Gelecek

Paylaş

Gelecek hayali kuramayan iki yetişkin adam üzerine bir kısa film.

Dilek Aydın

Geçtiğimiz yıl Hinterlant filmiyle çok sayıda festival gezen Sinan Kesova’nın bir önceki kısası Gelecek, iki adamı, yirmili yaşlardaki Deniz’le dedesi Orhan’ı aynı eve koyup, yetişkin olma hâline dair bir manzara çiziyor. Deniz, belli ki üniversiteden yeni mezun, ilk bulduğu işten kısa sürede bıkıp ayrılmış ya da atılmış, dedesiyle aynı evde yaşamaya ve sıkılmaya mahkûm bir genç adam. Dedesi Orhan ise emeklilik meşgalelerinin yanında Deniz’i “bir baltaya sap etme” çabasını da iş edinmiş, ona yetişkinliği öğretmekte kararlı ve kahvaltı masasını toplama gibi görevler vermeyi bile bu eğitimin bir parçası olarak gören tipik bir aile büyüğü.

İzleyen herkesin bir yerden tanıdığı bir şeyler barındıran bu hikâye, büyürken karşılaştığımız, kendini tekrar eden şablonları hatırlatıyor bize. Annenin, babanın ya
da dedenin isteyeceği, övüneceği türden bir yetişkin olamamanın ağırlığından başlayıp dallanıp budaklanan, hayal kuramama, arzulayamama, harekete geçememeye uzanan hâllerimizi… Filmin ilginç yanı bunu sadece yetişkinlikle baş edemeyen Deniz üzerinden değil, az çok hâli vakti yerinde, yetişkinlikle sınavını çoktan vermiş Orhan üzerinden de yapması.

Film Deniz’le açılıp, ilk dakikalarda onun sıkıntısına ve yalnızlığına odaklansa da, Orhan’ın resme dahil oluşuyla çok daha büyük bir sıkıntı ve geleceksizlik resmiyle karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Evin içinde neredeyse bir otorite oyununa dönüşen sözleri üzerinden, Orhan’ın da rutinlerinin dışına çıkamayan, hayalleri için harekete geçmeyen biri olduğu anlıyoruz giderek. Bu noktada Deniz’in bilinçli seçimi (iş aramaması, hayata dair çabasızlığı) daha rasyonel ve özgürlükçü gelmeye başlıyor.

Doğal oyunculuklar filmin hafif hareketli, akışkan kamerasıyla birleşiyor ve tasvir edilen dünyayla çok dolaysız ve kolay bir ilişki kuruyoruz. Sanki gündelik hayattan bir kesit izliyoruz, bu karakterlere yaklaşıyoruz, yakından tanıyoruz onları. Bir evin içinde, iki karakter arasında bir satranç oyunu gibi ilerleyen bu anlatıya çok uygun bir stili var filmin. Sinan Kesova büyük sahnelere ihtiyaç duymadan ama sinema hissinden de vazgeçmeden bir geleceksizlik ve hayalsizlik anlatısı kurmayı başarıyor. Gece olduğunda hâlâ toplanmadığını gördüğümüz kahvaltı masası da, bu nihilist filmin içinde çok şey anlatıyor.

Sinan Kesova kimdir?
1991 yılında Almanya’da doğdu. Montreal’deki McGill Üniversitesi’nde işletme öğrenimi gördü. Nuri Bilge Ceylan ve Tayfun Pirselimoğlu gibi yönetmenlerle çalıştı. Kısa filmi Hinterlant (2016) 36. İstanbul Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü’ne, 23. Belgrade Auteur Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü ve Saraybosna, Les Arcs gibi uluslararası festivallerde yarıştı.

Paylaş