"PİYANİST" İzleyici çekmek amacıyla sokaklara asılan posterler renklerini taşıdıkları filmler hakkında hangi ölçüde fikir verirler? İyi tasarlanmış bir poster filmin havasını bir göz atışta vermez mi aslında, o filmin bizim tarzımız olduğunu kulağımıza fısıldamaz mı çabucak? Masmavi bir denizin içinde sıçrayan bir yunus balığını gördüğümüzde o filmin bizi çok derinlere götüreceğinin farkına varmaz mıyız? Yarısı beyaz diğer yarısı siyah bir posterde yer alan eli silahlı adam ve arkasındaki kadın silueti ihtiras ve kan kokmaz mı? Arkasındaki değişik insan tiplemeleriyle oturduğu yerden bize bakan koca göğüslü iri kadının bacakları arasında yok olmuş çocuk bizde deli dolu kaçık bir film beklentisi yaratmaz mı? "Piyanist"in posterine ilk bakışın verdiği o garip duygu da bizim için bilinmeyene giden bir yolun habercisi oluyor adeta. Devrim Alpöge Yazının devamını ve yönetmen Michael Haneke ile yapılmış bir söyleşiyi Altyazı'nın KASIM sayısında bulabilirsiniz. |