 |
 |
|
İLK GÖZ AĞRISININ YERİ BAŞKADIR!
22. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ YAKLAŞIYOR
Film Festivalleri şehrine dönüşen İstanbul'un 22 yaşındaki ilk festivali Uluslararası İstanbul Film Festivali 12-27 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festivalin programı, bu on dört günün ne kadar dolu dolu geçeceğini gösteriyor.
Altyazı'ya ilişkin ilk fikirler ortaya atıldığında yine İstanbul Film Festivali zamanıydı, iki yıl önceydi. Geçen zaman içinde İstanbul bir film festivalleri şehri oldu. Artılarıyla eksileriyle yapılan her organizasyonun sinemasız yapamayanlar için başka bir keşif imkanı sunduğu tartışılmaz, ancak ilk göz ağrısının yerini de hiçbir festival tutmaz. Evet, festival denince akla ilk gelen festivalin zamanı yaklaştı. Yaklaşık yüz elli filmin gösterileceği 22. Uluslararası İstanbul Film Festivali 12-27 Nisan tarihleri arasında seyircilerini Beyoğlu'nda bir filmden öbürüne koşturacak. Bu yıl bilet fiyatları rezervasyonda tam 7.500.000 TL, indirimli 5.000.000 TL, rezervasyon sonrası için ise tam 9.000.000 TL, indirimli 6.000.000 TL olarak belirlenmiş. Broşürlerin 22 Mart günü piyasaya çıkması bekleniyor. Bilet satışındaki önemli değişikliklerden birisi olarak biletlerin bir bölümünün Biletix üzerinden de satışa sunulacağını belirtelim.
Festivalde bu yıl yeni bir köşe hemen göze çarpıyor. "Bollywood'dan Sevgilerle". 40 milyon izleyicisiyle dünyanın en büyük film endüstrilerinden olan Bollywood (Hint Holywood'u), son zamanlarda bütün dünya festivallerinde ilgi odağı. Son dönem Bollywood sinemasından altı örneği festival kapsamında görme şansımız olacak. Göreceğimiz filmlerden Lagaan Hindistan'dan Yabancı Film Oscarı adayı olmuş, American Coreography Awards'da da öne çıkmış, gösterildiği ülkelerde yoğun ilgi toplamıştı. Saratchandra Chatterjee'nin aynı isimli klasikleşmiş romanının 1928, 1935, 1955 uyarlamalarının ardından dördüncü uyarlaması olan Devdas bu bölümün başka bir iddialı filmi. Sanjay Leela Bhansali'nin Devdas'ı BAFTA'nın 2003 İngilizce Olmayan En İyi Film dalının adaylarından.
Dünyanın önde gelen yönetmenlerinden seçme filmler izlediğimiz "Anısına" ve "Ustalara Saygı" bölümleri bu yıl yine zengin. Anısına bölümünde altı filmiyle izleyeceğimiz William Wyler 1925'te Universal Stüdyoları'na geldiğinde sete gelmiş en genç yönetmenmiş. 1970'lere kadar çoğu gişelerde hasılat rekoru kırmış yaklaşık yetmiş filme imza atan yönetmenin izleyeceğimiz klasikleri arasında Bayan Minever (Mrs. Minever), Büyük Ülke (The Big Country) ve Ben-Hur var. Bu bölümün öbür konuğu ise başka bir kural dışı Japon yönetmen, Yasujiro Ozu. Japon orta sınıfını aile hayatına eğilen ve kuşak farkları üzerinde duran Ozu'nun Geç Gelen Bahar (Late Spring), Tokyo Hikayesi (Tokyo Story), Günaydın (Good Morning) ve Bir Güz Öğleden Sonrası (An Autumn Afternoon) gibi filmleri gösterilecek. Ozu'nun yedi filmini bir arada izlemek Uzakdoğu sineması seven festival izleyicisi için bulunmaz bir fırsat. Ustalara Saygı bölümünde yer alacak yönetmenler ise Fransız usta Claude Chabrol, kendine has tarzıyla ayrı bir izleyici kitlesi edinen Brian de Palma, en son 2000'de çektiği, festivalde de gösterilecek Yi-Yi ile adından söz ettiren Edward Yang ve Türkiye'den Yılmaz Güney'in ardından yol almış ve önemli filmlere imza atmış Zeki Ökten.
Ayrıca geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz ünlü oyuncu Rod Steiger ve yönetmenler Billy Wilder, John Frankenheimer, Karel Reisz ve Maurice Pialat birer filmleriyle "Elveda" bölümünde anılacaklar.
Festivalin ilgi çeken başka bir bölümü ise "Andy Warhol Sunar: Paul Morrisey'in Üçlemesi". Andy Warhol'un mekânı Fabrika'nın (Factory) film yapımcısı Paul Morrisey'in ünlü üçlemesi Flesh (1968), Trash (1970), Heat (1972) bu bölümde gösterilecek. 1965'te Warhol'la tanıştıktan sonra, Warhol'un yapmak istediği tüm film deneylerinin -masraflarının tamamı Fabrika'dan karşılanmak üzere- başına geçen bağımsız yönetmen Morrisey'in kült arthouse klasikleri Flesh, Trash ve Heat baştan sona kendisi tarafından Warhol'un müdahalesi olmadan yazılmış, yapılmış ve yönetilmiş. Warhol'un isminin bir rock'n roll grubunun öne çıkarılmasında kullanılabileceği fikrini ortaya atan ve böylelikle Warhol'un Velvet Underground ve Nico'yu keşfetmesini sağlayan Morrisey'in filmleri 1975'te son bulan Warhol/Morrisey ortaklığının önemli örnekleri.
"Çağının Tanığı: Estela Bravo" bölümünde ise Amerika'da doğan ama Küba'ya aşık olarak Küba üzerine yirmi altı belgesel çeken Estela Bravo'nun filmlerinden üç derleme program karşımıza çıkacak. "Çağının Tanığı", birkaç senedir tekrarlanan, unutulan bazı şeyleri hatırlatma niteliğindeki "Çağımızın Aynası: İnsan Hakları" bölümünü destekler nitelikte.
"Uluslararası Yarışma", "Yarışma Dışı", "Dünya Sinemasının Genç Yıldızları", "Dünya Festivallerinden", "Mayınlı Bölge", "Aile Kutsaldır!" 2002'de çeşitli festivaller üzerine yayımladığımız yazılarda rastladığınız birçok filmin yer aldığı yeni keşifler, yeni yönetmenler barındıran bölümler. Dardenne kardeşlerin son filmi Oğul (Le Fils), Mike Leigh'in son filmi Ya Hep Ya Hiç (All or Nothing), Walter Salles'in son filmi Behind The Sun, Lukas Moodyson'ın Lilya 4-ever'ı, bir önceki filmi Ratcatcher ile umut vadeden genç İngiliz yönetmen Lynne Ramsay'in son filmi Morvern Callar bu uzun listeden sadece birkaç örnek. "Turkcell Galaları" isimli bölümde ise ünlü yönetmenlerin son filmleri göze çarpıyor: Takeshi Kitano'nun son başyapıtı Bebekler (Dolls), Paul Thomas Anderson'ın Cannes'da kendisine en iyi yönetmen ödülü getiren Sersemleten Aşk'ı (Punch Drunk Love), Woody Allen'ın son filmi Hollywood Tarzı Son (Hollywood Ending) ve Ken Loach'un Tatlı Delikanlı'sı (Sweet Sixteen) bunlardan birkaçı.
Bu yıl programa eklenen bir başka önemli bölüm ise "Dışarıdaki Genç Türkler" adını taşıyor ve yutdışında film üreten genç Türk yönetmenlerin filmlerini kapsıyor. Dört filmin gösterileceği bu bölümün en flaş filmi kuşkusuz, geçtiğimiz yıl festivale konuk olan ve filmleri gösterilen Fatih Akın'ın son filmi Solino.
"Belgeseller" bölümünde de bir hayli iddialı filmler gösteriliyor. Geçen sayımızda 2002 Vizyon Değerlendirmesi'nin Dünya Vizyonu kısmında ismi anılan Terry Gilliam'ın The Man Who Killed Don Quixote filminin kamera arkasını anlatan, hatta bu Gilliam projesinden tek arda kalan belgesel Lost in La Mancha, Fransa'da gişe rekorları kırmış To Be and To Have ve filozof Derrida üzerine çekilen Derrida'nın adını burada anmak gerek.
Sessiz film döneminden önemli örneklerin gösterildiği müzik eşliğindeki "Özel Gösteri" bölümünde Murnau klasiği Şafak (Sunrise) gösterilecek. "Erotik Öyküler", Uzakdoğu filmleri ağırlıklı "Geceyarısı Sineması" ve Fransız animasyonlarının gösterileceği "Canladırma Sineması" bölümleri ise meraklılarını bekliyor. Bu seneki "Ulusal Yarışma" ise gösterilecek filmlerin tam olarak kesinleşmemesine rağmen ne yazık ki sönük geçeceğe benziyor.
Açıkçası iki hafta boyunca seyircisini perde önünden ayırmayacak bir Festival daha yaklaşıyor. Yine sinema salonunun karanlığını, gizemli özdeşleşmeleri dışarıdaki baharın ılıklığına tercih edecek bir sürü sinemasever.
Övül Durmuşoğlu
|
|
|
|