Batman’a Emek Veren Sinema

Paylaş
YG_dIs3

Batman’da 2005’ten bu yana çok yönlü bir kültür merkezi işlevi gören ve geçtiğimiz yıl kapatılan Yılmaz Güney Sineması 30 Ocak tarihinde yanarak kullanılamaz hâle geldi. Sinemanın kentin kültür sanat hayatındaki önemini, Batmanlı sinemaseverler ve Yılmaz Güney’in müdavimleri anlatıyor.

Yılmaz Güney Sineması sadece Batman’daki sinemaseverlerin değil, bölgede yaşayan tüm sinema meraklılarının bildiği, pek çoğunun yolunun düştüğü, Türkiye genelinde kendine has konumu ve içeriğiyle bir vaha olarak görülebilecek bir kültür mekânıydı. Batman Belediyesi bünyesinde on yılı aşkın süre faaliyet gösteren Yılmaz Güney Sineması, yaşından çok daha fazlasını sığdırdığı salonuna ve fuayesine bu dönemde Batman’a ayak basan hemen her kültür insanını konuk etti. Sanatçılar, seyirciler, gençler ve sanatseverler arasında sayısız değerli buluşmaya ev sahipliği yapmış, film beklerken yok pahasına çay içilebilen, film yokken dostlarla sohbet edilen, sokaktan dosdoğru girilebilen, düzayak, eşsiz bir mekân. Belediyenin yenileme planları nedeniyle Mayıs 2016’da kapanan, Eylül 2016’da Batman Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından farklı bir projeyle tamamen yıkılıp yeniden yapılmasına karar verilen ve geçtiğimiz ay bir yangınla neredeyse kül olan Yılmaz Güney Sineması, bir süredir kayyımlar tarafından yönetilen ve tüm kültür mekânları dönüştürülen bir bölge için büyük bir kayıp. Her ne kadar yok olan sinemanın yerine aynı adı taşıyan yeni bir sinema yapılacağı söylense de, ‘yenileme çalışmaları’nın eskiyi tamamen silmek olarak yorumlandığı günümüz Türkiye’sinde sinemanın yakın dönem hafızasının kaydını tutmak her zamankinden daha da önemli. Yılmaz Güney Sineması’nın Batmanlılar için ne demek olduğunu, sinemanın müdavimlerinden dinliyoruz. Övgü Gökçe

 

Söyleşiler: Deniz Tüzün

Dicle Anter (Yılmaz Güney Sineması Müdürü)
Yılmaz Güney Sineması 2005 yılında Batman Hasankeyf Film Festivali’yle açılışını yaptı. O günden bugüne Yılmaz Güney Sineması’nda çok önemli etkinlikler oldu. Vizyon filmleri dışında Avrupa sinemasından örnekleri, alternatif sinema filmlerini de gösterdik biz. Bu sinemayla ilgili tabii çok güzel anılarımız var. Kendi açımdan en sevindirici olanı çocuklara sinemayı sevdirmemiz oldu. Binlerce ilkokul, ortaokul öğrencisi belediyenin katkılarıyla sinemayla burada tanıştı. Köyden gelen çocuklar şaşırıyorlardı, ne kadar büyük bir televizyon diye. Yılmaz Güney Film Festivali burada oldu. Ayrıca, tiyatro festivali, önemli paneller de burada düzenlendi. Batman’a bir kültür sanat şehri olma yolunda büyük katkılar sundu Yılmaz Güney Sineması. Sinema gibi sinema olduğu için –halen de öyledir misyonu– çok rağbet gören bir kültür mekânıydı. Yılmaz Güney Sinemasına –yani Yılmaz abimize diyelim– yakışır bir sinema çalışması yürüttük bugüne kadar. Umarız bundan sonra daha iyi yürütülür.

Şükran (Felsefe Yüksek Lisans Öğrencisi)
Çoğunlukla bireylerin bir araya geliş tarzları mekânlara kimlik kazandırsa da Yılmaz Güney Sineması, ismi etrafında toplanacak kitle için zaten ilk başta verilmiş bir kimlik gibiydi. Mekânların bulunduğu coğrafyadan nasipleneceği çok şey vardır ve zaten meselelere coğrafyasından dahil olur mekânlar. Batman özelinde Yılmaz Güney birçok anlamda Emek Sineması’ydı. İlklerin yaşandığı, ilklerin sergilendiği ve ilklerin görüldüğü gündemi gişe olmayan bir yerdi. Birbirine temas edecek zihinlere yerini sunan, tanışıklıkların yaşanacağı ve arkadaşlarla saatlerce öğünsüz durabileceğimiz buluşma noktamızdı. Yaşantımızla burada olduğumuzun ifadesiydi.

Agit (Sinema Öğrencisi)
Yılmaz Güney Sineması ilk önce isminden dolayı önemliydi. Yılmaz Güney adında başka bir sinema bilmiyorum. Bölge açısından alternatif bir sinemaydı. Alışveriş merkezlerinde gösterim imkânı bulamayan birçok film burada izlendi, beğenildi, tartışıldı. Yılmaz Güney Sineması sadece sinema değil, bu bölgenin aydın kesimleri, üniversite gençliği, velhasıl diğer sanatlarla ilgilenen genç insanlar için bir buluşma noktasıydı. Benim gibi birçok yaşıtım da ilk tiyatro oyununu, ilk filmini Yılmaz Güney Sineması’nda izlemiştir. Gelecek nesiller açısından son derece önemliydi: film festivallerinin yapılması, kafeteryasının bir sosyal merkez olması, arada bir yapılan resim sergileri, Yılmaz Güney adına düzenlenen kısa film yarışması, belgesel festivalleri… Yılmaz Güney Sineması Batman’ın kültür kalesi hâline gelmişti. Benim için şahsi bir önemi de var buranın; üç yıl boyunca garsonluk yaptım kafeteryasında. Burada tanıdığım insanlar sayesinde hayatımın değiştiğini görebiliyorum. Herkesin Yılmaz Güney Sineması’yla ilgili birçok anısı vardır, benim için en güzeli şu: Yazın kafeteryasında çekirdek satan çocuklar, gişeciler görmeden gizlice sinema salonuna girerlerdi ve filmi bitirmeden çıkmazlardı…

Barış (Tarih Öğretmeni / Sanatçı)
Yılmaz Güney salonunda sayısız etkinliğe katılmış, Batman Kültür ve Sanat Derneği yöneticisi olduğum süre içinde bu mekânda sayısız etkinlik organize etmiş biri olarak hepsinden inanılmaz haz aldığımı söyleyebilirim. Muhafazakâr bir altyapıya sahip Batman’da duygusal ilişkiler yaşayan gençlerin buluşmak amacıyla kullandıkları özel ve özgür bir mekân olması açısından da önemliydi burası. Salon bulmakta zorlanan, salon bulduğunda bile izleyici bulamayan filmlerin bu gençler için bir fırsata dönüş- mesinin yanında, istemeden de olsa gençlerin bu özel anlarına şahitlik etmişimdir…

Tülay (Psikiyatrist)
Yılmaz Güney Sineması bu bölgenin hafızasına temas ettiğim, çok şey öğrendiğim yerlerden biri. Benim için bir okul. Yaşamı, kendi yaşamımı sorguladığım, içinde bol bol gözyaşı döktüğüm bir yer. Kürt coğrafyasının kadim dilini, kültürünü, acılarını, aşklarını, dengbejlerini, stranlarını dinlediğim, izlediğim, Kürt sinemasıyla tanıştığım yer. Önce kapatılması, sonra yakılması kesinlikle bir tesadüf değil bence, hafızaya yönelik bir saldırı bu. Ama beklenen sonuç alınamayacak. Çok daha güzel işler yapılması için insanlar daha çok motive olacaklar. Orayla ilgili anılarım aslında daha çok barış dönemine ait. Bir Kürt kısa filmleri festivalinde, özellikle de yönetmenlerin katıldığı söyleşilerde bütün konuşmalar Kürtçe yapılmıştı. İnsanlar özgürce Kürtçe konuşabilmişlerdi. O ortamda mücadelenin haklı gururunu ve özgürlüğü içimde hissetmiş ve bir Türk olarak ilk kez utanmadan o sinemada oturabilmiştim. O dönemleri özlemle anıyorum.

İsmail (Jeoloji Mühendisi)
Bizim jenerasyonumuz okul harçlıklarını toplayıp Diyarbakır’a sinemaya giden bir döneme denk geliyor. Birçok sinema filmini Diyarbakır’da izlemişizdir. Diyarbakır’da izlediğim son filmden sonra eve dönüş yolunda, Batman’da sinema salonu açılacak, diye konuştuğumuzu hatırlıyorum. Yılmaz Güney sinemasında ilk izlediğim film Takva (2006). Bu seansı benim için özel yapan, ilk defa kardeşlerimle bir filme gitmiş olmamdır. Sonraki dönemde Yılmaz Güney’de gösterimde olan tüm filmlere, tiyatrolara, festivallere, hatta sergilere gittim. Dostluklar kurdum, enteresan insanlarla tanıştım. Bu açıdan bakınca, Yılmaz Güney Sineması bir ticarethaneden ziyade bir sosyal çevredir bizim için. Daha doğrusu, çevreydi. Sonra kötü dönemler başladı. İlk önce “Oraya gitmeyin fişlenirsiniz” denmeye başlandı. Ardından kimi zaman salonda iki üç kişi film izlediğimizi hatırlıyorum. Sonra Yılmaz Güney Sineması kapandı, kül oldu… Yılmaz Güney Sineması Batman’da yaşayan insanlar için nimetti. O nimeti elimizden aldılar.

Melek (İşçi)
Yılmaz Güney Sineması Batman için bir sembol olmuştu. Benim dışarıdan gelen arkadaşlarım bunun için gelirlerdi Batman’a. Yılmaz Güney yakıldığı zaman ilk aklıma gelen bu oldu: bizim anılarımız yandı Yılmaz Güney’de. Batman halkı, bizim jenerasyon, Yılmaz Güney Sineması’yla birlikte sinemayla haşır neşir oldu. Yılmaz Güney Sineması olmasaydı benim herhalde sinema hakkında pek bir bilgim, sinemaya merakım olmazdı. Şu anda var Batman’da sinemalar. İstersek yine gidebiliriz ama burası bizim için farklıydı. İlk erkek arkadaşımı ben Yılmaz Güney Sineması’na davet etmiştim. Batman’da yaşamıyordu, merkezde olduğu için orada oturduk ilk kez.

Pelda (Tiyatrocu)
Yılmaz Güney Sineması’nın benim için ayrı bir yeri var çünkü Batman’da kapitalizmin tekeli dışında kültür sanat faaliyetleri yürüten bir yerdi. Orayı üzerimizde emeği olan bir yer olarak düşünüyorum. Yılmaz Güney Sineması bütün Batman gençlerine emek veren bir yer bence. Sadece sinema salonu değil, aynı zamanda tiyatro ve kültür sanat alanında birçok çalışma oluyordu orada. Ben tiyatrocuyum. 2013 yılında ilk tek kişilik oyunumu o sahnede sergiledim. Bu benim hiç unutamayacağım bir anı.

Ronî (Karikatürist)
Batman gibi küçük bir şehirde Yılmaz Güney Sineması çok zengin olanaklar sunuyordu. Ben lise çağlarımda, okuldan kaçtığımda ya da okuldan arta kalan zamanlarda, orada çok güzel zaman geçirip farklı hikâyeler izleyebilme imkânı buldum. Sadece sinemada gösterilenler değil, paneller, ortam, kafeteryasında dönen o sohbet bile çok rahatlatıyordu bizi. Ramazan ayında, Batman hâlâ Hizbullah korkusundan kurtulamamışken, her yer kapalı olurdu ama Yılmaz Güney Sineması’nın kafeteryası açıktı ve tıklım tıklımdı. Ergenlik dönemimin bittiği, kendimi bulma çabası içinde olduğum dönemde Yılmaz Güney Sineması’yla tanışmam hayatımla ilgili doğru kararlar alabilmemi sağladı. Güzel bir anım: Ramazan ayıydı yine. Film festivalinin başvurusuna birkaç ay kalmıştı. Batmanlı pek çok genç yarışmaya katılma heyecanı ya da kaygısı yaşıyordu. Senaryosu olan bir yönetmen bulmuşlar, ondan yardım alıyorlardı, çok yoğun bir tartışma dönüyordu. Sonra bir arkadaş geldi, herkesin senaryolarını dinledi ve dedi ki, “Bu nedir böyle? Buranın çayına sinema mı katıyorsunuz?” Güldük, eğlendik…

Sevda (Matematik Öğretmeni)
Yılmaz Güney Sineması, cebinde elli kuruş olanın da elli lira olanın da ilk uğradığı yerdi. Oradayken her an bir çiçek satıcısıyla, öğrencinizle, bir yönetmenle, bir müzisyenle, bir yazarla, karpuz çekirdekçisiyle, fotoğrafçıyla, basın açıklamasına gelmişken bir çay içmek için oturan bir emekçiyle aynı masada oturma ihtimaliniz olan, sanki tek masalı bir yerdi. Bu yüzden orada bulunmak hep içten gelirdi bana. Batman’da yaşamaya başladığımdan beri tüm kültür sanat etkinliklerine bu sinemada katıldım diyebilirim. Bunları Yılmaz Güney’in adının olduğu bir çatı altında yapabilmek benim çok içime sinerdi.

Paylaş