 |
 |
|
OKUR MEKTUPLARI
Merhaba,
...
FilmFarm Polonya'da faaliyet gösteren bağımsız bir sinema okulu. Polonyalı arkadaşım Agnieszka Klich ve ben,
FilmFarm fikrini şekillendirmeye iki yıl önce başladık. FilmFarm bir 'boot camp', bir inziva köşesi, seminerler
ve yaratıcı düşünce için tahsis edilmiş bir mekân. Fikir, aralarında Türk sinemacıların da bulunduğu bir grup
Avrupalı ve Amerikalı yapımcı, yönetmen ve sinemaseverin iki sene önce Polonya'da, şu anki FilmFarm mekânında,
bir araya gelmesi sırasında ortaya çıktı. İlk etaptaki amacımızı film yapımı konusunda eğitim vermek, tecrübeli
veya yeni yetişen film yapımcılarının fikirlerini tartışmaları ve paylaşmaları için oluşturmaya çalıştığımız
foruma FilmFarm mekânını tahsis etmek ve bunun gibi çalışmaları desteklemek olarak belirledik. Geçen Paskalya'da
ilk resmi olmayan toplantılarımızı düzenledik. Bu toplantıların başarısı üzerine, bu yaz daha fazla insana
ulaşmak istedik. Böylece daha organize ve daha profesyonel şekilde sinema ile ilgilenen insanları FilmFarm'da
bir araya getirmek için deneyimlerinden faydalanmak istediğimiz bir yönetmen ve eğitimciyi, Mark Travis'i,
kurs vermesi için davet ettik. Temmuz ayındaki "Director's Journey" adlı kursumuza Avrupa ve Amerika'dan birçok
yönetmen ve oyuncu iştirak etti. Katılımcılarımız arasında Türkiye'den de üç yönetmen vardı.
Kurslarımız devam edecek, ancak nihai amacımız eğitim vermekten çok öte. FilmFarm fikrini çok daha ilerilere
taşımayı amaçlıyoruz. Öncelikle böyle bir insiyatiften mümkün olduğu kadar çok insanı haberdar etmek istiyoruz.
Çünkü daha fazla insana ulaştıkça bize fikirler ve önerilerle gelenler de artıyor. Örneğin İngiltere'deki
belgesel yapımcıları derneği önümüzdeki yaz kendi üyeleri için bir toplantı düzenlemek istedikleri önerisi
ile geldi. London Film School yaz kampları düzenlemek için bizimle bağlantıya geçti. FilmFarm'ın en önemli
özelliklerinden biri konumu. İnsanların büyük şehrin tantanasını geride bırakıp sessizliğe ve doğaya sığınarak
iç dünyaları ile bağlantıya geçebilecekleri, kendilerini ve kültürlerini ifade etmek yoluyla tatmin olmalarına
olanak sağlayacak, birlikte üretme, öğrenme sürecini paylaşacakları bir mekân.
...
Umarım gelecekte sizi de FilmFarm'da misafir etme fırsatımız olur. Çalışmalarınızda başarılar.
Özgür Can / Londra
E-posta: mail@filmfarm.co.uk
Internet: www.filmfarm.co.uk
-
Sinema eğitimine de (her alan gibi) rekabetin egemen olduğu, eğitimin her şeyden önce 'ticaret' olarak algılandığı
günümüz ortamında, bu tür alternatif oluşumlar gerçekten ufuk açıcı olabiliyor; umarız FilmFarm genişledikçe
amaçlarından uzaklaşıp tamamen ticari amaçlarla hareket eden bir kurum haline gelmez. Biz de Altyazı olarak
size her tür desteği vermeyi ve yakın zamanda okulunuzu ziyaret etmeyi çok isteriz..
KISA KISA.
Hani hep yakınılır ya: "Türk Filmi".. "Ne işim olur Türk Filmi'nde".. Kimilerine nostaljik gelen zengin kız - fakir
genç konulu filmler (melodramlar), kimilerinde bir önyargı oluşturmuştur Türk sinemasına karşı. 'Yeşilçam' dönemi
kapandıktan sonra Eşkıya ve İstanbul Kanatlarımın Altında filmleriyle başlayan yeni dönem bile Türk sinemasına
kendi seyircisini fazla çekememiştir. İstanbul'un nüfusunun 12 milyonu geçtiği söylenirken, 70 milyonluk bir
ülkede toplam sinema seyircisinin birkaç milyonda olması, küçümsenecek bir rakam olmasa bile, yeterli değildir.
Türk sinemasının gelişebilmesi için öncelikle kısa filmlerin desteklenmesi ve kısa film çeken yönetmenlerin
sayısında artış olması gerekir. Gelecekte onların arasından sıyrılıp gelen yönetmenlerin milli sinemamıza hizmet
edeceği düşünülürse; ileride başarılı olabilmek için, Türk sinemasını daha üst seviyelere getirebilmek için,
bu yönetmenlerin yeterli ilgi ve desteği daha yolun başındayken, kısa metraj filmler yaparken görebilmeleri
gerekir. Altyazı da bir sinema dergisi olduğu için, ülkesindeki yönetmenleri daha fazla desteklemelidir.
Kısa metraj çeken yönetmenlere yer vermeli, onların projelerini sayfalarında tanıtmalı, hatta belki de özel
gösterimler düzenlemelidir. Nasıl ki vizyona yeni girecek olan filmlerin ön gösterimini yapmak gibi güzel bir
girişimi gerçekleştirmektedir, ülkesinde genç yönetmen adaylarınca çekilen ve sınırlı sayıda izleyiciye
ulaşabilen filmleri de özel gösterimlerle kısa film meraklılarına sunabilmelidir. Hatta izleyiciler yönetmenlerle
bir araya getirilerek fikir alışverişinde de bulunabilmelidir. Elbette bunlar maddiyat gerektiren şeyler.
Ancak istenirse sponsor olarak sinema salonları ayarlanabilir. Ya da en güzeli, Altyazı gösterim işini
üniversitelerde gerçekleştirir. Böylelikle salon problemi de çözülmüş olur. Kısa film şenlikleri, yarışma ve
festivalleri de daha fazla yer almalıdır dergide, mümkün olabildiği kadar fazla fotoğraf ve yazıyla.
Ve bir de belgesel sinemaya yer verilmelidir, daha fazla. Türkiye'de yapılan belgesel sinemadan bahsediyorum.
Belgesel deyince suratımızı buruşturmaz mıyız genelde? Çünkü belgeselin ne olduğu doğru olarak öğretilmemiştir
bize. Bir "Tahtacı Fatma"[1], bir "Camın Teri"[2] izlememişseniz, belgeselin ne olduğunu bilmemeniz normaldir.
Ya da bir "Tabela Şov"[3] yeni nesilden...
Sözün özü, belgesel, kurmaca, animasyon ya da deneysel, Türkiye'de destek verilmeye yeni başlanan bir alan kısa
filmcilik. "Kısa Kesenler"[4] ile kısa filme destek veren Altyazı (ki programda da maalesef - şimdilik - belgesel
yayınlanmıyor) bu desteğini dergi sayfalarına da mümkün olabildiğince yansıtmalı.
Az zamanda çok yol alan Altyazı'dan bunu bekliyoruz....
[1] Suha Arın [2] Suha Arın [3] Mehmet Hakyemez [4] Best TV'de Altyazı'nın katkılarıyla Övül Durmuşoğlu'nun
hazırladığı kısa metraj filmlerin tanıtıldığı program.
Ediz Gülten
Yeditepe Üni. Sinema TV Yüksek Lisans Öğrencisi ve Kısa Film Yönetmeni
-
Altyazı yola çıktığı ilk günden itibaren kısa filmi uzun metrajdan bağımsız olarak değerlendirme, kısa filmcilere mümkün olduğu kadar geniş yer ayırma misyonuna sahip oldu. Son bir iki sayıda yayın kurulunun yapısında meydana gelen değişiklikler ve Kısa Metraj bölümü editörümüz Seyfi Teoman'ın eğitimi nedeniyle görevinden ayrılması, bu bölüme ayırdığımız içeriğin azalmasına yol açtı. Ancak Altyazı önümüzdeki sayılarla birlikte kısa filme hak ettiği yeri vermeye gayret edecek. Bu konuda kısa filmcilerden gelecek her tür somut öneriye ve desteğe açığız.
Belgesel sinema, bizim de içerik üretmeyi arzuladığımız bir alan. Ancak bu konuda deneyimli isimlerden yardım alarak yola çıkmayı daha uygun bulduk. Bu bağlamda önümüzdeki sayılarda Marmara Üniversitesi GSF, Sinema-Tv bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr. Bülent Vardar'ın "Belgesel Sinema Eğitimi ve Belgesel Sinemayla Eğitim" başlıklı yazısını bulabilirsiniz. Bu konuda da belgesel sinema deneyimi olan kişilerden gelecek içerik önerilerini değerlendireceğimizden emin olabilirsiniz.
Bunu dışında özel gösterim önerinizi ilginç bulduk. Kısa filmcilerin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi için yapılabilecekleri üzerine bir süredir düşünce üretiyoruz. Bu konuda kısa film VCD'si promosyonundan, kısa film özel eki vermeye kadar bir takım fikirler oluşmuştu. Öneriniz de bu kapsamda değerlendirilecektir. İlginiz için çok teşekkürler.
Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Ekim 2002 sayısının Okur Mektupları bölümünden alınmıştır.
|
|
|
|