Fida Film

 
 
FESTİVALLERDEN / !F İSTANBUL DOSYASI


BAĞIMSIZLAR GELİYOR


18-26 Ocak 2003 tarihlerinde AFM Beyoğlu Fitaş Sinemaları'nda gerçekleştirilecek !f İstanbul 2. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, geçen yıl olduğu gibi bu yılki programında da, okurlarımıza hiç kuşku duymadan tavsiye edebileceğimiz filmler barındırıyor. Festivale ayırdığımız bu dosya içerisinde; Altyazı'nın sizin için seçtiği filmleri, festivalde gösterileceğini duyduğumuzda çok heyecanlandığımız Cronenberg'in son filmi Spider hakkındaki 'Dağıtımcı Aranıyor' yazısını ve Ken Park'ın yönetmenlerinden Larry Clark ile yaptığımız bir söyleşiyi bulabilirsiniz.

...

Dağıtımcı Aranıyor: ÖRÜMCEK

Cronenberg'in son başyapıtı Spider (Örümcek), şizofrenik bir adamın bilinçdışının derinliklerine yapılan bir yolculuk. !F İstanbul'da sınırlı bir kesimin izleme imkânı bulacağı filmin ileride vizyona girmesini diliyoruz.

David Cronenberg'in son filmi Spider, şizofrenik bir adamın geçmişini sorgulayışını, hafızasının yap-bozundaki eksik parçaları tamamlama çabasını anlatan bir film. Hemen hemen her Cronenberg filminin ana eksenini oluşturan teknoloji ile bağlantılı olarak insan bedeninin ve gerçeklik kavramının dönüşüme uğraması teması Spider'da ancak metaforik düzlemde bağlantı kurulabilecek bir yan öğe olarak tezahür ediyor. Bu kez Cronenberg toplumsal yapının insan doğası üzerine etkilerini geri plana itiyor, insan varoluşu üzerine zamanlar ötesi bir cümle kuruyor.

...

Fırat Yücel

Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Ocak 2003 sayısının VizyonÖtesi/Festivallerden !F dosyasının bir bölümüdür.

 
 
 
KÖŞELER/ KISA METRAJ

BİR KISA FİLM SENARYOSU YAZMAK

Birçok kısa film yeterince olgunlaşmamış küçük bir fikir üzerine kuruluyor, oysa senaryo yazımı ortaya iyi bir kısa film çıkarmak için belki de en önemli aşamalardan biri.

Zaman zaman izlediğimiz kısa filmlerde çok çarpıcı buluşlarla karşılaşabiliyoruz.

Buluşlarla izleyicinin istenilen atmosfere çekilmesine karşı değilim elbette ama bir kısa filmin yalnızca buluşa dayanması, onu sömürerek kendisini var etmeye çalışması çok sağlıklı bir şey değil.

Niyeyse bende bu durum vur-kaç taktiği gibi bir izlenim uyandırıyor.

Tıpkı bir sıkıntı anında arkadaşınızın anlattığı bir fıkra gibi birazdan unutup gidebiliyorsunuz. Oysa, kısa film o kısacık sürede seyircinin belleğine derin bir neşter atabilir ya da hayata dair çok küçük bir ayrıntının peşinden giderek size minimalist bir öykü de anlatabilir.

En azından kısa film hitap ettiği kitlede böyle bir duygu uyandırmalıdır.

Bazı filmler, özellikle belli bir gruptaki insanlar için bir anlam taşır. Belki şöyle dersek daha doğru olur; "Bazı filmler hedef kitlesine ulaştığında o hedef kitle için daha fazla şey ifade eder".

Oysa, kısa film çalışması yapanların senaryolarında (özellikle genç arkadaşların senaryolarında) hep aynı temalar göze çarpıyor. Belli duygu yoğunluklarını kullanıp izleyicinin zayıf tarafına saldırmaya çalışırken, bu duyarlıkları abartarak izleyicinin gözünü çıkartıyoruz. Kaba, inceliksiz, yüzeysel, fazlasıyla düz ve hatta çoğu kez söylediğini yalanlayan, bazen samimiyetsiz hikâyeler.

Bu tür filmlerin başında televizyon kültürünü eleştiren kısa filmler başta geliyor.

Televizyon kültürünün toplum-birey üstündeki etkisini eleştirmek için yapılan filmlerde, genellikle televizyon bağımlılığı, kişinin çevresine yabancılaşması, duyarsızlaşması, yalnızlaşması ve buna bağlı olarak şiddet öğeleri fazlasıyla kullanılıyor. Bunu anlatmaya çalışan bir kısa filmci ne yapıyor; öncelikli olarak elindeki malzemenin televizyon malzemesi olduğunu unutarak, o formatın bütün nimetlerini kullanmaya çalışıyor.

...

Rıza Kıraç


Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Ocak 2003 sayısının Köşeler/ Kısa Metraj böümünde yayımlanan yazısının bir bölümüdür.

 
 

 

Altyazı'yı nereden alıyorsunuz ?

 gazete bayisinden
 kitapevinden
 aboneyim
 almıyorum


Sinema rehberiniz