İSYANKAR, BOKSÖR VE ŞOVMEN


Muhammed Ali gibi yakın tarihin medyatik, sevilmiş, simgeleşmiş çok yönlü bir sporcusunun hangi yönüyle işleneceği, hangisine ağırlık verileceği seçimi zor ve her yönetmeni zorlayacak bir konu. Kaldı ki 1962 yılından başlayarak yaşamı ve başarıları üzerine tam tamına dokuz belgesel çekilmiş -aralarında 1997'de Oscar ile ödüllendirilmiş olanı bile var- bir şahsiyeti bir filme konu almak her yönetmenin harcı olamaz. Michael Mann bu cesareti gösterdiği gibi son derece doğru seçimler yaparak, Ali'yi hem sporcu hem isyankâr hem de şovmen yönüyle tam kararında beyaz perdeye yansıtmış. Yoksa filmin tekrar bir sporcu belgeseli veya siyasi biyografi tadında olması kaçınılmazdı. Muhammed Ali rolü için uygun görülen Will Smith varolan şov yeteneğine eklediği atletik performansının büyük yardımıyla boks tekniğinden, konuşmasına kadar gerçeğinden ayırt edilmesi güç yeni bir Ali olmuş.


Emin Yeğinboy




Yazının devamını Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin NİSAN sayısında bulabilirsiniz.