YILDIZ SAVAŞLARI BÖLÜM II: KLONLARIN SALDIRISI
GALAKSİYE, ÇOK ÇOK UZUN ZAMAN ÖNCESİNE GERİ DÖNÜYORUZ!



Her şey o inanılmaz şeyin gerçekleşmesiyle başladı. Sinemada izlediğini hayal meyal hatırlayanlar, 80'lerin video çılgınlığı günlerinde filmin ikincisini deliler gibi arayanlar, TRT1'de Yıldız Savaşları'nı bir pazar sabahı izlediğini hatırlayanlar, yıllar sonra özel televizyonları gelmesinin ardından Show TV'nin üçlemeyi üç pazar akşamı gösterdiğini hatırlayanlar, "yıllardır geyiği döner, ne biçim şeydir bu?" diyenler hep beraber sinemalara akın ettiler. Yıldız Savaşları'nın orjinal kopyaları elden geçerek, birkaç sürpriz özel efekt eklemesiyle pırıl pırıl bir biçimde büyük perdede karşımıza yeniden çıkmıştı. Yıl 1997'ydi. Yıldız Savaşları'nın yeniden gösterime girmesiyle birçok insan yıllardan sonra yeniden tapınaklarına girercesine huşu içerisinde sinemalarda yerlerini almış, çocukluk günlerinden bir hatıranın, duygunun, hayalin yeniden peşine düşmüştü. Bugünlerde Pentium IV işlemcisi olan bilgisayarlarında en son çıkan oyunları değil de internetten indirdikleri Commodore 64 oyunlarını oynamayı tercih eden insanlarla aynı insanlardı bunlar. Çocukluğunun, erken gençliğinin bir dönemi 80'lere denk gelen Türkiye'nin X kuşağı bu efsaneden nasibini fazlasıyla almıştı. Hatta kendilerini 90'larda tanıyacak/tanımlayacak bu kuşağın bir kesmi için 80'lerin tek iyi şeyi oydu: Yıldız Savaşları. İlk üçlemenin yeniden vizyona girmesi bu kesimin hafızasını canlandırmıştı. İnsanlar hangi bölümü ilk ne zaman, kimlerle, nerede izlediğini hatırlamaya çalışmış, annelerine Yıldız Savaşları oyuncaklarına ne olduğunun hesabını sormuş, favori kahramanlarını, favori repliklerini, favori kostümlerini, favori melodilerini hatırlamış ya da yeniden seçmişlerdi...


Arseli Dokumacı


Yazının devamını Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin MAYIS sayısında bulabilirsiniz.