"Osmosis Jones'tan Who Framed Roger Rabbit'e
Animasyon "Live Action" Kombinasyonu Filmler"


Osmosis Jones filmiyle seyirciye sunulan en büyük vaad, animasyon ve "live action" (canlı çekim) ortamlarının birlikte kullanılmış olması gibi görünüyor. Salak ile Avanak (Dumb & Dumber, 1994), Ah Marry Vah Marry (There is Something About Marry, 1998), Ben, Kendim ve Sevgilim (Me Myself & Irene, 2000) filmleri ile tanınan Farrelly kardeşlerin, Osmosis Jones'ta iki ortamın birlikteliğini ne şekilde kullandıklarını, filmografilerine bakarak bir ölçüde tahmin edilebilir miyiz? Bu güne kadar "live action" ortamıyla hikaye anlatmayı seçen Farrelly kardeşlerin filmlerinde, animasyon sinemasının anlatım tarzından feyz aldıkları açıkça ortada. Politik olarak doğru olma kaygısı taşımayan Bobby ve Peter Farrelly'nin filmlerinde şiddet kullanımı konusunda da sınır ve etik değerler tanınmaz. Bir köpek, ağır elektrik akımına maruz kalıp can çekişebilir ya da kuyruğundan tutulup havada çevrilebilir. Veya özürlü insanlarla ilgili espriler, hiç bir ahlaki değer yargısına sığınılmaksızın ardı arkasına sıralanabilir. Üstüne üstlük, tüm değer yargılarının çiğnendiğini hisseden seyirci, bu sahnelere gülmekten de kendisini alıkoyamaz. Bir vicdan azabı buhranı içinde seyirciyi güldüren Farrelly kardeşlerin filmlerinin, tam da bu noktada animasyon sineması ile paralel duruşu devreye girer. Animasyon filmlerinde maceralarını izlediğimiz karakterler, etten kemikten canlı varlıklar değil, çizgi ve boyadan mamül cansız görünümlerdir. Dolayısıyla, bu cansız nesnelere sınırsız boyutta şiddet uygulanabilir. Her şekilde transforme edilebilen, değiştirilip dönüştürülebilen animasyon dünyasının kahramanlarının, canlarının yanmayacağını da söyleyebiliriz. Bu durumda şiddet, animasyon sinemasının temel anlatım araçlarından birine dönüşür. Böylece, "live action" ortamı animasyon anlatısının klasikleşmiş komedi numaralarıyla besleyen Bobby ve Peter Farrelly'nin iki ortamı beraber içeren film yapmalarına pek de şaşmamak gerektiği de ortaya çıkar.


Özge Samancı


Yazının devamını Altyazı'nın KASIM sayısında bulabilirsiniz.