 |
 |
|
İZLİYORUM / LÂLE MÜLDÜR
"ARTIK IŞIK OLAN FİLMLER İSTİYORUM!"
Lale Müldür... Uzak Fırtına, Kuzey Defterleri, Divanü Lügat-it-Türk, Geyikler/Saatler...
Radikal 2'den yazılarını takip ettiğimiz şairle sinema, şiir, felsefe üzerine konuştuk; kendisinin kullandığı deyimle "yeryüzüne atılma" üzerine...Bu söyleşiden bir gün sonra ani bir beyin kanamasıyla hastaneye kaldırıldı Lale Müldür. Kendisine buradan geçmiş olsun dileklerimizi yolluyoruz.
......
(Visconti'nin Leopar (Il Gattopardo, 1963) filminden, girişte kadınların ayinde olduğu sahneyi izliyoruz)
Lâle Müldür : Bu, Antonioni bir kere; o bakire kız hakkında. Ama bir dakika son kararım değil. İtalyan olduğunu anladım. Visconti galiba, bu filmi bilmiyorum. Şapkalı kadınlar var mı içinde?
Övül Durmuşoğlu : Alain Delon oynuyor desem?
Lâle Müldür : Rocco ve Kardeşleri?
Övül Durmuşoğlu : Hayır, Leopar.
Lâle Müldür : O filmi gördüm tabii. İlk soruyu teorik olarak bildim.
Övül Durmuşoğlu : Visconti desem senin için ardından ne gelir?
Lâle Müldür : Visconti'nin Etre et Passion'unu severim. Ama artık ışık olan filmler istiyorum, dekadans filan, yok yani. Zaten yirminci yüzyıl 'avant-garde'sız kapandı. Yeni de yok; çünkü yeniye ihtiyaç da yok; yani geriye dönüş, mutlak değerlere dönüş. Bir tür mistik ihtiyaca dönüş olduğu için artık ben böyle put filmleri kafamda kırdım. Severdim ama eskiden. Ben artık evren dediğimiz bu şeyin ya da hayatın anlamı dediğimiz şeyin batıni ya da 'esoterik' (mistik) araştırmasını yapan şeyler görmek istiyorum. Bunun dışında bir film çok güzel de olsa benim için değeri yok. Bir de bu çok eski temaları sentaks kırılmalarıyla, bir yığın bağıntı örtüsüyle, konuşan ölümlünün de dağıldığı, David Lynch'in filmlerinde olduğu gibi dağıldığı, yok olduğu, parçalanma halinde, fragmental halde istiyorum. En eski ile en yeniyi bir arada istiyorum.
Adnan Yıldız : O zaman sence sinema 'dekonstrüksyon' sürecine girdi mi?
Lâle Müldür : Ama 'reconstruct' edecek biri çıkmadı.
Övül Durmuşoğlu : Yok zaten, o kadar etkileyen bir tokat indiren filmler çıkmıyor. Peki Lynch'in en çok hangi filmini seversin?
Lâle Müldür : Ben Kayıp Otoban'ı daha çok seviyorum. Yani sentaks kırmayı ya da öznenin birliğini abartmamak lazım.
Övül Durmuşoğlu : Bu çok ilginç; çünkü bence Kayıp Otoban Lynch'in arada kalmış bir filmi.
Lâle Müldür : Kayıp Otoban'ı sevmemin bir nedeni şizofreni olgusunu anlamaya çalışmam. Şizofrenin mistik bir noktaya giden, ama yarı yolda takılan insan olduğunu düşünüyorum.
Adnan Yıldız : Zamanımızın filmlerine dönersek, bence Dönüş Yok gibi teknik yenilikleri kullanarak izleyiciye darbeler indiren filmlerin hakkını yememek lazım. Böyle filmler var, ama Lale'nin söylediği şekilde yeniden kurgulayanı yok.
Lâle Müldür : Ben 'hi-tech'e karşı bir insanım aslında. Dolayısıyla bugün her bir örneği çok iyi işlenmiş olsa da Amerikan sinemasının hiçbir filmini basit bir İran ya da Fransız filmine değişmem. Aslında Fransız sineması değil de Yeni Dalga diyelim. Fransızlar da muhafazakârdır aslında. Yeni, İngilizler'den çıkar; ama Alman eliti de hepsine basar.
....
Söyleşi: : Övül Durmuşoğlu, Adnan Yıldız
Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Ocak 2003 sayısının Köşeler/İzliyorum bölümünde yayımlanan yazıının bir bölümüdür.
|
|
|
|