| |
AŞK ZAMANI
Yurtdışında
hayranlık uyandıran, çeşitli festivallerde ödüller kazanan, saygın yabancı
dergilerde hakkında olumlu eleştiriler yazılan, dünya sinema gündemini
uzun süre meşgul eden pek çok film, ne yazık ki şu ya da bu nedenden ötürü
vizyonumuza giremiyor ve ülkemizde izlenemiyor. Her sinemasever gibi biz
de, sinema vizyonumuzun gelişmesini, zenginleşmesini, çeşitlilik kazanmasını
arzu ediyoruz ve "Altyazı" olarak bu bölümde, ülkemizde vizyona
girmemiş önemli filmlerin tanıtımlarını gerçekleştireceğiz. Bu sayede,
bu filmlerin ülkemizde gösterime girmesine aracı olabileceğimizi umut
ediyoruz...
Umut
Bariş Dönmez
|
|
Tabiatı
gereği imkânsız olan aşklar vardır. Bilirsiniz… yaşamışsınızdır. Acı
çekseniz ve üzülseniz de sadece siz, siz olduğunuz için, o da o olduğu
için aşkınızın imkansızlığını olgunlukla kabullenmişsinizdir. Kabullenmezseniz
eğer daha çok acı çekersiniz; söylenemeyen sözler, bir türlü ifade
edilemeyen duygular daha ağır yaralar sizi. Şöyle anlar yaşamışsınızdır…
hatırlayın, herkes yaşamıştır bunları: Bir gün onu bir bankta yalnız
başına otururken gördünüz, size baktığını anladınız, sizi beklediğini
hissettiniz, ama bir türlü yanına gidemediniz; sigara üstüne sigara
içtiniz, ama içinizi kemiren şüpheden kurtulamadınız; yağmurlu bir
gece bir saçak altına sığınıp üşüyerek, sırılsıklam bir halde saatlerce
onun yolunu da gözlemiş olabilirsiniz. Hep onu düşünmüş ama ona bir
kez olsun dokunamamış bile olabilirsiniz. Anımsayın… Yanındayken nasıl
da beceriksizleştiğinizi, ipe sapa gelmez sözler ettiğinizi, çocukça
davrandığınızı hatırladınız mı? Belki pek çok kez kararlı bir şekilde
telefonun başına geçtiniz ve numarasını çevirdiniz ve uzun uzun çalan
telefonun açılmasını beklediniz; ama onun sesini duyduğunuzda bütün
cesaretinizi yitirip konuşamadınız, vazgeçtiniz, telefonu yavaşça
kapattınız. Üzülmeyin…
Yaşadığınız, aslında yaşayamadığınız için asıl aşktı belki… kimbilir…
İfade edilemeyen, yaşanamayan, belki tam da bu nedenle o en saf ve
en güçlü aşkları kelimelere dökmek zor. Bu ne kadar zorsa, Hong Kong'lu
yönetmen Wong Kar-Wai'nin son filmi Aşk Zamanı'nı (In the Mood for
Love) anlatmak da bir o kadar zor. Çünkü bu 98 dakikalık film her
dakikasında hüzün, özlem, gizem, nostalji ve aşk gibi duyguları görüntülere
dökmeyi başarıyor. Öyküsü bile yok dedirtecek kadar sıradan, pek çok
kereler anlatılmış bir öykünün etrafında, ifade edilemeyen, özgürce
yaşanamayan bir aşkı ve bu aşkın hallerini resmedebiliyor. İzleyicisini
enfes görüntüler, hüzünlü melodiler, paha biçilemez oyunculuklar eşliğinde
bir duygu selinin ortasına bırakıyor.
1962 yılının Hong Kong'undayız… Chow Mo-wan ve Su Li-zhen kapı komşusudurlar.
Bir gün, hep aynı zamanlarda ortadan kaybolan ve çeşitli bahanelerle
uzun süre ortalıkta gözükmeyen eşlerinin ilişkisi olduğunu anlarlar.
Bu durum çifti ister istemez yakınlaştırır. Yalnız oldukları günler
boyunca birbirlerine arkadaşlık ederler. Ama kararlıdırlar: Eşleri
gibi davranmayacak, evliliklerine ihanet etmeyeceklerdir. Filmin geri
kalanında giderek birbirine sokulan, birbirine aşık olmaya başlayan
çiftimizin doğrudan ifade edilemeyen duygularının tavırlar, bakışlar,
görüntüler ve müzikle perdede vücut bulmasını seyrederiz…
Dünya sinemasının yükselen yıldızı Wong Kar Wai'yi, ilk dönem Hong
Kong filmleri bir yana, herkes Chunking Express ile tanıdı aslında.
Ardından Fallen Angels ve (Mutlu Beraberlik) Happy Together gibi filmlerle
kendine tüm dünyada hatırı sayılır bir hayran kitlesi edindi. Hareketli
kamerası, hızlı temposu, stilize anlatımıyla dikkatleri üzerine çeken
yönetmen şehir hayatının içinde kaybolmuş, mutsuz ve yalnız karakterleri
aracılığıyla aslında -denilebilir ki- daha önce de hep aşk öyküleri
anlatmıştı. Ama bu defa bir aşk hikâyesi değil, aşkın kendisini anlatıyor
Wong Kar-Wai. Günümüzde artık aşk filmleri eski etkisini sağlayamaz
diyenleri hayrete düşürecek bir şekilde izleyicisini sarıp sarmalamasını
biliyor.
Pek çok yabancı eleştirmenin 2000 yılının en iyi yapımları arasında
gösterdiği ve yönetmeninin en iyi filmi olarak kabul ettiği Aşk Zamanı,
Wong Kar-Wai'yi önceki filmleriyle tanıyanları üslubu itibarıyla biraz
şaşırtacak gibi gözüküyor. Onun kalabalık caddeler boyu yürüyen ve
koşan karakterlerinin yanından hiç ayrılmayan hızlı kamerasını hatırlayanlar,
bu kez yavaş bir tempo tutturarak kamera maharetini daracık iç mekânlara
taşıdığına tanıklık edecekler. Üstelik yönetmenin kendisi de bu değişimi
alaycı bir ifadeyle Aşk Zamanı'na kadar sinemasının omuz kamerası,
iç ses kullanımı ve sigara içen karakterler gibi üç ana unsurdan oluştuğunu
ve bu filmi üçünden de kurtulmaya karar vererek çekmeye koyulduğunu
söyleyerek onaylıyor. Neticede omuz kamerası ve iç ses kullanmamayı
başarmış, ancak karakterlerinin kederle sigara içmelerinden vazgeçememiş.
Asıl değişmeyen ise kendine has üslup güzelliği oluyor. |
 |
 |
Yönetmenin
rol vermekten ne iyi ki hiç bıkmadığı iki oyuncusu Tony Leung ile Maggie
Cheung Aşk Zamanı'nda eşsiz oyunculuklar sergiliyorlar. Leung performansıyla
Cannes Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmıştı. Bir
kenarda yalnız başına, üzüntüyle, ağır ağır, aşk acıları içinde kıvranarak
sigara içen bir karakteri ondan daha iyi canlandırabilecek bir oyuncunun
varlığı bu filmden sonra doğrusu biraz şüpheli gözüküyor. Maggie Cheung
ise dönemin dar ve uzun elbiseleri içinde zerâfet ve güzelliğin temsilcisi
olarak salınırken tek kelimeyle büyüleyici. Her ikisi de nemli bakışları,
belli belirsiz mimik ve jestleriyle karakterlerinin sıkıştırılmış duygularını
seyirciye birebir aksettiriyorlar. Onları bitişik odalarda aynı anda yalnız
başlarına durup, uyuyamadıkları, sessizce sigara içtikleri sahnelerde
görüyoruz. Aynı taksinin içinde arka koltukta beraberce oturdukları halde
biri camdan dışarı bakıyor, diğeri önüne. Hüzünlü bakışları duygularını
ele veriyor ama bunları kelimelere dökemiyorlar. Aynı odada bütün bir
gece tek başlarına mahsur kaldıkları halde birbirlerine dokunamıyorlar.
Aniden yağmur bastırdığında birlikte tek bir şemsiyenin altına sığındıkları
halde konuşamıyorlar. Buna gerek de yok. Onların yerine Mike Galasso'nun
kemanlarının can çekişen sesleri ile Nat King Cole'un sesinden hüzünlü
Latin ezgileri konuşuyor çünkü. Filmin atmosferinin kurulmasına büyük
katkısı olan müzikler için ünlü eleştirmen Peter Brunette "Müzisyen
Presneir'in Kieslowski'nin Veronik'in Çifte Yaşamı'ndaki çalışmasından
bu yana gördüğüm en güzel müzikler" demiş, hatırlatalım…
1997'de Mutlu Beraberlik ile Cannes'da en iyi yönetmen ödülünü kazandığında
başarısı tescillenmişti Wong Kar-Wai'nin. Başyapıtı sayılan Aşk Zamanı
da gösterildiği pek çok ülkeden ödülle döndü. Yine Cannes'da oyuncusuna
kazandırdığı ödülün dışında, filmin kendisi de En İyi Teknik Ödülü'nün
sahibi oldu. Fransızların Oscarları sayılan 'Cesar' ödüllerinde de en
iyi yabancı film seçildiğini söylemeden sözü bitirmeyelim. Dünyanın bütün
festivallerini dolaşan, gösterime girdiği bütün ülkelerde büyük bir beğeni
ile karşılanan bu film 20. İstanbul Film Festivali'nde de gösterilmişti
aslında ve gösterildiği iki seansta da tıklım tıklım dolu salonlarda oynamıştı.
Umut Sanat'ın katkılarıyla festival programında yer alan Aşk Zamanı, festivalden
sonra vizyona sarkan filmler arasında maalesef yoktu. Her karesiyle seyircisinde
yüksek duygular yaratan başyapıt düzeyindeki bu şaheser yapımın er ya
da geç Türkiye'de ticari gösterime de girmesini ve bu sayede filmi izleyememiş
olanların sinema sanatının ve Wong Kar-Wai'nin üslubunun nelere kadir
olduğunu görme fırsatını bir kez daha yakalayabilmelerini diliyoruz.
|