CİN AYNASI

Büyümeyecek bir çocuğun anıları

Sinemanın cin aynasında kendilerini bulanlar, çocukluklarında büyülenenler, bu büyüden kendilerini bir türlü kurtaramayanlar, bir gün geliyor kendileri de bir büyücü ya da lambadan çıkan bir cin oluveriyorlar: "Dile benden ne dilersen, sana onu göstereyim. İstersen saraylar, istersen vahşi batının kovboyları, istersen uzay yaratıkları; macera, korku, gerilim, aşk ne duymak istiyorsan onu hissettireyim sana. İki saat için de olsa düşlerini gerçekmiş gibi yaşatayım. Sıkıcı, tekdüze hayatının sınırlarını düşgücü ve mizahla aşmana yardımcı olayım." diyerek beyaz perdeden bize göz kırpıyorlar.

Tüm auteur yönetmenler sinemayla ilgili deneyimlerini ve anılarını kitap olarak da yazdılar. Bu kitaplardan onların sinemaları hakkında bilgi edindiğimiz gibi seyirci olarak ilk deneyimlerini de öğreniyoruz. Hemen hepsi beyazperdeye ilk düşen hayalle büyülenmiş gibi. Ingmar Bergman'ın Büyülü Fener'de anlattığı anısında geçen kardeşi Dag'a armağan edilen göstericiden izlediği ilk görüntülerin etkisi onu yaşamı boyunca sürecek bir tutkunun ve uzun bir sinema serüveninin içine atacak güçtedir. Ne de olsa o sadece pazar günü doğanlara görünen hortlaklarından hiç kurtulamayacak bir "Pazar Çocuğu"dur.

Bu kez, ünlü İtalyan yönetmen Federico Fellini'nin "Bir Film Yapmak" adlı anı kitabından, sinemaya ilişkin izlenimlerini aktaracağız...


Şükran Yücel


Yazının tamamını Altyazı'nın KASIM sayısında bulabilirsiniz.