UÇAN SÜPÜRGE 6. KADIN FİLMLERİ FESTİVALİ


Ankara'nın sıradışı festivali 6.Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali bu yıl da geniş programıyla kadın üzerine konuşmaya devam ediyor.

Uçan Süpürge 6. Kadın Filmleri Festivali, ülkemizde bu konuda tek örnek olmanın yanısıra dünyanın sayılı kadın filmleri festivallerinden biri. Kadın Sineması son yıllarda pek çok filmle atağa kalkmış durumda. Kadın yönetmenlerin yalnız kadınların hayatına değil tümüyle dünyaya yeni ve farklı bir ayna tutan filmleri, yalnız festivallerde değil ticari sinemada da yer alıyor ve Julie Taymor'ın Frida'sı gibi Oscar adaylıkları bulunan iddialı örneklerini vizyonda izleme olanağı buluyoruz.

Aslında sinemanın başlangıcından bu yana, Alice Guy, Germaine Dulac gibi öncü kadın sinemacılar, tüm zorluklara karşın sinema tarihinde kendilerine özgü, farklı bir yer edinmiş yönetmenler arasında yer alıyor. Bugün, Germaine Dulac ve Maya Deren gibi kadın sinemacıların sinema kuramına ilişkin yazdıkları kuramsal yazılarla ve sinema biçimine getirdikleri yeniliklerle, sinema sanatına katkıları daha iyi değerlendiriliyor ve günümüzde "kişisel sinema" ve "bağımsız sinema" kavramlarının önemi anlaşıldıkça, kadın sinemasına da sinema tarihi içinde verilen önem artıyor.

Kadının tarihinde ise kameranın apayrı ve farklı bir yeri var. Fotoğraf makinesinin keşfiyle başlayan süreçte, insan, objektifi dünya üzerinde yeni bir egemenlik aracı olarak değerlendirdi. Fotoğraf makinesinin ve kameranın önündeki obje olmaktan, kameranın arkasındaki "göz" olmaya geçen kadın da, dünyayı yeniden tanımlama ve yorumlama olanağı buldu. Fotoğraf makinesi ve sinema kamerası, kadının dünyadaki statüsünü değiştiren önemli bir rol oynadı. Kadın sinemacılar, değişen dünyadaki bu yeni "erk" aracını sadece kadınların durumunu saptayan bir araç olarak kullanmakla kalmadılar, başından itibaren ortaya sanatsal ürünler koydular. Kamera, "kadın yaratıcılığının" kendini ifade etmesi, ortaya çıkarması için önemli bir aygıt oldu. Çok yerinde bir simge olan "uçan süpürge" gibi, kadın filmleri, dünyanın dört bir yanından kadınları buluşturan, birleştiren, aynı duyguları paylaşmalarına vesile olan büyülü bir yolculuğu başlattı.

Her Biri Ayrı Renk bölümünde Almanya, Arjantin, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İran, İsviçre, Japonya, Kanada, Meksika, Portekiz gibi ülkelerden, hepsi de çeşitli festivallerde ödüller kazanmış seçkin filmler yer alıyor. Farklı renkleri yansıtan görkemli bir gökkuşağı gibi. Festivalin Türk kadın yönetmenlere ayrılan bölümü ise geçmiş yıllarda çekilen altı filmden oluşuyor. Komşumuz İran'da Rahşan Bani Etemad'ın bu festivalde yer alan Our Times (Bizim Zamanlarımız) adlı sayısız ödüllü belgesel filminde çarpıcı bir dille ve gerçekçilikle yansıttığı kadının içler acısı durumuna karşın, kadın yönetmenlerin büyük bir üretkenlikle yarattığı filmlerin başarısına bakıp da ülkemizde kameranın arkasına geçen kadınların sayısının hala çok az olmasından üzüntü duymamak mümkün değil.

Uçan Süpürge'nin ülkemizde sinema sanatına katkıda bulunan kadınları kadirşinaslıkla ödüllendirme çabası sürüyor. İki Efsane bölümünde Marlene Dietrich'i ve Cahide Sonku'yu ele alan festival, bu yıl onur ödülünü oynadığı yirmi beş filmle Türk Sineması tarihinde farklı bir yer edinen değerli oyuncu Sezer Sezin'e veriyor. Sinemanın çeşitli dallarına emek vermiş ve başarı kazanmış kadınlara verilen Bilge Olgaç Başarı Ödülleri, İstanbul Film Festivali'ne uzun yıllardan beri verdiği emek nedeni ile Hülya Uçansu'ya, sanat yönetmenliğinde gösterdiği başarı ve sanat yönetmenliğinin meslekleşme olgusuna katkıları nedeniyle Annie Pertan'a, sinema alanında verdiği eserler ve yetiştirdiği öğrenciler nedeniyle Prof. Dr. Nilgün Abisel'e, uzun yıllar sinema sanatına yönetmen yardımcısı olarak emek vermesi nedeniyle Leyla Özalp'e, yapımcı olarak gösterdiği başarı nedeniyle Mine Vargı'ya ve Türk sinemasının tanıtımında gösterdiği katkıları nedeni ile Keriman Ulusoy'a verilecek.

İki Ülke bölümünde Fransa ve Finlandiya'dan yeni filmler var. Özel gösterim bölümünde İtalya'dan usta yönetmen Francesca Archibugi'nin üç önemli filmi festivalin gözde filmleri arasında: Verso Sera/Akşama Doğru; Mignon é Partita/ Mignon Gitti; Con Gli Occhi Chiusi/Kapalı Gözlerle.

Kadın sinemacıların tarihe ve günümüze tanıklık etmeye ve geleceğe belge bırakmaya verdikleri önemi belgesel filmlerin zenginliğinden ve konularının çeşitliliğinden de anlıyoruz. Uçan Süpürge'nin bu yılki programında çok ilginç ve önemli belgesel filmler yer alıyor: Derrida, günümüzün en önemli düşünürlerinden Jacques Derrida'nın düşüncelerini biçimsel olarak da yenilikçi ve deneysel bir filmle yansıtıyor, Maya Deren'in Aynasında (In the Mirror of Maya Deren) çok önemli bir öncü kadın yönetmeni bize tanıtıyor. Talihsiz Çocuk (The Ill Fated Child), Nazi toplama kamplarıyla çok farklı bir hesaplaşmaya giren genç bir Çek yazarın sıra dışı öyküsünü farklı bir sinemasal dille anlatan çok ilginç bir film. Belgesel bölümün tümü görülmesi ve üzerine düşünülmesi gereken filmlerden oluşuyor.

Festivallerin kısaları, sinema sanatının ticarileşmemiş ve sanat kaygısıyla yapılmış filmleriyle her zaman önemlidir. Ama özellikle bir kadın filmleri festivali için vazgeçilmez bir önem taşır. Ülkemizde de kısa film alanında ürün veren kadınların sayısı hızla artıyor. Uçan Süpürge'nin kısa filmleri de pek çok ülkeden kadın yönetmenlerin filmlerini toplayan önemli bir seçki.

Bu küçük ekimizde, Uçan Süpürge'nin çok boyutlu bir program içinde sunduğu kadın filmlerinin bazılarını, bu yıl ele aldığı gerek bizim sinemamızdaki gerekse dünya sinemasındaki unutulmaz kadın portrelerini bulacaksınız. Uçan Süpürge'ye yolculuğunda başarılar...

Şükran Yücel


Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Mayıs 2003 sayısındaki 6.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali özel ekinde yayımlanmıştır.

 

Filmleri hangi seanslarda izlemeyi tercih ediyorsunuz ?

 Gündüz
 Gece
 İndirimli
 Farketmez


Sinema rehberiniz