|
SÜPÜRGE UÇMAYA DEVAM EDİYOR Bir önceki sayımızda ekibiyle röportaj yaptığımız Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nin beşincisi 2-9 Mayıs tarihleri arasında Ankaralı sinemaseverlerle buluşuyor. Leni Riefenstahl, Margaret Von Trotta, Türk Kadın yönetmenler Nisan Akman ve Maninur Ergun bu yılın ağır topları. Derleyen : Övül Durmuşoğlu ![]() Ankara'da yine festival rüzgarları esiyor. Yedi gün boyunca dünyanın dört bir yanından kadın yönetmenlerin filmleri Kızılırmak Sineması, Kavaklıdere Sineması, Alman Kültür Merkezi, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Salonu ve Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Salonu'nda gösteriliyor. İzleyiciler konuk yönetmenlerle de söyleşme fırsatı bulacak. Kadın ve İdeoloji, Sinemamız, Her Biri Ayrı Renk, Kısa Olmazsa Olmaz, Toplu Gösteri olarak alt bölümlere ayrılan Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nde teması Namus olan bir kısa film öyküsü yarışması yapılıyor. Televizyon kanallarında son zamanlarda sıkça rastladığımız yerli yapım dizilerdeki yeni kadın kimliği ise "Tv Dizilerinde Değişen Kadın Rolleri" adı altında festivalin Çağdaş Sanat Merkezi'nde gerçekleşecek panelinin konusu. "Kadın ve İdeoloji" temalı bölümün kendi içinde 30'lar, 70'ler-80'ler ve Bugün olmak üzere üç ayrı başlık bulunmakta. 30'lar başlığının altında gördüğümüz isim Hitler'in sinemacısı olarak bilinen Leni Riefenstahl. Ülkemizde daha önce hiç filmi gösterilmemiş bu ilginç yönetmenin İnancın Zaferi, Özgürlük Günü: Ordumuz, Olimpia 1,2 ve Ova filmlerini ilk defa bu festivalle izleme imkanını bulacağız. 70-80'li Yıllar başlığı altında filmlerini izleyebileceğimiz bir başka Alman yönetmen ise Margaret Von Trotta. 1960'larda doğup gelişen Yeni Alman Sineması akımının önde gelen yönetmenleri olan Fassbinder, Herzog, Schlöndorff gibi yönetmenlerle birlikte anılan von Trotta sinemaya oyunculukla başladı; kamera arkasına geçmesiyse 1975'te eşi Volker Schlöndorf'le birlikte çektiği Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru ile oldu. Von Trotta kadınları kurban olarak anlatan 'başarısızlık' öykülerini bir yana itip daha çok kadınlar arasındaki dostluk deneyimlerini inceleyen psikolojik yönden öğretici, siyasal yönden karmaşık olan filmler yaptı ve hâlâ da çalışmalarını sürüdrüyor. Toplu gösterimin içerisinde yer alan filmleri ise Katherina Blum'un Çiğnenen Onuru (1975), Khrista Kalges'in İkinci Uyanışı (1978), Kurşun Yıllar (1981), Rosa Luxemburg (1986) ve Bekleyiş (1994). Kadın ve İdeoloji'nin Bugün kısmında Sandra Nettelbeck'in Çoğu Kez Martha, Buket Alakuş'un Anam, Nathalie Steinbarth'ın Hiçliğin Ortasında ve birçok kadın yönetmenin bir araya gelerek çektiği Honolulu gösterilecek.
"Sinemamız" bölümünde geçen yıl başlayan önemli bir çalışmanın devamı niteliğinde iki etkinlik var. "Ötekinin Sesi - Yeşilçam'ın Görünmeyen Kadınları", sinemamızın başlangıcından bugüne kamera arkasında emek vermiş kadınları araştırıp onların gösterdiği çabayı ortaya çıkaran bir etkinlikti. Bu belgesel sayesinde çalışmalarını öğrendiğimiz yönetmen Ayten Kuyululu Ürkmez'in yurt dışında yaptığı üç filmini izleme fırsatımız olacak bu sene: Dışarıdakiler, Bir Avuç Toz ve Altın Kafes. "Sinemamız" bölümü ayrıca 1980-1990 yıllarına da odaklanıyor, dönem sinema tarihimizin ilginç bir dönemi -hem üretilen film sayısı hem de nitelik açısından. İşte bu on yıllık dönemde film yapabilmiş iki yönetmenimiz Mahinur Ergun ve Nisan Akman'ın filmleri de bölüm çerçevesinde gösterilirken festival izleyicileri de yönetmenler ile söyleşme şansı bulacak.
"Feminist Sinema Tarihi" bölümünde Fransız sinemasının Alice Guy'dan sonra ikinci kadın yönetmeni kabul edilen Germaine Dulac'ın yapıtlarına yer veriliyor. Dulac, Georges Mèliès ile aynı dönemde sinema dünyasına girmiş. 1920 yılında yaptığı La Fete Espagnole (İspanyol Şenliği) ve başyapıtı olan,1923 tarihli La Souriante Madame Buedet (Güler Yüzlü Madam Buedet) ile Fransız sinemasındaki izlenimci akımın öncüleri arasında yer aldı. 1927'de gerçekleştirdiği La Coquille et le Clergyman (Denizkabuğu ile Rahip) ve daha sonra yaptığı başka kısa deneysel filmleriyle Fransız sinemasının "ikinci avangart" döneminin önemli kişilerinden biri oldu. Dulac kuramsal çalışmalarında "müziğe göre kurulmuş" ya da "görsel müziğin kurallarına göre yapılmış" filmlerden söz etmiş ve kısa filmleri ile bunları örneklemiş. Festivalde Germaine Dulac'nın altı filmi sunulacak. Güler Yüzlü Madam Beudet, Deniz Kabuğu ile Rahip, Yolculuğa Davet, Plak 957, Tema ve Çeşitlemeler ve Bir Arabesk Üzerine Sinematografik Çalışma.
Festivalin dünya festivallerinden ödüllerle dönen yeni çalışmaların sunulduğu "Her Biri Ayrı Renk" bölümünde Amerika, Arjantin, Macaristan, Kanada, Hollanda, Meksika, İtalya'dan filmler yer alıyor. Ülkemizden de, eğer o güne kadar durumu aydınlığa kavuşursa, Handan İpekçi'nin Büyük Adam Küçük Aşk filmi gösterilecek. Bölümün göze çarpan filmlerinden Vaatler (Promises) 2000 yılı ABD yapımı dramatik bir belgesel. Yönetmen ve senaryo yazarları Justine Shapiro ve B. Z. Goldberg yaptıkları bu çalışma ile Rotterdam, Münih, Kudüs, Locarno, San Francisco, Vancouver, Hamptons, Sao Paola, Valladolid ve Paris film festivallerinde ödüller almışlar. Bir Amerikan Rapsodisi (An American Rhapsody) Eva Gardos'un 2001 yılı ABD-Macaristan yapımı bir filmi. Hollywood ve Nantucket Film Şenliklerinde izleyici ödüllerinin yanı sıra En İyi Film ödüllerini de almış. Amerika'ya geldiğinde tanıştığı sinemaya gönül verip Hal Ashby ile Francis Ford Coppola'nın çırağı olarak çalışmaya başlayan yönetmen, ilk filminde de kendi öyküsünü anlatmış. Arjantinli genç yönetmen, Gabriela David'e ilk uzun film çalışması Taksi, Karşılaşma (Taxi, Encounter) 2002 New York Latin Amerikan Sinema Şenliği En İyi Yönetmen ödülünü getirmiş. Film, terkedilmişlik ve boşlanmışlık duyguları içinde geçirdikleri yaşamlarında, başkaldırıları sırasında karşılaşan iki insanın aralarında gelişen dayanışmanın öyküsünü anlatıyor. Kentin Derisi Altında (Under the Skin of the City) İranlı öncü kadın yönetmen Rahşan Bani Etemad'ın, Moskova Film Festivali Jüri Özel Ödülü, Karlovy Vary Film Festivali NETPAC (Asya Sineması Tanıtım Ağı) ödüllerini aldığı 2000 yapımı bir film, yönetmenin de 7. filmi. Saklı Yarı (Hidden Half) ile İran'ın feminist kadın yönetmenlerinden Tahmineh Milani Moskova Film Şenliği Juri Özel Ödülü, Karlovy Vary Film Şenliği NETPAC (Asya Sineması Tanıtım Ağı) ödülünü aldı. Filmin gösterime girmesiyle, Milani, İslam Devrim Mahkemesi'nce tutuklandı. Serbest bırakılmasaydı yönetmenin cezası ölüm olacaktı. Catherine Martin'in Evlilikler (Marriages) adlı filmi ise Montreal Film Festivali'nde En İyi Senaryo ödülünü almış. Film, Yvonne'ın ruhunun tüm çalkantılarını, karşı çıkışını, cinsel uyanışını, hazza dayanıksızlığını yalın bir dille bize aktarmakta. Meksika sinemasının en önde gelen kadın yönetmenlerinden Maria Navaro'nun 2001 Sundance Film Festivali'nde Latin Amerika Sinema ödülünü alan filmi İz Bırakmadan (Que no Quede Huella) iki kadının arkadaşlığını anlatan bir yol öyküsü. Kısa filme hakettiği önemi vermek gerektiği fikrinden yola çıkan "Kısa Olmazsa Olmaz" bölümünde 53 film festival sinemalarında ücretsiz gösterime sunulacak. Bölümde Rahşan Bani Etemad'ın Uçan Süpürge Kadın Filmleri için seçtiği 15 kısa filmin yanısıra canlandırma sinemasından örneklere de yer verilecek. Macaristan'ın en köklü stüdyolarından Kecskemet Canlandırma Film Stüdyosu'nda çalışan iki yönetmen Maria Horvath ve Gizella Neuberger'in yapıtları, çalışmaları New York Metropolitan Sanat Müzesi'nde ve dünyanın dört bir yanında düzenlenen film festivallerinde gösterilen, tarihin canlandırmayla uğraşan en büyük ailelerinden birine mensup Emily Hubley'in eserlerinden örnekler oldukça ilgi çekici görünüyor. 4 kısa filmiyle Kısa Olmazsa Olmaz bölümü içinde toplu gösterisiyle yer alacak Kanadalı yönetmen Lisa Hayes, 1957'den bu yana Toronto Bağımsız Film Topluluğu'nun aktif üyelerinden, filmleri çeşitli dünya festivallerinden ödüllerle dönmüş. Bölümün 3 kısa filmiyle misafir ettiği bir başka yönetmense Hilda Hidalgo. 5. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nin yedi gün için oldukça yoğun geçecek bir programı var. Ana sponsorları Kültür Bakanlığı, TRT, Çankaya Belediyesi ve HiltonSa olan bu renkli etkinliğe ATV, Cnn Türk, Radikal, Hürriyet, Cumhuriyet, Radyo ODTÜ gibi kuruluşlar da basın duyurularını gerçekleştirerek destek verecekler. Festival şehrine kendini epey benimsetmiş görünüyor. Bize düşense onlara nice beş yıllar dilemek. |