altyazı'dan
“Kısa film nedir?”: Türkiye’de kısa film konuşulurken en çok sorulan soru bu galiba. Oysa en az kafamızı meşgul etmesi gereken, hatta belki hiç sorulmaması gereken bir soru bu bence. Nedense hepimiz kendi kısa film tanımımızı yapmaya ve kısa film şudur, şöyle olmalıdır, (uzun metraja giden yolda bir hazırlıktır ya da tersine uzun metrajdan tümüyle ayrı bir alandır; öykülü olmalıdır ya da tam tersine deneysel ve atmosferik olmalıdır vs.) gibi cümleler sarf etmeye çok meraklıyız. Oysa kısa filmin tüm çekiciliği, uzun metrajın tersine tanımlanamaz bir şey olmasından ve bu sayede insana geniş bir özgürlük alanı sunmasından geliyor. Kuşkusuz uzun metraj da yaratıcılığa olanak sağlayabilir; ancak uzun metrajda gişe rakamı baskısı, beklentiler, alışkanlıklar, kalıplar, büyük ekipler, ticari ilişkiler gibi unsurlar nedeniyle bunu yapmak çok daha zor. Kısa filmde, en azından ülkemizde bu gibi baskılar minimum seviyede. Ancak tartışmalarımızı “kısa film nasıl olmalı?” gibi bir soruya yoğunlaştırarak, sanki o özgürlük alanını kısıtlamak istiyoruz; kısa filmin tanımsızlığı bizi tedirgin ediyor...
|