AYIN FİLMLERİ
30 MAYIS 2003
Bebekler
Diptekiler
Kumun Altında
Sessiz Amerikalı
Victor'un Uyanışı
Yeni Evli
Yirmibeşinci Saat
Zevkler Sokağı
6 HAZİRAN 2003
Johnny English
Beşikten Mezara
13 HAZİRAN 2003
Beni Unutma
Donnie Darko
Kurşun Geçirmez
Telefon Kulübesi
20 HAZİRAN 2003
Asabiyim
İspanyol Pansiyonu
Second Name
27 HAZİRAN 2003
Ölüm Bizi Gözetliyor
Tehlikeli Dişi
|
| |
AYIN FİLMLERİ / 25.SAAT
EY NEW YORK, SİLKELEN VE KENDİNE GEL!
Yapmış olduğu filmlerin hiçbirinde kesin bir önermede bulunmamaya, yalnızca mevcut sorunu ortaya koyup sonuç çıkarma kısmını izleyiciye bırakmaya özen göstermesine rağmen, her filmi farklı bir kitlenin tepkisini çeken, zaman zaman provakatör damgasını yemekten kurtulamayan aykırı yönetmen Spike Lee'nin son filmi Yirmibeşinci Saat (25th Hour, 2002) aynı zamanda 11 Eylül olayından sonra New York'un içinde bulunduğu hezeyanı yansıtan ilk film olarak anılıyor. Primal Fear (1996), Herkes Seni Seviyorum Der (Everyone Says I Love You,1996), American History X (1998) ve Dövüş Kulübü (Fight Club, 1999) filmleriyle hafızalarda yer etmiş olan, kuşağının en iyi aktörlerinden Edward Norton filmin başrolünü üstlenmiş. Philip Seymour Hoffmann, Brian Cox ve Anne Paquin'in de dahil olduğu kaliteli oyuncu kadrosu, Lee filmlerinde alışık olmadığımız miktarda tanınmış isim barındırıyor.
Monty (Edward Norton), uyuşturucu satıcılığı yaptığı için yakalanmıştır ve hapishaneye girmesine sadece bir gün kalmıştır. Bu bir gün içinde Monty'nin; emekli itfaiyeci babası, öğrencilerinden birine göz koyan bir öğretmen, başkalarının parasını devamlı tehlikeye atan bir borsacı olan iki dostuyla ve kendisini ele verdiğinden şüphelendiği sevgilisiyle vedalaşması gerekmektedir. Buna ek olarak Monty, ölümden kurtardığı ve çok sevdiği köpeği Doyle'a da, hapiste bulunacağı 7 yıl süresince göz kulak olacak birini bulmalıdır. Monty'yi sinir harbine sürükleyen hapse gireceği gerçeğinden çok, tecavüze uğrama korkusudur. Bunun yanında sevenleri, onun için yapabilecekleri ama yap-a-madıkları yüzünden vicdan muhasebesine girişmişlerdir. Monty için fazla seçenek gözükmemektedir; ya kanun kaçağı olup korku içinde yaşayacak, ya hapse girecek ama çıktığında bambaşka bir insan olacak ya da beynine bir kurşun sıkıp hayatına son verecektir.
Spike Lee'nin aşina olduğumuz New York atmosferi Yirmibeşinci Saat için de geçerli. Gerilim ve kontrol edilemeyen enerjinin, kaotik şehir atmosferinde tırmandığına; çok kültürlü ve farklı etnik kökenlerden insanın ortak yaşam alanlarında kabını zorladığına, sonunda da kontrolsüz biçimde patladığına Summer of Sam (1999), Do The Right Thing (1989) ve The Clockers'da (1995) da şahit olmuştuk. Yirmibeşinci Saat, daha sakin karakterler üzerinden devam eden bir hikaye olsa da, diğer Spike Lee filmleri gibi enerji yüklü bir dönüşüm öyküsü
(E.R.)
Altyazı Aylık Sinema Dergisi Haziran 2003 Vizyon/Ayın Filmleri bölümünde yayıımlanmıştır.
|
|
|
|
|
| |
PORTRE / TAKESHI KITANO
BENİMLE OYNAR MISIN ?
Son başyapıtı Bebekler'in Bir Film'in çabalarıyla vizyona girdiği şu günlerde, Kitano'nun hep Yakuza ve şiddet gibi kavramlarla beraber anılan sinemasının insani yüzüne, 'oyun' kavramı ile olan ilişkisine göz atmayı uygun gördük.
Japon eleştirmen Kunio Kuroda, Kikujiro (Kikujiro No Natsu) filmindeki sadist ve mazoşist öğeleri (bunlar eleştirmenin kendi tanımları) eleştiren yazısında şunları söylüyor: "Bu film, hep çocuk kalmış, hiç büyüyememiş birinin yapacağı türden bir yetişkin filmi". Kuroda'nın olumsuz bir anlam yüklediği bu tespit, Kitano'nun sinemasının bizi cezbeden yönlerini deşifre etmek yararına kullanılabilir.
Kitano'nun filmlerinde, -çoğu kez Kitano'nun kendisinin canlandırdığı- 'çocukça' tavırlarda bulunan Yakuza (Japon mafyası) ya da polis karakterleri anlatının merkezine yerleştirilmiştir. 'Oyun oynama', şakalaşma, karşısındakiyle kafa bulma pratiklerini malzeme edinmeyen tek bir Kitano filmi bile yoktur.
...
Fırat Yücel
Altyazı Aylık Sinema Dergisi Haziran 2003 sayısında yayımlanan yazının bir bölümüdür. Yazının devamını Altyazı'da okuyabilirsiniz.
|
|
|
|