|
KISA METRAJ CLERMONT-FERRAND: KISA FİLMİN CANNES'I Türkiye'de pek bilinmeyen fakat tüm dünyada çok önemsenen ve kısa filmin 'Cannes'ı olarak kabul edilen Clermont Ferrand Kısa Film Festivali'nin yirmi dördüncüsü 1-9 Şubat 2002 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Festivalin bizim açımızdan en sevindirici tarafı, İlker Canikligil'in Simulacra filmi ile dijital film dalında mansiyon ödülü almasıydı. Fransa'da küçük bir üniversite şehri olan Clermont-Ferrand, sigara dumanından geçilmeyen kafe ve restoranları, dar sokakları ve sayısı her geçen gün artan kebapçılarıyla klasik bir Fransız şehri. Nüfusu pek de fazla olmayan kentin iki özelliği var: Birincisi Fransa'nın tam ortasında yer alması, ikincisi ise bu özelliğinden dolayı uluslararası bir kısa film festivaline ev sahipliği yapıyor olması. Bu sene yirmi dördüncüsü gerçekleştirilen festival, bundan on dört sene önce uluslararası bir kimlik kazanmış. Bu yıl 1-9 Şubat tarihleri arasında 500 civarında kısa metrajlı filmin gösterildiği Clermont-Ferrand Uluslararası Kısa Film Festivali kısa filmle ilgilenenler için adeta bir okul niteliği taşıyor. Festival, Türkiye'de pek tanınmamasına rağmen, Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu'da çok önemseniyor ve kısa filmlerin 'Cannes'ı olarak kabul ediliyor. Bunun başlıca sebebi festival bünyesinde bir kısa film pazarının bulunuyor olması. Fransa'da kısa filmlere uzun metrajlı filmlere geçiş aracı olarak bakılmıyor. Kısa filmler Fransız hükümetinden ve Fransız televizyon kanallarından maddi destek gördükleri gibi, büyük bir pazara da sahipler. Fransa'dan Canal +, Alman-Fransız ortak kültür kanalı Arte, İngiltere'den Channel Four gibi prestijli televizyon kanallarının yanında pek çok değişik ülkeden gelen prodüksiyon firması, dağıtımcı ve yapımcının katıldığı pazar dokuz günlük festival içerisinde bir hafta süreyle açık bulunuyor. Bu pazar alıcı bulmak isteyen kısa filmlere büyük kolaylık sağlıyor, çünkü yarışmalı bölümler için ön elemeden geçemeyen filmler de pazara dahil ediliyor ve seyirciye ulaşmaları sağlanıyor. Festivale başvuran tüm filmlerin pazar kataloğunda yer alması filmlerin tanıtımı açısından da son derece faydalı oluyor. Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali pek çok değişik programdan oluşuyor. Yarışma bölümü uluslararası, ulusal ve dijital olmak üzere üç kategoriye ayrılmış durumda. Uluslararası ve ulusal bölümlerine video kabul edilmiyor. Bu seneki festivalde Portekiz, Afrika, Çin ve Kore sinemalarına ayrılmış özel bölümlerin yanında animasyon, çocuk filmleri ve Amerikan üniversiteleri gibi özel programlar da vardı. Amerika'nın en prestijli üç sinema okulu burada kendi filmlerini tanıttı. Columbia Üniversitesi, New York Üniversitesi ve Southern California Üniversitesi'nden festivale katılan filmler pazarda alıcı bulduğu gibi çoğunluğu üniversite öğrencisi olan yerel seyirciden büyük ilgi ve destek de gördü. Festivalin pazar kısmında da çeşitli gösterimler yer aldı. British Film Institute, Kino Film ve New Zealand Film Commission gibi organizasyonlar kendi bünyelerinde gerçekleştirilmiş olan kısa filmleri 90-100 dakikalık programlar halinde tanıttı. Bu gösterimler sadece filmleri satın almak isteyen alıcılara değil, aynı zamanda halka açık olarak gerçekleştirildi. Her biri yaklaşık 100 dakikalık 14 programdan oluşan uluslararası bölümde bu sene toplam 79 film yarıştı. 5 değişik programdan oluşan dijital yarışmada 44 film yer aldı. Ulusal yarışmada ise 12 programda toplam 60 Fransız filmi vardı. Her üç kategoride yarışmaya katılan filmlerin yönetmenleri festivalin davetlisiydi ve büyük çoğunluğu Clermont-Ferrand'a geldi. Yönetmenlere göre sayıları daha az olmasına rağmen filmlerin yapımcıları, senaristleri, oyuncuları ve teknik ekibi arasından da festivale katılanlar vardı. Şüphesiz ki, bu seneki festival pek çok yeni ortaklığın başlangıcına sahne oldu. Clermont-Ferrand'da filmlerin pazarlanması son derece ciddiye alınıyor, ancak doğal olarak bu pazarlıkların bir kısmı gece verilen partilerde gerçekleşiyor. Bu sene Canal + ve Portekiz Kısa Film Ajansı gibi farklı televizyon kanalı ve dağıtımcıların verdiği partiler oldukça ilgi gördü. Herkese açık olmayan bu partilere davetiye bulmak için kimi zaman çeşitli dalaverelere ihtiyaç duyulsa da, gün boyunca film seyretmekten yorgun düşüp hem iyi vakit geçirmek, hem de sinema camiasında çevresini genişletmek isteyenler için sabahlara kadar süren bu partiler kaçırılmaz birer fırsattı. Uçmak İstiyorum (1995) ve Kedi Gözü (1998) gibi kisa filmlerinden tanıdığımız İlker Canikligil'in dijital filmi Simulacra bu seneki festivalde yarışan tek Türk filmiydi. İstanbul'da yaşayan ve etrafında algıladığı her şeyin bir bilgisayar programının parçası olduğunu düşünen bir gencin hikayesini anlatan film, modernizasyona eleştirel olarak yaklaşıyor. Ancak filmde sorgulanan yaşam tarzı ve ritüellerin Türk toplumuna son 15-20 senede girdiği ve bunların bizim sinemamızda henüz pek irdelenmediği göz önüne alınırsa, Simulacra, türünün yabancı örneklerinden daha ilginç hale geliyor. Simulacra, dijital film dalında bu sene ikinci mansiyona layık görüldü ve filmin yönetmeni İlker Canikligil ile yapımcısı Yonca Ertürk Canikligil festivale bizzat katıldı. Festivale Türkiye adına katılmasalar da, Clermont-Ferrand'ın uluslararası ve ulusal yarışma bölümlerinde başka Türk yönetmenlerin de filmleri yer aldı. Ölmeye Yatmak (1997) ve Babamı Hırsızlar Çaldı (1999 - Clermont-Ferrand 2000 Büyük Ödül) kısa filmlerinin yönetmeni Esen Işık, Voyage Sans Retour adlı politik kısa filmiyle İsviçre adına uluslararası yarışmaya katıldı. İlano Navaro ise Türkiye-Fransız ortak yapımı olan Beni Almaya Geldiler adlı kısa filmiyle festivalin ulusal bölümünde yarıştı. Festivalin en ilgi çeken filmlerinden biri uluslararası yarışmada yer alan ve Polonya yapımı olan Meska Sparawa idi. Slawomir Fabicki'nin yönetmenliğini yaptığı 16 mm'lik bu siyah-beyaz kısa film, senaryo ve oyunculuktaki başarısı ve görüntü yönetmenliği ile dikkatleri üzerine çekti. Film, Gençlik Ödülü, En İyi Sinematografi Ödülü ve Basin Jürisi'nin En İyi Film Ödülü olmak üzere toplam üç ödüle layık görüldü. Uluslararası yarışma bölümünde Büyük Ödül'ü alan Danimarka yapımı Woyzeck's Last Symphony'nin (Nikolaj Arcel) bu ödüle layık bulunması, başarılı bir yapıt olmasına rağmen, 38 dakika oluşu ve yüksek bütçesi yüzünden bir hayli eleştirildi. Festivale katılan yönetmen, yapımcı ve dağıtımcılar ödülün bu filme verilmesinin, daha kısa süreli ve dar bütçeli filmlere destek verilmesi açısından olumsuz bir adım olduğu yönünde fikir birliğine vardılar. Soğuk hava ve yağmura rağmen festivaldeki filmler, hem çeşitlilik hem de kalite açısından uzun kuyruklara girmeye değer nitelikteydi. Festivale katılan kuruluşların çokluğu ve kısa film pazarının varlığı da göz önüne alınırsa, Clermont-Ferrand hem kısa film severler, hem de kısa film piyasasının içinde bulunanlar için asla kaçırılmaması gereken bir fırsat. 2003 Clermont-Ferrand Uluslararası Kısa Film Festivali'nde daha çok kaliteli Türk yapımı görmek ise tabii ki hepimizin ortak dileği. Pelin Uzay |