Her Şeyi Değiştiren İskelet
Film okuması kuşkusuz çok sorunlu bir alan. Bir filme herhangi bir disiplinin perspektifinden (psikanaliz, sosyoloji, semiyoloji vs.) yaklaştığınız vakit, pek çok itirazla ya da karşı argümanla karşılaşabiliyorsunuz. Bu argümanlar her zaman için sizin fikrinizin tersini kanıtlamaya ya da eksiklerini göstermeye yönelik değiller; bazen de çok basit bir şekilde şöyle özetlenebilecek bir tepkiyle karşılaşıyorsunuz: “Bu anlattıklarınızın hiçbiri filmde yok, film sadece bir öykü anlatıyor, o kadar”. Bu, sadece analize ve film okumasına önem veren sinema dergilerinde yazan kişilerin değil, aynı zamanda film okullarında okuyan öğrencilerin de kafasını en çok kurcalayan meselelerden biri. Sürekli şu soru ile karşı karşıyasınız: “Ben bunları yazıyorum ama acaba yönetmen bunları düşünmüş mü?”.
|