İYİ FİLM VARDIR !


      Nisan ayı geldi çattı. Ve aylardır merakla beklediğimiz, vizyona girmeyen filmleri görme imkanı bulacağımız İstanbul Film Festivali kapıya dayandı. Fazla söze gerek yok, çünkü dergi içerisinde festival hakkında 30 sayfayı aşkın film yorumları, yönetmen portreleri ve söyleşilerden oluşan geniş kapsamlı bir içerik bulacaksınız. Japon sinemasının son auteur'lerinden Kitano'nun Dolls'undan, şimdiye kadar yapılmış en iyi Dogma filmi olan Şölen'in yönetmeni Vinterberg'in son filmi Aşka Dair Her Şey'e, Olmak ve Sahip Olmak ve Kör Nokta: Hitler'in Sekreteri gibi kaydadeğer belgesellerden, Wyler, Ozu, De Palma, Chabrol, Yang gibi dev yönetmenlerin toplu gösterimlerine, festival yine her zamanki gibi dopdolu. Bu yılki festivalin bir başka değinilmesi gereken yönü de afişi: Bir domates patlağının üzerinde "İyi film ne?" ibaresi. Geçen yıl patlamış mısırda olduğu gibi, yine festivalin genel yapısına ve ruhuna ters düşecek "postmodern" bir afiş tercih edilmiş. Göstergelerin bağlam dışı kullanılması modasına ayak uydurma adına, 'popcorn yemek' ve 'domates atmak' gibi festivalde gerçekleştirilmesi yakışıksız kaçacak eylemlerin ön plana çıkarılmasının, reklam aracı olarak kullanılmasının ne ölçüde doğru olduğu tartışmaya açık. Fakat bir gerçek var, o da festivalin bu yıl oldukça kışkırtıcı ve 'oyun' niteliği ağır basan bir tema tercih ettiği. Biz de Altyazı olarak bu oyunu devam ettiriyor ve festivalin bağlamından kopardığı domates imgesini kapağımızda ve sayfalarımızda kullanıyoruz. Yorum sizin... "İyi film ne?" sorusu ise, bir filmin nesnel kriterler aracılığı ile "iyi" olarak belirlenmesinin mümkün olup olmadığını konusunu tartışmaya açıyor. Ben şahsen 'iyi'nin ve 'kötü'nün tamamen öznel ve göreceli yargılara indirgenmesinin, sinema kültüründeki 'diyaloğu' öldürdüğünü düşünüyorum. "İyi film yoktur, herkesin iyi filmi kendinedir" söylemi sinemanın kendini yenilemesinin ve dönüştürmesinin önünü kapatıyor, çünkü 'sonsuz bir görecelik' içerisinde estetik değerler tartışılamaz bir hal alıyor. Oysa iyi film vardır, mesela New York Çeteleri iyi bir filmdir.

      Geçen ayki yazımda, ödül verilmeyen filmlere vurgu yapan Oscar yazılarının bir karşı kültür potansiyeli barındırdığını yazmıştım. Bu yıl Akademi, Michael Moore, Pedro Almodóvar, Adrien Brody ve Roman Polanski'ye hak edilmiş ödüller vererek bizi şaşırttı şaşırtmasına, ama çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir filmi ve yönetmenini de tümüyle es geçti: New York Çeteleri ve Martin Scorsese. Oscar töreninin en sert savaş karşıtı mesajını veren Benim Cici Silahım'ın yönetmeni Michael Moore'un adı açıklandığında onu alkışlamak üzere ayağa kalkan ilk kişilerden biri olan Scorsese, New York Çeteleri'nde haklı/kutsal sebepler uğruna değil de güç ve iktidar için kendi içinde çarpışan bir Amerika portresi sunuyor. Film, iç savaş döneminin savaş alanlarına odaklanan birçok film ve TV dizisinin tersine mikro bir bakış açısıyla sokak çetelerinin, fahişelerin ve itfaiyecilerin dünyasını merkeze alıyor; sosyo-politik bir meseleyi, İrlandalı göçmenlerin, yeni dünyanın varolan toplumsal yapısı içerisinde kendilerine fiziksel, finansal ve ahlâki bir yer açmaya çalışmalarını anlatıyor. Diğer yandan da intikam izleğinin ardında klasik Scorsese temaları olan kefaret, insanın geçmiş ile olan ilişkisi ve arınma gibi konulara temas ediyor. İşte böyle bir film, ne yazık ki bazı mecralarda klişelerle dolu milliyetçi bir film olarak nitelendi. İyinin kötüden ayırt edilemez olduğu, tarafların sürekli yer değiştirdiği, düşman çetelerin bir anda kendilerini aynı safta bulduğu, etnik kökenlerin birbirine karıştığı, politik belirsizliğin en uç tezahürünü bulduğu bir filmin milliyetçi olarak nitelenip bir kenara atılması gerçekten filme büyük bir haksızlık. Zaten söylenildiği gibi milliyetçi olsaydı herhalde Oscar'larda 10 adaylıktan hiç değilse birini kazanırdı.

      Herkese iyi filmlerle dolu bir festival dileğiyle,

      Fırat Yücel


GELECEK SAYIDA ALTYAZI'DA

Matrix Reloaded
X-Men 2
Chen Kaige
Aki Kaurismaki
Spike Lee
Danny Boyle
Eduardo Noriega ve Anna Mouglalis ile Söyleşiler (Novo)
Bollywood Değerlendirme
Uluslararası Kısa Film Günleri

      Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Nisan 2003 sayısının Altyazı'dan bölümünden alınmıştır.

 

İstanbul Film Festivali'nin bilet fiyatlarını nasıl buluyorsunuz ?

 Ucuz
 Normal
 Pahalı


Sinema rehberiniz