Berlin Film Festivali, eksiklik duygusu ve vicdan azabıyla başa çıkma egzersizi yapmak için ideal bir etkinlik. Okumak isteyip okuyamadığınız kitaplarla dolu bir kütüphane ile karşılaşma anına yakın bir duyguyu tüm festival boyunca hissetmeniz olası. Bir yerlerde Cate Blanchett ya da Peter Fonda ya da -haydi söyleyelim- Jack Nicholson basın toplantısı yapıyorken, şehrin bambaşka bir köşesinde Ken Loach'un eleştirmenler hakkındaki görüşlerini dinleme olanağına sahipsiniz, bir başka yerde ise Slavoj _i_ek konuşmakta. Üçünden ikisi kaçacak, vicdan azabı ve pişmanlık kaçınılmaz, her saniye bir seçim anı...

Bu kadar büyük bir organizasyonu genellemeci cümlelerle özetlemeye çalışmak, bir kitabın sadece arka kapağını okuyarak o kitap hakkında uzun bir eleştiri yazmaya benzeyebilir. Biz onun yerine festivalin hangi bölümlerden oluştuğunu yazalım ve bizim için önem arz eden birkaç filmin bize neler düşündürdüğünü kaleme alalım. Hatırlatalım, yazacağımız filmlerin bir kısmını gelecek yıl içerisinde Türkiye'de düzenlenecek çeşitli festivallerde yakalayabilirsiniz, bir kısmını ise hiçbir zaman görme fırsatı bulamayabilirsiniz. Bizimkisi sadece bir aşinalık yaratma ve büyülenme deneyimini aktarma çabası. Yarışma bölümü John Boorman, Theo Angelopoulos, Eric Rohmer, Manuel Gutiérrez Aragón, Ken Loach, Patrice Leconte gibi oldukça deneyimli isimlerin filmlerinin yanı sıra, Fatih Akın, Annette K. Olesen, Joshua Marston gibi yeni tanınmaya başlayan yönetmenlerin filmlerinden oluşmaktaydı. Dünyanın dört bir yanından yepyeni filmleri barındıran Panorama bölümü, program direktörü Wieland Speck'e göre ağırlıklı olarak biçimden çok içerik ile ilgilenen, janr sinemasından uzak duran filmlerden oluşuyordu. Festival bu yıl Latin Amerika ve Güney Afrika üzerine filmlere vurgu yapma amacı güdüyordu. Yenilikçi, alternatif ve bağımsız sinema örneklerine yer veren 'Forum' bölümü, festivalin bu amacını 'Project "10" - Real Stories from a Free South Africa' adlı alt program ile destekliyor ve Güney Afrika Televizyonu-network SABC'nin beyaz egemenliğini baskın rejime dönüştürme amacı güden Apartheid planının yürürlükten kalkmasını kutlamak amacıyla hazırlattığı on filme yer veriyordu. 'Yeni Hollywood' ('New Hollywood') sinemasından birbirinden önemli filmleri barındıran retrospektif, dünyanın en önemli çocuk film festivali olarak da tanımlanabilecek 'Kinderfilmfest', Nijerya'da üretilen ve yüzbinlerce kişi tarafından izlenen video yapımlarına odaklanan 'Nijerya'daki Hollywood' ('Hollywood in Nigeria'), İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa'nın yaralarını sarma sürecini hızlandırmak amacıyla ön ayak olduğu Marshall Planı çerçevesinde Amerikalı ve Avrupalı yönetmenler tarafından çekilen 42 filmden oluşan 'Selling Democracy - Welcome Mr Marshall' ('Demokrasiyi Satmak, Hoşgeldin Mr Marshall') ve son dönem Alman sinemasından örnekler içeren 'Perspektive Deutsch Kino' ('Alman Sinemasının Perspektifi') festivalin diğer bölümleriydi.



Devamı için lütfen tıklayınız


Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Mart 2004 sayısından alınmıştır.

 
 
En İyi Yönetmen Oscar'ını kim alacak?
 Fernando Meirelles (Tanrıkent)
 Peter Jackson (Yüzüklerin Efendisi)
 Sofia Coppola (Lost in Translation)
 Peter Weir (Master and Commander)
 Clint Eastwood (Gizemli Nehir)


   
Sinema rehberiniz