 |
 |
|
| |
PORTRE / MARTIN SCORSESE
ARAF, SOKAĞINA TAŞINDIYSA, GÜNAHLARIN NEDEN FİLMLERLE ÇIKMASIN?
Sinemasının koordinatları modern Amerikan sineması içinde yer alan, Sicilya göçmeni bir aileye
mensup 1942 New York doğumlu Martin Scorsese, sinemaya ait yeni anlatım olanakları arayışından
hiçbir zaman vazgeçmeyen ve klasik Hollywood sinemasının tür ve biçimleri üzerinde yenilikçi
müdahaleler gerçekleştirmiş bir yönetmen olarak ün yapmıştır.
Kendi adıyla çağırılan sinemasal bir yetkinliğe erişmeden önce, New York Üniversitesi'nde
sinema eğitimi gören Scorsese, üniversiteye girdiği 60'lı yılların hemen öncesinde, Amerikan
sineması dışındaki sinemalarla pek tanışık değildir. Scorsese o yıllarda, Fransız
Yeni Dalga'sının anlatımda biçim özelliklerine yaptığı vurgudan ve film üretiminde en önemli
etmenin 'yaratıcı yönetmen' (auteur) olduğu fikrinden önemli ölçüde etkilenir.
Bir sanat olarak sinemaya ve onun özgül anlatım diline, özel bir hassasiyet geliştirmesinde
okullu bir yönetmen olmasının da payı vardır. Çektiği kısa filmler (What A Nice Girl Like You
Doing In A Place Like, 1963 - It's Not Just You, Murray!, 1964...) ile çeşitli ödüller alan
Martin Scorsese, eğitimini tamamladıktan sonra kendi okulunda bir süre ders verir.
Sektörün içinde istediği noktalarda iş bulamayınca, düşük bütçeli filmlerde kurguculuk
göreviyle uzun mesailerde bulunur. İşlerinden biri, ham hali dokuz saat süren Medicine Ball
Caravan (1971) adlı bir filmi kısaltmak olmuştur. Scorsese, Aşk ve Ölüm'de (Boxcar Bertha, 1972)
ona yapımcılık da yapan Roger Corman'ın eli değmiş yönetmenlerden biridir. Bu açıdan, Corman'ın
sinemasal anlatımındaki pratikliğinden nasibini almış olması da doğaldır.
Martin Scorsese sinemasını inşa eden temel kaynaklar; onun, dünyaya çizgileri belirli bir
Katolik pencereden bakışı, New Yorkluluk duygusu, İtalyan-Amerikan olma bilinci, içinde
büyüdüğü Manhattan'ın gangsterlere kaplı küçük İtalya bölgesinin şiddet dolu anıları ve
yoğun sinema tutkusuyla oluşmuş görsel iç dünyasıdır. Başarısını, tüm bu kaynakları tek
bir potada eritebilmesi, ortaya çıkan malzemeyi kurmacayla karışık bir estetik anlayış
içerisinde seyircisine sunması ve onları kendi geçmişinin belgeselini izlettiği duygusuna
iten kişiselleşmiş görsel bir form ile buluşturabilmesine borçludur.
...
Oğuzhan Ersümer
Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Mart 2003 sayısının Vizyon Portre bölümünde yayımlanan yazının bir bölümüdür.
|
|
|
|
|
|
|