altyazı'dan
28 Hafta Sonra (28 Weeks Later) gibi güzel sürprizler ve Dehşet Gezegeni (Planet Terror) gibi ‘deney’ler dışında sinema adına pek bir şey sunmayan bir yaz mevsimini geride bıraktık. Her yaz böyle geçmiyor mu zaten diyeceksiniz, ancak en azından geçtiğimiz yıllarda büyük dağıtım şirketlerinin gişe başarısı vaat etmeyen kalburüstü filmlerini yaz aylarına sakladıklarına tanık olur, bu filmlerle karşılaşınca hoş bir şaşkınlık yaşardık; bu yaz o da olmadı. Woody Allen’ın Maç Sayısı’nın komedi türündeki kardeşi niteliğindeki Scoop’u ya da David Lynch’in merakla beklediğimiz absürdite epiği Inland Empire’ı sinemalarımızda göremedik örneğin. Darren Aronofsky’nin Kaynak’ı (Fountain) tek bir salonda vizyona girdi, Sofia Coppola’nın Marie Antoinette’i festivalden DVD’ye yatay geçiş yaptı, Atom Egoyan’ın -bence bir başyapıt olan- son filmi Gerçeğin Ötesinde (Where the Truth Lies) satın alınmasına rağmen bir türlü vizyona sokulmadı. Üstüne üstlük, yaz aylarının sinemaseverler için en güzel tesellisi olan SİYAD’ın seçtiği ‘Yılın En İyi 20 Yabancı Filmi’nin her yıl Beyoğlu sinemasında yapılan gösterimleri de, ne yazık ki bu yıl gerçekleşmedi. Tüm bu mevsim kesatlığı içinde Bir Film’in Alkazar’da düzenlediği Miyazaki toplu gösterimi çölde vaha gibiydi.
|