ÖLÜM SESSİZ, YA BİZ? * Hücre tipi cezaevi uygulamasını konu edinen, Hüseyin Karabey'in çektiği "Sessiz Ölüm" filmi, Kasım ayından itibaren İstanbul'daki bazı sinema salonlarında DVD projeksiyondan izlenebilecek. Hücre tipi (F Tipi) cezaevi uygulaması üzerine çekilmiş olan "Sessiz Ölüm" ülkemizde ilk kez İstanbul Film Festivali'nin 'Çağımızın Aynası Sinema: İnsan Hakları' bölümünde gösterilmişti. Sonra üniversitelerde, kültür merkezlerinde yapılan çeşitli özel gösterimlerle daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşmaya başladı. Ve eğer her şey yolunda giderse filmin yönetmen Hüseyin Karabey tarafından yeniden kurgulanmış hali Kasım ayında İstanbul'daki bazı sinemalarda, alternatif bir yolla gösterim imkanı bulacak. Dijital video olarak çekilen film, DVD'den projeksiyon yoluyla beyazperdeye yansıyacak. Yansıyanları göreceklerin ise boğazında bir düğümün oluşmaması kanımca imkansız olacak. O ana kadar ki sessizliğimizden hepimiz biraz daha utanacağız. Sessiz Ölüm'ün yönetmeni Hüseyin Karabey filmini kendi yalanlarını söylediği bir belgesel olarak tanıtıyor. Tek bir doğru yoksa o zaman birçok yalan vardır deyip, bu sefer de izleyiciye sık sık duyduğu yalanlardan farklı, kendi yalanını söylediğini belirtiyor. Anlatmak istediğini klasik belgesel formuyla başaramayacağına inanmış olan Hüseyin Karabey, Sessiz Ölüm'de belgesel ile kurmacayı bir araya getirirken, filmini dört parçayla örüyor. Almanya, İtalya, İspanya ve İrlanda'da hücre tipi cezaevlerinde kalmış eski siyasi tutuklular ile bir Alman ve bir Türk parlamenterin konuşmaları ilk üç parçanın merkezini oluşturuyor. Soruların duyulmadığı, yalnızca eski tutukluların yaşadıklarını, parlamenterlerin gözlemlerini sözcüklere dökmeye çalıştıkları bu bölümler sırasında duyduklarınızla irkilirken, F Tipi'nin nasıl birşey olduğunu tasavvur etmeye çalışıyorsunuz. Daha sonra aralara Teksas'taki bir özel (devlet tarafından işletilmeyen) cezaevinden görüntüler giriyor. Bu görüntülerde F tipinde mahkum olmamak için, tutuklu kadınların gönüllü olarak kabul ettiği ceza şekline tanık oluyorsunuz. Üçüncü parçayı ise oyuncu olarak Jülide Kural'ın yer aldığı, F tipi deneyiminin canlandırılma denemesi oluşturuyor. Hüseyin Karabey kurmaca ile belgeseli yan yana koymanın bir risk olduğunu kabul ederken, dramatik kısmın seyirciye önceki parçalarda duyduklarını, gördüklerini anlamlandırması, üzerine düşünmesi için vakit tanıdığını belirtiyor. Bunun da ötesinde bu canlandırma kısmı filmi vurucu finaline taşıyor. Sessiz Ölüm klasik belgesel anlatımından yalnızca bu kurmaca bölümle uzaklaşmıyor. Eski tutukluların bazı konuşmalarında anlattıklarını görsel olarak destekleyen oldukça basit ama etkili video efektler kullanılıyor. Filmin finaline doğru ise bir saati aşkın süredir gördüklerinizin ve işittiklerinizin gerilimiyle bir anda yalnız bırakılıyorsunuz. Perde kararıyor ve yalnızca Jülide Kural'ın çırpınışının sesini duyuyorsunuz, hiçbir şey göremiyorsunuz. Gündelik hayatımızda kendi dünyamız dışında olup bitenlerden, yaşanan acılardan nasıl bihabersek, öylesine körleşiyoruz. Ve o an biz filmi izlerken bizden uzak bir yerlerde nelerin yaşanabiliyor olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Hüseyin Karabey filmi çekmeye karar verdiğinde amacının F tipinin, tecritin ne anlama geldiğini anlatmak olduğunu; ama yapım süreci ilerledikçe filmin yönünün tecritin nasıl da anlatılamayacak bir şey olduğunu göstermek üzere değiştiğini belirtiyor. Eski tutukluların tecriti tek kelimeyle anlatma çabaları, bu çabanın imkansızlığını daha da iyi ortaya koyuyor. Kişiyi etrafındaki duvarlarla yalnız bırakan bu sistemin amacının düşünsel ve duyusal yoksunluk olduğu düşünüldüğünde, bu yoksunluk durumundaki insanların yaşadıklarını sözcüklere aktarması haliyle mümkün olamıyor. Doğayla, teknolojiyle, diğer insanlarla, toplumla ilişkisi kesilmiş insan bambaşka bir varlığa dönüşüyor. Zaten bir tutuklu da tecriti tek kelimeyle anlatmaya çalışırken "İnsani olmayan her şey" diyor. Sessiz Ölüm'ün jeneriği akarken kullanılan filmin dördüncü parçası, 'Hayata Dönüş Operasyonu'nun özel televizyonlarda yayınlanan görüntülerinden oluşuyor. Haberdar olduğumuzu sandıklarımızdan aslında nasıl da habersiz olduğumuzu yüzümüze vuruyor bu görüntüler. Hepimizin ana haber bültenlerinde akşam yemeği öncesi ev telaşında, telefon aralarında veya zaplarken tanık olduğu bu görüntüler, Sessiz Ölüm'ün sonunda daha çok şey ifade etmeye başlıyor. Bu görüntüler Hüseyin Karabey'in yalanında daha da içimize işleyebiliyor. Nihayet film bittiğinde de, bilginin ağırlığını iyice hissedip, sessiz kalmayıp da ne yapabiliriz ki diye kara kara düşünmeye başlıyorsunuz... Enis Köstepen Yönetmen: Hüseyin karabey Senaryo: Hüseyin Karabey Görüntü Yönetmeni: Hüseyin Karabey Kurgu: Hüseyin karabey Müzik: Alper Maral Oyuncu: Jülide Kural Katılanlar: Irmgard Möller, Günther Sonnenberg, Domenico Maracino, Tomax Karrera, Mixtel Saasketa, Dr. Mehmet Bekaroğlu Yapımcılar: Hüseyin Karabey, Melek Ulagay Yapım Yılı: 2001 Süresi: 87 dakika * Kaya GENÇ'in Ağustos ayında internette www.altyazi.net adresinde yayımlanan yazısının başlığıdır. |