ALTERNATİF BİR GÖSTERİM MERKEZİ
İŞ SANAT SİNEMA

CEM ERDEM

Ülkemizdeki sinema salonu sayısının azlığı, yetersizliği mevzusunu bir tarafa bırakalım şimdi ve kültürel hayatımızın ve fikir alemimizin başkenti, sanat dünyamızın kalbi İstanbul'daki duruma bakalım: İrili ufaklı, eski, yeni, çok salonlu, tek salonlu sinemalarda hep aynı vizyon filmlerini izlemekten öte bir seçeneğimiz var mıdır? Sinema klasiklerine, yabancı dergilerin renkli sayfalarında iştahla okuduğumuz ama dağıtımcılarımızın ticari hesaplarla göz ardı ettiği günümüz sanat sinemasının seçkin örneklerine ulaşabilme şansımız nedir? On beş günlük film festivali dışında sinemasever nerede nefesini açabilir? Mesela, ve evet, genellikle Beyoğlu'nun ara sokaklarında, pasaj içlerinde kendine yer bulmuş bir dizi kafe, kültürevi, vs. bu ihtiyacı gidermek için çaba sarf etmektedir. Gelgelelim tüm bu iyi niyetler, olanak kısıtlılığı ve maddi yetersizlikten dolayı, ancak derme çatma sandalyeler, görüntü ve ses kalitesi
aranmamayı gerektiren mütevazılıktaki projeksiyon sistemleri ile dar ve havasız salonlarda hayat bulabildiğinden sinemasevere hak ettiği sinema keyfini yaşatmaktan da yoksundur. Hem halleri bugün var, yarın yok gibi görünür. Bir iki yıldır İstanbul Bilgi Üniversitesi de "şehir merkezinde yeni ve sürekli bir sanat sineması" sloganı ile bu misyonun taşıyıcılığına talip olmuştur. Ne var ki Kuştepe kampüsü aslında pek de şehir merkezinde olamama derdinden mustariptir. Yanlış anlaşılmayalım, 'iyi film' izlettirmeyi amaçlayan tüm bu girişimlere saygımız sonsuz. Ama yoktur işte; Avrupa kentlerinde örneklerini gördüğümüz gibi devlet destekli, özel sektör destekli, şu destekli ya da bu destekli, ticari vizyondan ayrı, düzenli ve sürekli bir alternatif gösterim merkezimiz yoktur.

Geçtiğimiz yıl içinde Levent'teki yeni gökdelenlerine taşınan İş Bankası, bir gelenek haline gelmiş olan sanata ve sanatsevere olan desteğini buradaki kültür merkezinin faaliyetleriyle sürdürüyor. İş Sanat ilk olarak müzikseverleri bir dizi konserle yeni evinde ağırladı, ardından buradaki çok amaçlı salonunu yaz boyunca sinemanın hizmetine sundu. Haziran'dan itibaren başlayan tematik gösterimlerin, sinemalardaki yaz rehavetinden dolayı "ne yapayım, ne edeyim, ne izleyeyim" diyen sinemaseverin derdine derman olduğu söylenebilir. Umut Sanat'la yapılan işbirliğinin sonucunda İş Sanat'ta diğer birçok alternatif gösterimlerin aksine filmler, video veya DVD projeksiyonla değil 35 mm. olarak gösteriliyor. Önce "Ustalardan Fransız Filmleri"ni izledik, ardından "Avrupa Sinemasının Kadına Bakışı"na tanık olduk. Aslında "Bu gösterimler ne kadar tematiktir?", "Bu başlıklar altında gösterilen filmler ne derece uygun seçimlerdir?" gibi sorular tartışmaya açıktır. Eylül ayındaki "Korku ve Macera Filmleri"yle birlikte yaz boyu sürecek tüm bu gösterimleri son yılların hatırda yer etmiş önemli filmleri olarak adlandırmak daha gerçekçi olur. Bir bölümü için modern klasikler ifadesini kullanmak da mümkündür. Geçelim… Neticede Eylül ayı içerisinde perdeye yansıyacak olan, Haneke'nin şiddet, medyada ve sinemada şiddetin sunumu ve izleyicinin bunun karşısındaki konumu üzerine çektiği ve tüm bunları bir altmetin olarak sunduğu, üstte ise kibar görünümlü iki gencin bir aileyi sayfiyedeki evlerinde nedensizce esir alıp, onlarla kediyle farenin oynaması gibi oynadıkları rahatsız edici bir öykünün aktığı Funny Games (Ölümcül Oyunlar) adlı filminin izlenmesi şarttır. Ya da David Fincher'in kusursuz senaryosu, karanlık atmosferi ve oyunculuklarıyla büyüleyen Seven (Yedi) filminin bir kez daha izlenmesi için sebep göstermeye gerek yoktur. Ayrıca Alex Proyas'nın bilimkurgu klasikleri arasına girmeye aday Gizemli Şehri'nin (Dark City), Lars Von Trier'in başyapıtı Europa'nın, Coen kardeşlerin Fargo'sunun, Sam Raimi'nin Basit Bir Plan'ının (A Simple Plan), Luc Besson'ın Leon'unun gösterimlerinin, bu filmleri vaktinde görememiş, kıymetini bilememişler için bulunmaz fırsatlar olduğu aşikardır. Tüm bu filmleri, ne iyi ki Eylül ayında İş Sanat'ta yeniden izleyebileceğiz.

İş Sanat Sinema'da Eylül ayı boyunca
Korku ve Macera Filmleri Toplu Gösterimi
yer alıyor. Fargo, Yedi, Bıçak Sırtı ve
Basit Bir Plan da gösterilecek filmler
arasında.

Asıl diyeceğimiz şu: İş Sanat film gösterimlerini bu ayla noktalamasa, bir sinematek işlevine soyunup İstanbulluları klasiklerle buluştursa, buralara pek uğramayan, görmek için can attığımız, dünya sinemasının yükselen yıldızlarının yepyeni filmlerini de kapsayan bir programla yıl boyu gösterimlere devam etse keşke... Burasının sekiz yüz kişilik konforlu ve modern salonu ile, üstelik ulaşımı çok kolay bir yerde, düzenli ve sürekli gösterimler gerçekleştiren bir sinema merkezine dönüşmesi zor mudur? İş Bankası Kuleleri sanat sinemasına ve alternatif gösterimlere ev sahipliği yapamaz mı? Tüm bunlar hayal mi?