AYIN FİLMLERİ
28 ŞUBAT 2003
Piyanist
Halka
Aşka İki Hafta
7 MART 2003
Chicago
Cennetten Çok Uzakta
14 MART 2003
Slash
New York Çeteleri
Saatler
21 MART 2003
Bahis
O Şimdi Asker
Daredevil Korkusuz
|
| |
AYIN FİLMLERİ / DAREDEVIL (KORKUSUZ)
GÜNDÜZLERİ YASAL, GECELERİ YASA DIŞI
Çizgi romanları filme uyarlama modası, geçtiğimiz birkaç yıl içinde X-Men (2000) ve Örümcek Adam'ın (Spider-Man, 2002) kazandığı büyük başarılardan sonra bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Birçok insan için çocukluğa nostaljik bir geri dönüş niteliği taşıyan çizgi romanlar ve olmazsa olmaz süper kahramanlar, gelişen teknolojilerin de yardımıyla artık perdede neredeyse hayal gücünü aratmayacak bir şekilde ardı ardına boy gösteriyorlar.
Bu çizgi roman furyasının şimdilik en yeni örneği olan Daredevil de ismini, tıpkı diğer çizgi romanlar gibi, süper kahramanından almakta. Yine çoğu süper kahraman gibi Daredevil'in de trajik bir geçmişi ve süper kahraman olmadığı gündüz vakitlerinde ayrı bir ismi, işi ve kimliği var. 'Gündüz' ismiyle Matt Murdock, 'gece' kimliğiyle Daredevil, babasının ölümünün ardından kendini New York'un belalı Hell's Kitchen bölgesini haksızlıklardan ve kötü güçlerden korumaya adamıştır. Bu nedenle gündüzleri saygın bir avukat, geceleri ise bir süper kahraman olarak New Yorklular'ın karşısına çıkar. Gündüz vakti yasal yollardan çözümleyemediği sorunların üstesinden geceleri, 'kendi yöntemleriyle' gelir. Yalnız ufak bir sorunu vardır: kör olması... Matt,12 yaşında radyasyona maruz kalmış ve görüşünü yitirmiştir; ancak kalan dört duyusunun insan üstü bir seviyeye ulaşmış olması nedeniyle çevresini bir radar hassasiyetiyle algılayabilmekte ve gözlerinin eksikliğini pek hissetmemektedir.
Daredevil'in atıldığı macerada karşımıza çıkanlar, yer altı suç örgütünün başı, Kingpin olarak da bilinen Wilson Fisk, Kingpin'in sağ kolu, kiralık katil Bullseye ve yine Kingpin için çalışan, dövüş ustası, 'esas kız' Elektra. Ancak güçlü, hatta zaman zaman ana karakteri bile gölgede bırakacak kadar güçlü bu yan karakterlerin varlığına rağmen, filmin hikâyesi karakterlerindeki potansiyeli ortaya çıkarmakta zayıf kalıyor. Hatta hikâyenin, bu karakterleri bir araya getirmekten ziyade, New York semalarında gökdelenden gökdelene atlayan bir süper kahramanın marifetleri ve göz alıcı aksiyon sahneleriyle dikkat çeken filmi yapmış olmak için bir araç olduğu bile söylenebilir. Öte yandan, ilgi çekici bir hikâyenin eksikliğine rağmen Daredevil, ahlâki sorunlara el atmasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Matt Murdock'ın nasıl Daredevil haline geldiğinin, çektiği acıların ve onu 'yasal olmayan' yollara iten etkenlerin üzerinde durarak, film, hem karakterlerine hem de seyircilere ahlâkın ikiyüzlülüğünü sorgulatıyor.
Ne karakterlerine, ne de el attığı ahlâki, dini ve felsefi ikilemlere hakkını vermemekle, dağınık, kararsız bir yapıya sahip olmakla ve her şeyden çok Ben Affleck'in bir süper kahraman kimliğini taşıyacak karizmadan yoksun olması nedeniyle eleştirilere maruz kalan film, her şeye rağmen karizmatik yan karakterleri, görselliği ve detaylara verdiği önemle belli bir etkileyiciliğe ulaşmayı başarıyor. Filmi büyük beklentilerle izlemek sinemaseverler için de, çizgi roman fanatikleri için de hayal kırıklığına neden olabilir. Son olarak ufak bir tavsiye: Daredevil'i, filmin sizi içine çekip sürüklemesini, bambaşka dünyalara götürmesini beklemeden, esas filmi önceleyen tanıtıcı bir klipmiş gibi izlemeyi deneyin. O zaman görkemli fragmanlardan ya da video kliplerden alınan görsel zevki alabilir, farklı bir sinema deneyimi yaşayabilirsiniz
...
S.T.
Altyazı Aylık Sinema Dergisi Mart 2003 Vizyon/Ayın Filmleri bölümünde yayımlanan yayıımlanmıştır.
|
|
|
|
|
| |
PORTRE
MICHAEL MOORE (BENİM CİCİ SİLAHIM)
Amerika'da son 20 yılın en etkili belgeselcilerinden biri olarak tanınan Moore, özellikle büyük sermayenin kibirli tutumuna karşı, her gün insanlarını savunan bir aktivist kimliğiyle karşımıza çıkıyor. Benim Cici Silahım'ın ana mekanı olan Michigan'ın Flint kasabasında doğan Moore, devamlı meşgul olduğu sivil toplum davaları nedeniyle, üniversiteyi bitirecek zamanı bulamadı. Mesajını pek çok farklı araçla iletmeye çalışan Moore, radyoyu ve yazılı basını denedikten sonra kendisine uygun platform olduğuna inandığı alana; sinemaya geçti. General Motors'un Flint'deki fabrikayı kapatmasını konu edinen Roger&Me adlı belgesel filmi, Moore'un yılmadan GM'nin başkanı Roger Smith'le görüşme çabalarını konu alır. Bunu takip eden filmi Pats or Meat: Return to Flint'de, ilk filmden üç yıl sonra kasabaya dönen Moore, insanların fabrikanın kapanmasıyla değişen hayatlarından manzaralar sunar. Sıradaki filmi, Canadien Bacon, popülaritesini kaybeden bir Amerikan başkanının, gündeme oturmak için Kanada'yı işgal etmeye karar vermesiyle ilgilidir. Bu arada boş durmayıp bir de kitap yazan Moore, Amerika'nın çeşitli yerlerinde düzenlediği imza günlerini de filme çekti: The Big One. Bundan sonraki filmi And Justice For All'u takip eden Bowling For Columbine, Moore'un aşina olduğu bizim ise belki de yeni keşfettiğimiz bir açıdan bakıyor Amerika'ya.
Altyazı Aylık Sinema Dergisi Mart 2003 Vizyon/Portre bölümünde yayımlanmıştır.
|
|
|
|