""HİÇBİR HABER, BİR İNSANIN HAYATINDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİLDİR""


Takvimler 21. yüzyılı gösterse de savaş yine hayatımızın içinde, korkularımız, çaresizliklerimiz su yüzünde... Aklımda Çetin Altan'ın unutulmaz sorusu: "İran-Irak savaşında yüz binler ölürken Salvador Dali'nin tablolarıyla ilgilenmeyi anlamsız mı buluyorsunuz; yoksa Salvador Dali'nin tablolarıyla ilgilenmek dururken böyle bir savaşın sürdürüp götürülmesini mi?" İşte, savaş haberlerini, haberci olmayı, medyanın tutumunu içeren soruları yanıtlayan; savaş muhabirliğini yaşamış, her gece bizlere NTV'yle dünyadan haberler veren Mithat Bereket'in söyledikleri…


- Saatler boyunca, savaş haberlerinin içindesiniz. Akşam eve döndüğünüzde, kendinize zaman ayırdığınızda o haberler sizin yaşamınızı nasıl etkiliyor?

- Çok etkiliyor, zaten haber hayat tarzı oluyor. Bazı meslekler vardır, o mesleğe girdiğiniz anda hayatınızı o mesleğe göre yönlendirmek zorundasınızdır. Mesleğinizi hayatınıza göre yönlendiremezsiniz. Haber de öyle... Gazetecilik de doktorluk gibi. Olağanüstü durumlara müdahale etmek zorunda kalan biri gibisiniz. Benim hayatım hep öyle oldu. Yaklaşık on altı yıldır bu işi yapıyorum; olaylar sizi yönlendiriyor, sizi bir yerden bir yere götürüyor, planlarınızı bozuyor. Dolayısıyla haberle yatıp kalkmaya başlıyorsunuz. Böyle olunca pek çok şey ikinci plana düşmek zorunda kalıyor. Bu iş sevilmeden yapılamayacak bir iş. Bu, benim tutkum, sevdiğim işi yapıyorum ve çok mutluyum. Savaş haberlerini anlatan Mithat, gece olup da evine ya da her nerede kalıyorsa oraya döndüğünde, çoğu zaman onun etkisi devam ediyor. Ama bir yer var, uykuya dalmadan önce... Galiba o zaman gazeteci Mithat gidiyor da insan Mithat geliyor. Sanki iki kişilik var; biri gazeteci, o nötr olmak zorunda. Ben ilk defa bir savaşta haber merkezindeyim. Ben genelde savaş yerinde olurum. Orada olduğunuz zaman inanılmaz şeylerle karşılaşıyorsunuz; tanıdıklarım öldürüldü, insanlar yaralandı, ateş altında kaldık, parçalanmış aileler, darmadağın olmuş evler...Orada gazeteci Mithat tarafsız olmak zorunda, kendini koymadan değerlendirmek zorunda... Ama bir de insan Mithat var, o içten içe veryansın ediyor, küfrediyor, çığlık atıyor. Bu ikilem hep var ve eminim savaş muhabiriyim diyen herkes bunu yaşıyordur.


-Haberci yersiz-yurtsuz, yerleşik hayatı, özel yaşamı olmayan kişi midir?

- Öyle. Haber insanın yaşamını yönlendirdiği için özel hayatınız kalmıyor. Bir doğum günümde arkadaşlarım ve kız arkadaşım benim için bir parti hazırladılar, Körfez Savaşı'ndan hemen önceydi. Ben o sırada Akdeniz'deki Saratogo uçak gemisindeydim. Hesaba göre çekimleri yaptıktan sonra akşam uçak gemisinden bizi kaldıracaklar, İzmir havaalanına indirecekler, oradan da Ankara'ya gideceğim ve ben partiye geçeceğim, çok güzel eğleneceğiz. Çekimleri bitirdik, uçağı bekliyoruz, geminin komutanı gelip "kusura bakmayın Mithat Bey, sizi gönderemeyeceğiz, fırtına çıktı" dedi. Ben o geceyi, doğum günümü Akdeniz'in ortasında, Amerikan askerleriyle geçirdim.


Söyleşi: Merve Bülbül


Söyleşinin devamını Altyazı'nın KASIM sayısında bulabilirsiniz.