Kapak 32

Altyazı'dan

Göklerin Hakimi oldukça görkemli bir yapım olmakla birlikte eğlenmek için sinemaya gidenleri pek de tatmin edecek bir filme benzemiyor. Bir kere, zaman zaman tiksinebileceğiniz derecede takıntılı bir ana karakteri var ... Süresi de 170 dakika. Filmi gördüğüm sinemada arkamda oturanlar çok sıkıldıklarını belli etmekten çekinmediler. Ama işte biri sıkılır, biri büyük keyif alır ... Bu tür tepkileri filmi estetik açıdan değerlendirirken hesaba katarsak, her kişi için farklı bir yazı yazmamız gerekir. Ama işte hesaba katanlar da var. Bazıları ‘halk’ ın neyi beğenip neyi beğenmeyeceğini çok iyi bildiklerini zannediyor. Belki takip etmişsinizdir. Ahmet Hakan Coşkun’un iki Türk filmi için ‘Uzak D urun’ adlı bir köşe yazısı yazması, Fatih Altaylı’nın Coşkun’a fena çıkışmasına neden oldu. Kültür-sanat çevresinde yaşanan en küçük bir tartışmayı fırsat bilen gazeteler ise hemen durumu abartıp ‘film eleştirmeni nasıl yazmalı?’ konulu küçük dosyalar yaptılar, farklı kişilerden fikir aldılar…

 

SÖYLEŞİ / JEAN PIERRE JEUNET - AUDREY TAUTOU - GASPARD ULLIEL
Şarküteri, Kayıp Çocuklar Kenti, Yaratık: Diriliş ve Amélie… Şimdi de Mart ayında sinemalarımızda olacak Kayıp Nişanlı. Jean-Pierre Jeunet kendine has üslubuyla , Luc Besson ile birlikte Fransız sinemasının dünya çapında en fazla tanınan yönetmenlerinden. Londra’daki arkadaşımız Hakan Demiralay, Jeunet’yle Altyazı için konuştu. Kayıp Nişanlı’nın genç yıldızları Audrey Tautou ve Gaspard Ulliel ile de laflamayı ihmal etmedi. 1953’te Roannes’de doğan Jeunet’nin herhangi bir sinema eğitimi yok, kendi kendine öğrenmiş her şeyi. Genç yaşta postacılık yapmaya başlamış ve ardından balıklama animasyona geçmiş. “Tuhaftır,” diyor, “Film seyretmeden önce film yapmaya başladım.” Bir film festivalinde, uzun vadeli ortaklığa başlayacağı Marc Caro’yla tanışmış. Kısa filmler, animasyonlar yapmışlar beraber.

 



SÖYLEŞİ / ANLAT İSTANBUL

Kasım ayında gösterime girmesi beklenen, beş ayrı yönetmenin imzasını taşıyan Anlat İstanbul, nihayet bu ay vizyonda. Batı masallarını buranın hikâyeleriyle buluşturan film, her yönetmenin kendi tarzının izlerini taşımakla birlikte, sanki tek ve usta bir elden çıkmış gibi. Filmin yönetmenlerinden Ümit Ünal, Selim Demirdelen, Yücel Yolcu ve Ömür Atay, Anlat İstanbul’u anlattılar.

 


GÖZE ÇARPANLAR / MİLYONLUK BEBEK
Milyonluk Bebek ’te Clint Eastwood yalnız kovboy klişesini boks ringlerine taşıyor. Mart ayında sinemalarımızda olacak film de Eastwood, ringlerindeki acı ve şiddet aracılığıyla Hıristiyanlık inancını ve Amerika’nın karanlık yüzünü sorguluyor... Hıristiyanlık inancına göre herkes günahkâr doğar. Bu günah Adem ile Havva’nın cennetten kovulmasından mirastır. Vaftiz törenleri ya da günah çıkarma ritüellerinin anlamı ise, bu günahların ağırlığından biraz olsun kurtulabilmektir. Bu inanışa göre insanın özünde günah ve arınma vardır. Clint Eastwood’un son filmi Milyonluk Bebek (Million Dolar Baby, 2004) her ne kadar dışarıdan bir boks filmi gibi görünse de özünde aslında bu iki kavramı sorgulayan bir film.