 |
|
| |
ANISINA / HÜRREM ERMAN
TÜRK SİNEMASI SON DUAYEN PATRONUNU DA KAYBETTİ...
Mart ayında yitirdiğimiz Hürrem Erman, Türk Sineması'nın endüstrileşmesi için büyük emek harcamış bir yapımcıydı.
10 Mart tarihli gazeteler işte böyle bir başlıkla duyuruyorlardı Hürrem Erman'ın vefatını...
Türk sinemasının bugünlere değin süren yolculuğunun yaşayan son kilometre taşıydı Hürrem Erman... Ulusal sinema tarihimizde önemli bir yeri olan Hürrem Erman, sinemada yenileşmenin ve geliştirmenin önemini kavramış bir yapımcıydı. 90 yıllık bir ömrün ardında daima hatırlanacak onurlu bir ad bırakan Hürrem Erman'ı biz de saygıyla anıyoruz.
Muharrem Hürrem Erman, dört kardeşin en küçüğü olarak 1913'te Selanik'e bağlı Vodina şehrinde dünyaya geldi. Balkan göçmeni varlıklı aile tüm malını mülkünü orada bırakıp mu-hacir olarak Adapazarı'na gelip yerleşmiştir. Çalışkanlıkları ile tanınan aile ferdleri kısa za-manda Adapazarı'nın varlıklı eşrafı arasına katılmışlar, soyadı kanunu ile birlikte Erman soyadını almışlardır. Çocuklarının iyi eğitim görmesini isteyen baba Erman, büyük oğlu Muharrem Hürrem'i İstanbul'a göndererek Hukuk eğitimi almasını sağlar. Fakat Muharrem Hürrem, Hukuk Fakültesine ancak üç yıl devam eder. Sonra felsefe öğrenimi görmeye başlar. Bu öğrenimini tamamlar ama hiçbir şekilde meslek olarak kabul etmez kendince.
"Benim amacım ne hukukçu olmaktı ne de felsefeci. Çünkü benim gönlümde yatan aslan sinemaydı..."
İşte böyle tanımlıyordu o günkü halini, yaptığımız görüşmede. Muharrem Hürrem Erman ya da kendisini tanıdığımız ismiyle Hürrem Erman, İstanbul dönüşünde artık yolunu çizmiş yalnızca sinema için çalışmaya karar vermiştir. Önce kardeşi Hüseyin ile ortaklaşa küçük bir sinema salonu işletmeye başlarlar. Yıl 1935. Hürrem Erman bununla da kalmaz. Adapazarı'nı çekim mekanı olarak seçen sinemacılara da yardım eder. Bu yardımlardan birinde yönetmenler Faruk Kenç ve Şakir Sırmalı ile tanışır. Onlardan sinema filmi yapımı hakkında bilgiler alır. Sinemacılara yapılan her yardım Hürrem Erman'a yeni dostlar kazandırırken onu da film yapım işine hazırlar.
....
Alican Sekmeç
Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Nisan 2003 sayısının VizyonÖtesi bölümü içinde yeralan yazının bir bölümüdür.
|
|
|
|
|
| |
SÖYLEŞİ / ATOM EGOYAN
"İNKÂRIN RUHU NASIL ETKİLEDİĞİNE İLİŞKİN"
Felicia'nın Yolculuğu, Exotica, Başak Bir Dünya filmleriyle ülkemizde tanınan Kanadalı yönetmen Atom Egoyan ile tartışmalar yaratan son filmi Ararat ile ilgili söyleştik.
Söyleşi : AYŞEGÜL KOÇ
Ararat'ın Türkiye'de gösterime gireceğine ama bazı kısımları sansürlendikten sonra gireceğine ilişkin söylentiler duyuyoruz.
- Şöyle oldu, Berlin'de bir dağıtımcı ile görüşme yaptım, Belge Film'le. Çok iyi geçti. Dağıtımcı bir sahnenin gösterilmesine izin verilmeyeceğini söyleyerek, bu sahneyi kesmelerinin benim için problem olup olmayacağını sordu.
Hangi sahne ?
- Filmin sonundaki tecavüz sahnesi. Düşüneceğimi ama zamana ihtiyacım olduğunu söyledim. Yalnız, ne yazık ki söylediğim öyle bir şekilde çevrildi ki, sanki izin vermiş gibi oldum. Bundan sonra, filmin hiçbir sahnesinin kesilmesine izin veremeyeceğimi farkettim; çünkü yanlış yorumlara neden oluyor. Şu noktada filmimden hiçbir sahnenin kesilmesini tercih etmediğimi söylüyorum, ama dağıtımcıların kendi ihtiyaçları olduğunu da biliyorum. Lübnan'da böyle oldu mesela, film gösterime girdi ama bazı sahneleri kesilmişti.
Sözünü ettiğiniz kesimlerden sizin yaptıklarınız oldu mu ?
- Hayır, onlar yaptılar. Ben filmimdeki her sahnenin arkasında dururum. Film içindeki filmin sahnelerinin başına gelen şu oluyor; insanlar bu sahnelerin etrafındaki çerçeveyi unutuyorlar. Bu çekimlerin nasıl aşamalardan geçtiğini gözardı ediyorlar. Özellikle de sözünü ettiğimiz sahnede, filmdeki senaryo yazarından gelen bariz bir tepki var sahnelemedeki bu aşırılığı anlamadığına ilişkin. Bu sahnelerin böyle gösterilmesinin nedeni böyle hikayelerle büyümüş olmamız. Bu imgelerle yüzleşmek çok önemli. Propagandanın doğası itibarıyla basit ve kaba saba olduğunu düşünüyorum. Bu film bundan çok başka bir şey. İmgelerin nasıl yaratıldığını, bir nesilden öbürüne nasıl aktarıldığını fark etmemizi sağlayacak bir yapı inşa etmeye çalıştım. Saroyan'ın neslinden gelen biri için, bu imgeler hayatta kalmayı başarmış bir Ermeni'nin çocuğunun birlikte büyüdüğü imgeler. Bir şey belli bir yerde kötü olarak niteleniyorsa bu dağıtımcıların meselesidir, teknik olarak anlarım.Bu benim dahil olacağım bir karar olamaz.
Karım Şişman Kız (A ma soeur) filminin ekibindeydi. O da dağıtımcı şirketin Ontario Sansür Kurulu'nu mahkemeye verip yaptıklarının yasal olmadıklarını ilan edebilecekleri garip bir durumdu. Dağıtımcılar için vermesi zor bir karardı, çünkü bu kararın tarihi etkileri olması bir bakıma kaçınılmazdı. Ben de daha önce Adjuster'da sansür konusunu ele almıştım. İlginçtir, Arsinee o filmde bir sansür kurulu üyesini oynuyordu. Bu filmin çekildiği dönem, kurulun aldığı bazı kararların saçmalığının doruk noktasına denk geliyordu.
...
Altyazı Aylık Sinema Dergisi Mayıs 2003 vizyon ötesi bölümünde yayımlanana yazının bir bölümüdür.
|
|
|
|
|