijinal film üzerindeki çoğu değişiklik, seyirciyi ana karakterin kafasının içine sokmak amacıyla yapıldı. Her şeyi ana karakterin bakış açısından sunarak, seyircinin daha öznel bir deneyim yaşamasını sağladık.".
Öznellik, Nolan filmlerinde oldukça öne çıkan bir kavram. Hem Takip'te hem de Akıl Defteri'nde seyircinin bilgisi ana karakterin kusurlu algısı ile sınırlı tutuluyor. Hatta Akıl Defteri'ni ana karakter ile seyirci arasındaki özdeşleşmeyi, anlatım ve kurgu biçimi ile sinema tarihinde doruğa taşıyan bir film olarak görmek mümkün. Bu açıdan baktığımızda, Insomnia'nın uykusuzluk çeken, ahlâki bir çıkmaz içerisindeki ana karakterinin Nolan için biçilmiş kaftan olduğunu söyleyebiliriz.
Peki Insomnia'da Nolan'dan Akıl Defteri'ndeki gibi üzerinde bolca oynanmış ve zamansal açıdan kırılmış bir anlatım yapısı mı beklemeliyiz? Eleştirmenler filmin çizgisel ve klasik bir anlatım yapısı olduğunu vurguluyor. Nolan ise bunun seyircinin ana karakter ile özdeşleşmesi için şart olduğunu söylüyor: "Çünkü ele aldığımız karakter günlerce uyumayan bir kişi ve seyircinin bunu düz bir üslupta takip edebilmesi lazım." Sonuç olarak, eleştirmenler Insomnia'yı Akıl Defteri kadar deneysel bulmasalar da Nolan'ın filmde ana karakterin ruh halini psikolojik gerilimin türünün sınırları içerisinde çok ustaca tasvir ettiği görüşünde hemfikirler.
Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Ekim 2002 sayısının Ayın Filmleri bölümünden alınmıştır
|