cahil PERİLER

İtalya'da pek çok yönetmenin asistanlığını yaptıktan sonra 1997'de çektiği Türkiye-İtalya ortak yapımı Hamam'la uluslararası arenada dikkatleri üstüne çeken Ferzan Özpetek, bu filmiyle yurt dışındaki festivallerde ilgi görmüş, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde de büyük ödülü kazanmıştı. Ve ardından Harem Suare geldi. Cannes başta olmak üzere belli başlı festivallerde gösterilen film, Özpetek'in sinema dünyasındaki prestijini arttırdı. Hamam'da kendisine miras kalan bir hamam dolayısıyla İstanbul'a gelen genç bir İtalyan'ın içsel yolculuğunu ve kimlik arayışını anlatan yönetmen, bu ikinci filminde kamerasını Osmanlı Haremi'nin kapanmaya yüz tuttuğu
günlere çeviriyor ve iç içe geçmiş öyküler aracılığıyla haremdeki cariyelerin trajedisini yansıtıyordu. Ferzan Özpetek'in mütevazı bir ifadeyle "iç keşif, imkansız aşklar, özlemler, geleceğe, imkansıza olan özlemler, elimizde olmayacağını bildiğimiz halde özlem duyduğumuz şeylerden ibaret" diye özetlediği sinemasının ana hatları iki filmiyle ortaya çıkmıştı. Özpetek öykü anlatmayı seviyor, bunu iyi biliyor ve yavaşça hareket ettirdiği kamerasıyla estetik sahneler çekmeyi başarıyordu. Kendisine yön veren de en başta, bir tarafına İtalya'yı, diğer tarafına Türkiye'yi alarak oluşturduğu çok kimlikliliğiydi. Bunu şöyle ifade ediyordu: "İlk filmim Türkiye'deki kökenlerimi İtalyan gözüyle yeniden keşfetme çabasıydı, ikinci filmim ise kökenlerimden ayrılıp -duygusal bir sürgün gibi bir şey neredeyse- başka bir kültür aramaya gitmemin ve onu İtalya'da bulmamın incelemesiydi."
Ferzan Özpetek'in başarısının abartıldığını, onun İtalya'da önemsenmesinin nedeninin İtalyan Sineması'nın son yıllardaki tıkanıklığından kaynaklandığını; dünya festivallerinde gördüğü ilginin, filmlerinin Batı'nın oryantalist bakışını beslemesinden dolayı olduğunu söyleyenler de yok değil. Öte yandan son Cannes Film Festivali'nde La Stanza del figlio (The Son's Room) ile 'Altın Palmiye' kazanan Nanni Moretti tüm İtalya'nın Ferzan Özpetek'le gurur duyması gerektiğini ifade edebiliyor ya da Ferzan'ın filmleri İtalya'da uzun süre en çok izlenenler listesinde yer alıyor.
Merakla beklediğimiz yönetmenin üçüncü filmi Cahil Periler (Le Fate Ignoranti), bu ay ülkemizde gösterime giriyor. Berlin Film Festivali'nde İtalya adına yarışan film ödül alamadı belki, ama eleştirmenlerin ve seyircilerin beğenisini topladı. Cahil Periler Roma'daki Yabancı Basın Merkezi'nin düzenlediği '42. Globo d'oro Film Festivali'nde ise üç ödül birden kazandı. Bu defa filmini Türkiye'de değil, yaklaşık yirmi beş yıldır yaşadığı Roma'da çeken Özpetek, günümüz İtalya'sından bir öykü getiriyor önümüze. Kocasının ölümünden sonra, onun eşcinsel bir ilişkisi olduğunu öğrenen Antonia adlı bir kadının, bu ilişkinin izini sürerek yabancısı olduğu bir dünyanın içine girmesini ve bu sayede hayatının değişmesini anlatıyor. Cahil Periler, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi, komedi ve dramı bir arada sunuyor. Film için "komedi ve melodramın modern bir karışımı" ifadesi kullanılıyor.
Filmde özellikle mekân kullanımı, tasarım, dekorasyon ve mizansen anlayışının başarısı dikkat çekici. Bunda Özpetek'in Bruno Cesari gibi usta bir yapım tasarımcısı ile çalışmasının etkisi büyük. Harem Suare'de de sanat yönetmenliği yapmış olan Cesari, Bertolucci'nin Son İmparator (The Last Emporer, 1987) filmindeki çalışmasıyla "En İyi Sanat Yönetmenliği-Set Dekorasyonu" dalında Oscar'a layık görülmüş, aynı ödüle 1999 yılında Yetenekli Bay Ripley (Talented Mr. Ripley) filmiyle aday gösterilmişti. Cahil Periler'in görüntü yönetmenliğini ise Hamam ve Harem Suare'de de çalışmış olan Pasquale Mari yapıyor.
Cinsellik, arayış, aidiyet ve aşk... Ferzan Özpetek'in filmlerinde yer alan en önemli temalar bunlar. Cahil Periler'in öyküsünün yönünü de yine bunlar belirliyor. "Altyazı" olarak yönetmenin kendi hayatından da izler taşıyan, uluslararası başarı kazanmış bu filmin izlenmesini öneriyoruz. Özpetek'in, filmini bu defa Türkiye'de çekmemiş olmasına ve 'oryantal' unsurlar kullanmamasına rağmen, yine de uluslararası bir başarı yakalamış olması, bir anlamda onun kendini bir yönetmen olarak da ispatlaması anlamına geliyor. Takip edilmesi ve filmlerinin seyredilerek tartışılması gereken bir isim Ferzan Özpetek.