Cebimizdeki Kağıtlar
Bir sahne var aklımda, son on gün boyunca dergiyi yetiştirmek için sabahlamamışız gibi,
açıklanamaz bir işgüzarlıkla 2005 Oscar törenini izliyoruz benim evimde. Sahneye
ödül almak için çıkan herkes, bu ödülü asıl hak edenin kendisi değil ‘tüm film ekibi’
olduğunu söylüyor, cebinden çıkarttığı kâğıttaki teşekkür listesini okuyor. Biz bütün bunların
çok klişe olduğunu düşünüyoruz. Yazdığımız her eleştiride aynı kelimeleri kullanmaktan
bıktığımızdan, tipik bir yazar güdüsüyle, ‘klişe’ kelimesinden başka kelimeler arıyoruz ekranda
gördüğümüz şeyi anlamlandırmak için. Sanki başka kelime bulsak hissettiğimiz şeyin anlamı
değişecek, derinleşecekmiş gibi. Bulamıyoruz. Belki de bir gün ödül alan aktörlerle aynı duyguyu
paylaşacağımızı biliyoruz. Bizim de teşekkür listelerimiz var, ödül almasak, cebimizden kâğıtlar
çıkarmasak da. Her ay derginin künyesinde ‘Katkıda Bulunanlar’ ve ‘Teşekkürler’ listeleri yer
alıyor. Oraya kaç kişi bakıyor bilmiyoruz. Zaman zaman sadece kendimizin anlayacağı hınzırlıklar
yapıp sevgililerimizin adlarını yazıyoruz oraya, zaman zaman birilerini unutuyoruz. O isimler hep
değişiyor, birileri uzaklara gidiyor, birileri tam zamanlı bir işe giriyor ve sinemaya vakit ayıramıyor,
birileri yönetmen oluyor yazıya vakit ayıramıyor, birileri aylar sonra “ben yeniden yazmak
istiyorum,” diyerek bizi sevindiriyor, birileri “keşke” diyor ve aslında o “keşke”ler de teşekkürü hak
ediyor...
|