|
"Bülent Somay: Sinemaya emek sarfetmeye gitmiyorum" Söyleşi: Nadir Öperli - Övgü Gökçe Altyazı'nın bu sayısında, her ne kadar esas ilgi alanı bilimkurgu edebiyatı da olsa sinemayla yakından ilgili bir isimle, Bülent Somay'la söyleşiyoruz. Aralarında Arkadaşım Şeytan, Brazil, Solaris, Beyaz, Annie Hall, Anchors Aweigh, Asphalt Jungle, Through a Glass Darkly ve Çirkin Kral'ın da olduğu farklı tatlar içeren filmlerin görüntüleri eşliğinde sinemadan çıkıp edebiyata ve politikaya uzanan bu keyifli sohbeti ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz. [Birlikte Arkadaşım Şeytan'da Ali Poyrazoğlu'nun Mazhar Alanson'a şeytanın misyonunu açıkladığı sahneleri izliyoruz. Tabii ki anında biliyor.] Setinde yer aldığınız bir film yanılmıyorsam, yönetmen asistanı mıydınız? - Asistan değildim aslında. Bir bölümünde sanat yönetmeni yardımcısıydım, bir bölümünde senkron asistanlığı yaptım, sonra da montajına katıldım olduğu gibi. Sette olmak nasıl bir deneyimdi sizin için? - Ben aslında sinema merakımdan yer almadım Arkadaşım Şeytan'ın setinde. O sırada Atıf abiyle üç dört kişi bir projeye kalkışmıştık. Bir sürü kısa senaryo yazıyorduk, bir televizyon dizisi olacaktı. Bu filmin senaristi Ümit Ünal'la yaptığımız bir söyleşide aklında TV dizisine uygun bir öykü olduğunu, bunu zorlayıp uzun metraja çevirince pek de hoş olmayan bir şey ortaya çıktığını söyledi. Siz de böyle mi düşünüyorsunuz? - Tabii tabii. Bu kısa bir filmdi önceleri. 50 dakikalık, çok da hoş bir senaryoydu. Ben de aynı proje için o sırada iki senaryo yazmaya çalışıyordum. Sonra TV projesinin erteleneceği ortaya çıktı. Ümit'in hazır olan senaryosunu uzun film yapalım dedi, Atıf abi. Ben de hazır projenin bir parçasıyken gidip gelmeye başladım, sette bulunayım dedim ve bir iş istedim Atıf abiden. Çünkü bir filmin nasıl oluştuğunu bilmeden senaryo yazmaya kalkmak komik; senaryo yazdığını zannediyorsun, ama aslında yazmıyorsun, tiyatro ya da uzun öykü, yazdığın... Bu keyifli söyleşinin tamamını Altyazı'nın KASIM sayısında bulabilirsiniz. |