PARAMPARÇA AŞKLAR KÖPEKLER

Orijinal İsmi: Amores Perros
Yönetmen: A. Gonzalez Inarritu
Yapımcı: A. Gonzalez Innaritu
Senaryo: Guillermo Arriaga Jordan
Görüntü Yönetmeni: Rodrigo Prieto
Kurgu: Alejandro Gonzalez Inarritu, Luis Carballar, Fernando Pérez Unda
Müzik: Gustavo Santolalla
Yapım Tasarımı: Brigitte Broch
Sanat Yönetmeni: Melo Hinojosa
Oyuncular: Emilio Echevarria (El Chivo), Gael Garcia (Octavio), Goya Toled (Valeria), Alvaro Guerrero (Daniel), Vanessa Bauche (Susana), Jorge Salinas (Luis), Marco Péres (Ramiro), Rodrigo Murray (Gustavo), Humberto Busto (Jorge), Gerardo Campbell (Mauricio), Rosa Maria Bianque (Aunt Luisa)
Ülke: Meksika
Yapım Yılı: 2000
Süre: 153 dk.
Dil: İspanyolca
Dağıtımcı: Umut Sanat

Mexico City'nin kalabalık caddelerinden birinde meydana gelen korkunç bir araba kazasının çevresinde örülü üç hikâye ve her bir hikâyede belirleyici rol oynayan köpekler...
İşsiz genç Octavio aynı evde yaşadığı erkek kardeşi Ramiro'nun eşi Susanne'ya aşıktır ve onunla birlikte kaçma planları kurar. Gereken parayı bulmak için, çok sevdiği köpeği Cofi'yi köpek dövüşlerine sokar. Medya sektöründe çalışan Daniel, Meksika'nın en ünlü mankeniyle yasak bir ilişki yaşamaktadır. Sevdiği kadın ve onun köpeği Richie ile aynı evde yaşamaya başlamadan, karısını ve iki kızını terk eder. El Chivo (keçi) lakaplı berduş, bütün gün sokaklarda çok sevdiği köpekleriyle birlikte çöp karıştıran, zaman zaman da para karşılığı adam öldüren eski bir gerilladır.
Bu üç birbirinden tamamen bağımsız gözüken hikâye, araba kazasında düğümlenir. Her hikâyeyi takip ederken bu kazayı başka bir kahramanın açısından bir kez daha görürüz.
Senaryo, kurgu açısından Tarantino filmleriyle karşılaştırılabilir. Paralel zaman kesitlerinin, farklı karakterlerin açısından yansıtılması, aslında aynı zaman noktasını birkaç kere fakat her seferinde başka bir perspektiften görmemizi sağlar. Aynı ana birden fazla kez şahit olmamıza rağmen, her seferinde durumu farklı algılarız. Kurgu bu girift ve iç içe formatı ile, hikayenin tamamına hakim olan sıkışmışlık hissini destekler.

İnsan kalabalığı, kocaman şehir içinde küçücük kalmak ve bu büyük olduğu kadar kaotik şehirde küçük hayatını idame ettirmek, filmde birbirinden farklı hayat tarzları benimsemiş karakterlerin tümünün ortak paydasıdır. Günlük yaşamdaki kirlilik, şiddet ve çöküntü filmin her karesinde apaçık ortada olmasına rağmen, izleyici film süresince aynı zamanda güzel bir şeylerin de vuku bulduğunu hisseder. Kanımca Paramparça Aşklar Köpekler'i görsel açıdan bu derece başarılı kılan, Mexico City'nin asfalt yığını görünümünde gizli olan etkileyiciliği ve güzelliği, yani çelişkiyle beslenen mozaiği filmin her karesinde iç içe ama ayırt edilebilir bir şekilde ortaya koymasıdır.
Film boyunca, özellikle şiddetin ön plana çıktığı sahnelerde hareketli kamera oldukça sık kullanılmış. Bunun sonucu olarak film, izleyicinin bir nebze yorulmasına sebep olmuş belki, ama bu sayede olay örgüsünün içine tamamıyla çekilmesi de mümkün kılınmış. Hareketli kamera, kullanıldığı sahnelerde tıpkı bir çift göz gibi hareket ediyor ve izleyiciye olayları kendi gözüyle görüyormuş hissini kazandırıyor. İzleyici kendisini tüm olaylara bizzat şahit oluyormuş farz ederek, olay örgüsüne kolaylıkla dahil oluyor. Özellikle köpek dövüşlerinde, şiddet sahnelerinin tepki çekecek kadar etkileyici olması, bu inandırıcılığa ulaşabilmesi, kanımca hareketli kamera kullanımıyla oldukça ilintili. Şiddet öğesi filmin tümünde oldukça yaygın kullanılmış fakat bunu, örneğin Rezervuar Köpekleri'ndeki yavaş yavaş gerçekliğini yitiren şiddet yoğunluğu ile karşılaştırmak mümkün değil. Gonzales Inarritu'nun da açıkladığı gibi, Paramparça Aşklar Köpekler insan doğasının deneysel, duygusal ve ahlâki bir portresi ve bu portre içinde şiddetin bir anlamı ve sonuçları var.
Köpek figürü filmde oldukça sembolik bir öneme sahip. Mexico City, günümüzde bir milyondan fazla sokak köpeğini barındıran bir şehir. Şehrin atmosferinin bir parçası olmuş, insana yakınlığı tartışma gerektirmeyen bir canlı grubu, filmde insanların bir yansıması olarak kullanılmış. Şiddetin hâkim olduğu sonsuz bir döngüde, kendini kurtarmak için savaşan masum canlı olgusu insana olduğu kadar, özellikle ilk hikâyede dövüşen köpeklere de yakıştırılabilir. Üçüncü hikâyede, direğe bağlı oldukları halde birbirlerini öldürmek için ortada duran silahı elde etmeye çalışan iki kardeş görüntüsü ile, dövüşten önce birbirlerine hırlayan köpekler arasında kurulan benzerlik çok açıktır. Köpek ve insan arasındaki analojinin zirveye çıktığı bu sahne, hayatın aslında bir köpek dövüşünden farksız olduğu argümanını destekler.
Paramparça Aşklar Köpekler'in insan ilişkilerindeki tatminsizlik üzerine söyledikleri de azımsanamayacak kadar çok. Üst düzey gelir grubuna dahil Valeria ve Daniel'in ilişkilerindeki tatminsizlik ve kopukluk, hayatını yasadışı yollardan kazanan Octavio, Ramiro veya El Chivo'nun ilişkilerine dahil olan tatminsizlikten farklı değil. İnsan doğasına ait tatminsizlikler özünde sahip olunan maddi olanaklara bağlı olarak şekillenmiyor. Daniel ve Valeria gittikçe şiddetlenen kavgalarına bir anda parkenin altında sıkışmış olan Richie'den gelen sesle ara verip, beraberce Richie'yi kurtarmak için çare ararlar. Richie onların iletişimini sağlayan bir araçtır ve bu araç olmadan iletişim için çaba sarf edilmez, onun yerine karşılıklı bağırmak tercih edilir. Aynı şekilde El Chivo'nun film boyunca gerçek anlamda tek ilişki kurduğu canlılar köpekleridir. Köpekler, El Chivo'da hayata dair bir bilinç uyandıran araçlardır. İletişim genelde bir aracın yardımı olmadan sağlanamaz. Bunun oldukça bariz bir örneği, El Chivo'nun iki yaşından beri görmediği kızı ile yüz yüze konuşmaya cesaret edememesi, söylemek istediklerini kızının telesekreterine mesaj olarak bırakmasıdır. Bu örnekte iletişime yardımcı olan köpekler değil de telesekreterdir.
El Chivo filmin eksik ruhudur. İki sosyal sınıfı birbirine bağlayan karakter olmakla kalmaz, aynı zamanda iki hikâyeyi zaman ve mekân olarak ilintilendirerek üçüncü hikâyeyi oluşturur. El Chivo, insanların yaşamak için kanun dışı yolllara başvurduğu, istenmeyen hamileliklerin, kolaylıkla şiddete başvurabilen erkeklerin, çocuklarını tek başına büyüten yoksul annelerin, alkolik anneannelerin hüküm sürdüğü bir dünya ile reklamın, ihtişamın, parfümün, geniş ve aydınlık apartman dairelerinin yükselen değer olduğu bir dünya arasında bağ oluşturur. Eskiden bu ihtişamlı dünyaya ait olmuş olan, şimdi ise öbür dünyanın bile en alt tabakasında yer alan El Chivo, hâlâ geçmişi ve geçmişine dair hayat tarzı ile uzlaşmaya çalışmaktadır.
Yönetmen Gonzales Inarritu'nun ilk uzun metrajlı çalışması olan Paramparça Aşklar Köpekler, en iyi yabancı film dalında Kaplan ve Ejderha'yla beraber Oscar'a aday gösterildi. Bu güçlü rakibi bir bakıma filmin şanssızlığı oldu belki de. Film aynı zamanda çok başarılı film müziğiyle de büyük ilgi topladı.
Paramparça Aşklar Köpekler, tüm yöresel kokusuna rağmen, evrensel söylemleri olan, tüm şiddet sahnelerine rağmen bünyesinde yoğun hümanizm barındıran ve mutlaka izlenmesi gereken bir yapım.

Elif Refiğ