ALTYAZIDAN

DÜNYA SİNEMASI VE FİLM FESTİVALİ

Geçen sayının Altyazı'dan bölümünde Nisan sayımızın büyük kısmını 21. İstanbul Film Festivali'ne ayıracağımızı yazmıştık. Fakat sonradan İstanbul dışından dergimizi takip eden okurlarımızı da düşünerek dergi içeriğini sabit tutup, festival için özel bir ek vermeye karar verdik. Bu 64 sayfalık ekte festivali takip edecek olanlar kapsamlı bir içerik bulabilirler. Fakat şunu da söylemek gerekir; bu içerik sadece festivalde film görme imkanı olanlara değil, Vittorio De Sica, Alain Delon, Christopher Lee, Tunç Başaran, Stephen Frears, Nanni Moretti, Shohei Imamura gibi önemli sinema insanları hakkında okumak isteyen herkese hitap ediyor.

İstanbul Film Festivali her yıl, dünya sinemasının gidişatı hakkında fikir yürütme imkanı sağlıyor. Özellikle "Dünya Festivallerinden" ve "Dünya Sinemasının Genç Yıldızları" bölümleri, dünya sinemasının bugünü hakkında geniş bir çerçeve sunuyor bize. Geçtiğimiz yıl yapılan festivallere izini bırakmış filmlerin bir kısmı İstanbul Film Festivali'nin kapsamında gösteriliyor, fakat bir önemli kısmı da Türkiye'de gösterim şansı bulamayacağa benziyor.

Sinema dünyasının en önemli festivali olarak kabul edilen Cannes'da yarışan filmlerden birçoğunu vizyonda izleme imkanı bulduğumuzu görüyoruz: Altın Palmiye sahibi Oğul Odası, jüri büyük ödülü sahibi Piyanist, Shrek, Moulin Rouge, Kandahar ve bu ay vizyona girecek olan en iyi yönetmen ödülü sahibi David Lynch'in Mulholland Çıkmazı filmi. Festivalde ise yarışma filmlerinden, Cathrine Corsini'nin Tekrar'ını, Alexander Sokurov'un Boğa'sını, "Ustalara Saygı" bölümünde onbir filmi gösterilecek olan Shohei Imamura'nın Kızıl Köprünün Altından Akan Ilık Sular adlı son filmini ve Fransız Yeni Dalga akımının öncülerinden yılların eskitemediği Jacques Rivette'in gösterildiği tüm festivallerde büyük beğeniyle karşılanan son filmi Bil Bakalım'ı ve son dönem Tayvan sinemasının en önemli ismi Tsai Ming Liang'ın Orada Saat Kaç'ını izleme olanağı bulacağız. En iyi yönetmen ödülünü David Lynch ile paylaşan Joel Coen'in Orada Olmayan Adam'ını ise şanslı bir grup sinemasever !F İstanbul'da izleme imkanı buldu fakat film bir türlü vizyona giremedi; gelecek aylarda vizyona girmesi umuyoruz. Cannes'da yarışan fakat ne vizyonda ne de festivalde izleme olanağımız olmayan filmler ise: usta yönetmen Jean-Luc Godard'ın son yıllarda çekmiş olduğu en iyi film olarak kabul edilen Eloge de l'Amour'u, yine başka bir usta Manoel de Oliveria'nın Je rentre à la maison'u, Sean Penn'in Jack Nicholson'lı başarılı üçüncü yönetmenlik denemesi The Pledge'i, Tayvan sinemasının özgün isimlerinden Hou Hsiao-Hsien'in Millenium Mambo'su Marc Recha'nın Pau et son frère'i, Ermanno Olmi'nin Le Métier des Armes'i, Kore-eda Hirokazu Distance'ı, Cédric Khan'ın Roberto Succo'su, François Duperyron'nun La Chambre des Officiers'i ve Aoyama Shinji Desert Moon'u.

Dünya sineması açısından önemi tartışılmayacak başka bir festival olan Berlin'e baktığımızda, son iki yılın Altın Ayı galiplerini izleme imkanı bulamadığımızı fark ediyoruz: Patrice Chereau'nun Intimacy'si ülkemizde halen vizyon şansı bulabilmiş değil, 2002'de ödülü ortaklaşa alan Bloody Sunday ve Sen to Chihiro no kamikakushi filmleri ise bu yılın festival programına dahil edilemedi. Fakat Berlin'de geçtiğimiz yıllarda bol ilgi toplamış iki film İstanbul Film Festivali'nde karşımıza çıkıyor: 2001'de Fipresci ve Evrensel Kilise ödüllerini alan Yeni Başlayanlar için İtalyanca ve 2002'de hem Fipresci hem de en iyi yönetmen ödülünü alan Otar Ioseliani'den Pazartesi Sabahı (Lundi Matin). Bu yıl Venedik'te Altın Aslan'ı kazanan Mira Nair'in son filmi Muson Düğünü'nü ise vizyonda izleme şansına eriştik. Venedik'te dikkat çektikten sonra İstanbul'a uğrayan diğer filmler ise: Günümüz Sineması: Yılın Aslanı ödülünü (2001) alan Laurent Cantet'nin İş Yok Zaman Çok'u, Yönetmen Özel ödülü, NetPAC ödülü ve UNICEF ödülünü (2001) alan Bayak Payami'nin Gizli Oy'u ve en iyi genç yönetmen seçilen (2001) Jan Svitkovic'in Ekmek ve Süt'ü. Prestiji giderek düşse de piyasaya yetenekli yönetmenler kazandırma konusunda tartışılmayacak bir güce sahip olan Sundance'in 2001 yılı galibi Henry Bean'in İnançlı'sı Film Festivali'nde ilgiyi hak eden filmlerden biri.

Sonuç itibariyle, izlemek istediğimiz filmlerin bir kısmına erişemesek de dünya sinemasına iz bırakmış birçok film festival sayesinde İstanbul'a kadar geliyor. Ve kuşkusuz büyük festivallerde yarışan ve ödül alan filmlerin dışında da keşfedilmeyi bekleyen birçok yapım var.

Festivalin bu seneki konuklarına da dikkatinizi çekmek isteriz. Usta yönetmenler Carlos Saura, Nanni Moretti, Otar Iosseliani, Peter Gothar, Stephan Frears ve Zhang Yang festivalin önemli konukları. Ayrıca Altyazı ve İKSV işbirliğiyle düzenlenen Sinemacılarımız I: Yaşayan Türk Yönetmenlerinden Portreler Seçkisi başlıklı fotoğraf sergisi Beyoğlu Sineması'nda festival süresince sergilenecek. Altyazı'nın da fotoğrafçısı olan Muammer Yanmaz'ın bu özel arşivlik sergisi sinemaseverlerin ilgisini bekliyor.


Altyazı olarak herkese bol filmli ve keşif dolu bir festival diliyoruz.